CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, cumartesi günü başlayan üç günlük sonbahar festivali kapsamında Yasukuni Tapınağı'na, başbakanlık unvanını taşıyan saksı bitkisi şeklinde geleneksel bir adak gönderdi.
Japonya'nın savaş sonrası başbakanları arasında askeri genişlemeyi güçlü biçimde savunan sağcı siyasetçilerden biri olarak değerlendirilen Takaichi, daha önce de tapınağı ilkbahar ve sonbahar festivallerinde ve Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'nda koşulsuz teslim olduğu 15 Ağustos'un yıl dönümlerinde ziyaret etmişti.
Japon siyasetinin Yasukini Tapınağı hamleleri başta Çin ve Güney Kore olmak üzere Japon militarizminin hedefi olan ülkelerde sert tepkiye karşılanıyor. Bu tepkilerin nedenini anlamak için merak edilen üç sorunun yanıtını takipçilerimizin dikkatine sunuyoruz:
Tapınakta kimler kutsallaştırılıyor?
Yasukuni Tapınağı, 1868’de başlayan Meiji Restorasyonu’nun çalkantılı ortamında, Japonya’nın modernleşmesinin ve militarizminin önünü açan iç savaşta ölenleri anmak amacıyla İmparator Meiji’nin emriyle inşa edildi. Başlangıçta savaşta ölenlerin ruhlarına adanan ve Şokonşa adı verilen tapınak, daha sonra “tüm ulusun barışını korumak” anlamına gelen Yasukuni adını aldı.
Bugün Yasukuni kendisini bir “barış tapınağı” olarak tanımlıyor. “Vatanlarını korumak için kamusal görevlerini yerine getirirken hayatlarını feda ettiklerini” söylediği 2,47 milyon kişiyi “kutsal varlıklar” olarak yüceltiyor. Oysa bunların 2,13 milyonu, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki saldırganlığına katılan kişilerden oluşuyor. Sözde bu “kutsal varlıkların” arasında İkinci Dünya Savaşı’nın 14 A sınıfı savaş suçlusu da bulunuyor. Bu kişilerin tamamı Tokyo Savaş Suçları Yargılamaları’nda suçlu bulundu ve idamdan hapis cezasına uzanan cezalara çarptırıldı. Yedisi idam edildi, beşi cezalarını çekerken, ikisi ise nihai hüküm verilmeden önce öldü.
Savaş suçluları, 1978’de kamuoyuna açıklanmadan, gizlice Yasukuni Tapınağı’nda kutsallaştırıldı. Bu işlem, önde gelen gazetelerin konuyu ortaya çıkardığı 19 Nisan 1979’a kadar gizli kaldı. B ve C sınıflarında hüküm giyenlerle birlikte Yasukuni’de aynı zamanda Asya-Pasifik’te işlenen en korkunç vahşetlerden bazılarının sorumlusu olan toplam binden fazla savaş suçlusu anılıyor.
Hangi suçları işlediler?
Yasukuni’de kutsallaştırılan 14 A sınıfı savaş suçlusunun 13’ü, Japonya’nın Çin’e karşı yürüttüğü saldırı savaşına doğrudan katıldı ya da işgal politikalarının şekillendirilmesinde ve uygulanmasında başlıca sorumluluğu taşıdı. Bunlardan biri, Aralık 1937’de Çin tarihinin en vahşi katliamlarından biri olan Nanjing Katliamı’nın emrini veren İvane Matsui’ydi. Japon askerleri haftalar boyunca onun emirlerini uygulayarak 300 binden fazla sivili ve silahsızlandırılmış askeri kurşuna dizdi, bıçakladı, diri diri gömdü ya da suda boğdu. Ayrıca 20 binden fazla kadın tecavüze uğradı, Japon birlikleri kenti yağmalayıp ateşe verdi ve binaların üçte birinden fazlasını yıktı.
Uzak Doğu Uluslararası Askerî Mahkemesi’nin kararına göre Japon ordusu; Malezya, Endonezya, Myanmar ve Tayland gibi yerlerde, birçoğu A sınıfı savaş suçlularının komutasında olmak üzere, 100’den fazla büyük çaplı katliam gerçekleştirdi.
Filipinler’de Akira Muto, yaklaşık 100 bin Filipinli sivilin öldürüldüğü Manila Katliamı’nı yönetti. “Burma Kasabı” olarak anılan Heitaro Kimura ise Myanmar, Malezya ve Avustralya’dan getirilen insanların zorla çalıştırılmasıyla inşa edilen Tayland-Burma “Ölüm Demiryolu”nun yapımını yönetti. Bu süreçte yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti.
Yasukuni’de kutsallaştırılan “saygıdeğer varlıkların” vahşeti savaş alanıyla sınırlı kalmadı. İşgal altındaki topraklarda Japonca eğitimin zorla dayatılması, kadınların ve kız çocuklarının cinsel köleliğe zorlanması, 731. Birim’in yürüttüğü biyolojik savaş ve insanlar üzerindeki deneyler de bu suçlar arasındaydı.
Ziyaretler neden öfke uyandırıyor?
Tapınak, tarihin çarpıtılmasının ve Japonya’nın savaş dönemindeki sorumluluğunun ısrarla aklanmasının somutlaşmış hâli olarak öne çıkıyor. Tapınağın bünyesindeki Yuşukan Müzesi’nde Japonya’nın savaş geçmişi açıkça aklanıyor: İmparatorluk fetihleri Asya’nın kurtuluşu olarak sunuluyor, vahşet sistematik biçimde göz ardı ediliyor. Nanjing Katliamı, “sivil kıyafetler giymiş Çinli askerlerin” cezalandırıldığına ilişkin kısa bir ifadeye indirgeniyor. Çok sayıda insanın ölümüne yol açan Tayland-Burma Demiryolu ise yalnızca mühendislik açısından sağladığı faydalarla övülüyor.
Bu ziyaretleri utanç verici bulan sadece Japon militarizminin kurbanları da değil. Dünyaca ünlü Japon yazar Haruki Murakami sağ kesimin sert tepkilerine rağmen tarihin aklanmasına açıkça karşı çıkmayı sürdürüyor.Romanında Nanjing Katliamı’na açıkça değinen Murakami, tarihi çarpıtmanın insanın yalnızca kendisine eziyet etmesine yol açtığını vurguladı. Japonya’nın, “baskıya uğrayan ülkeler kabul edene kadar özür dilemeye devam etmesi” gerektiğinin altını çiziyor.
Uzmanlar, İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinin üzerinden 81 yıl geçmesine rağmen Japonya’nın saldırganlığı ve sorumluluğuyla ilgili temel soruları hâlâ yanıtlayamadığına dikkat çekiyor. Bunun, çarpık bir tarih anlayışını ortaya koyduğunu belirtiyorlar.





