CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferası’nda yaptığı konuşma Avrupa’da tartışılmaya devam ediyor. Rubip, geçen sene ABD Başkan Yardımcısı J.D Vance’ten farklı olarak bu sene yaptığı konuşmada Washington yönetimi adına daha ılımlı mesajlar verdi.
Washington yönetiminin transatlantik bağlarına değer verdiğini savunan Rubio, ““Transatlantik döneminin sonunu haber veren manşetlerin olduğu bir dönemde şunu herkes bilmelidir ki; bu bizim ne hedefimiz ne de dileğimizdir. Biz Amerikalıların evi barı yarımküre olabilir ancak biz her zaman Avrupa’nın çocuğuyuz” diye konuştu. Rubip ABD ve Avrupa’nın “paylaşılan büyük medeniyet” temelinde ortaklığa “yeniden yön vermesi” gerektiğini söyledi. Bununla birlikte Rubio, Avrupalı devletlerin “refah devleti” uğruna güvenliğe bütçe ayırmadığı eleştirisinde bulundu. ABD Dışişleri Bakanı’nın bu eleştirisi ile Washington’ın ikinci dünya savaşının ardından sağladığı güvenlik garantilerinin kademeli olarak azalacağı mesajını tekrar etti.
Rubio emperyalizmi savundu
Almanya’nın önde gelen dergilerinden Der Spiegel konuya dair yayınladığı analizde Rubio’nun konuşmasının Avrupa’ya ümit vermemesi gerektiğinin altını çizdi. Gazete “Rubio özünde Trump’ın politikasından bir milim dahi geri adım atmadı. Onun gümrük politikasını ve emperyalizmini savundu. Salt ulusal çıkarlara dayalı bir politikayı amasız fakatsız destekledi ve ‘kurallara dayalı dünya düzeni’ni fazlasıyla yıpratılmış bir kavram olarak niteledi.” satırlarını kaleme aldı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nın Münih Güvenlik Konferansı’nın ardından Macaristan Başbakanı Victor Orban ile görüştüğünü anımsatan Süddeutsche Zeitung, ise Washington ve Budapeşte arasındaki ticari bağlara dikkat çekti. Avrupa Birliği üyelerinin sıklıkla eleştirdiği Macarsitan’ın ABD planlarındaki değerini anımsatan gazete şunları kaydetti:
“Orbán Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın, ABD ise onu daha fazla Batı kampına çekmeye çalışıyor. Bir diğer neden ise ticari: ABD Macaristan’a doğalgaz satmak istiyor. Macaristan şimdiye değin büyük ölçüde Rusya’dan gerçekleşen enerji sevkıyatına bağımlıydı; bu yüzden de Trump geçen yıl Macaristan’a yaptırımlar dahi uygulamış, ancak Orbán’ın hatırına daha sonra bunları kaldırmıştı. Sonuç olarak Macaristan, ABD’nin stratejik konseptine tam oturuyor: Trump, Orbán'ın şahsında Batı’daki nüfuzunu artıracak ve ileride belki de Amerikan enerjisi satın alacak dost bir kültür savaşçısı bulmuş oldu. İdeoloji, güç ve para: Trump’ın hayallerindeki dünyada işler böyle yürüyor.”
Merz’in iki güçlü payandası
Berlingske’ye göre ise Münih Güvenlik Konferansı’nda en önemli açıklamaları yapan Marco Rubio değil, Merz’di. “Münih’te en kritik konuşmaları gerçekleştirenler bizzat Avrupalılardı. Şansölye Friedrich Merz, Başkan Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin dostları ve müttefikleri olmadan da her şeyi başarabileceği yönündeki yaklaşımını kesin bir dille reddetti.” İfadelerini kullanan Berlingske şu değerlendirmede bulundu:
“Merz’in etkileyici konuşmasında Avrupa için çizdiği yol haritası iki güçlü payandaya dayanıyor. İlki, Avrupa savunmasının belirgin bir şekilde güçlendirilmesi ve NATO içinde artık nükleer savunmayı da kapsayacak bağımsız bir Avrupa kanadının oluşturulması. İkincisi ise, ekonomide yeni küresel ortaklıklara dayalı köklü reformların hayata geçirilmesiyle düzenlemelerin ve bürokrasinin azaltılması.”