Özel Haberler

İran değil MAGA bölünüyor

ABD Başkanı Donald Trump, saldırılar neticesinde İran’da yönetimin dağıldığını iddia ederken siyaset ve sahada yaşanan gelişmeler tam tersini gösteriyor. Vance ve Rubio-Hegseth hattında gizlenemez hale gelen yarılmaya, MAGA’dan aforoz edilenler eşlik ediyor. Savaş yanlıları arasında söylem bütünlüğünün bulunmaması ise stratejik karmaşanın ifşası olarak yorumlanabilir.

Gökhun Göçmen

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran'a başlattığı saldırıların stratejik hedeflerine varamadığı görülüyor. İran’da liderliğe düzenlenen saldırının ardından komuta kademesinde boşluk yaşanmazken, ülke genelinde yönetime destek eylemlerine İsrail ve Körfez’deki ABD üslerine atılan füzeler eşlik ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya çıkan tabloya yanıtı şimdiye kadar sahada kazanamadığı zaferi kameralar önünde ilan etmek oldu. Trump, pazartesi gecesi düzenlediği basın toplantısında İran’da hedeflerine çok kısa sürede ulaştıklarını, yönetimin dağıldığını ve yeni liderlik için aklında bir ismin bulunduğu söylemlerini tekrarladı.

Trump’tan 72 saat kayıp Vance’e: Felsefemiz farklı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran yönetimine dönük iddiaları doğrulanamazken, MAGA olarak bilinen iktidar kanadı içindeki bölünmeler ise artık gizlenemez hale geldi. Trump, 9 Mart’ta Başkan Yardımcısı J.D Vance’in savaşa dair pozisyonunu “Onun farklı bir felsefesi var. Biraz daha az heyecanlı olabilir” sözleri ile açıkladı.

ABD Başkan Yardımcısı J. D Vance, İran’a dönük saldırıların başlamasının ardından 72 saat boyunca herhangi bir açıklama yapmaması ile dikkatleri üzerine çekmişti. ABD eski başkanı George Bush’un yardımcısı Dick Cheney ya da Barack Obama’nın yardımcısı Joe Biden’ın etkisi göz önüne alındığında Vance’in sessizliği güçlü bir mesaj olarak yorumlanabilir.

Savaşın poster çocukları: Hegseth ve Rubio

Wall Street Journal gazetesine 2023 yılında yazdığı makalede “Trump’ın en iyi dış politikası: Savaş başlatmamak” başlığını tercihi eden ve Kasım 2024’te katıldığı bir programda “İran ile savaş kaynaklarımızın büyük israfı olurdu.” diyen Vance, son günlerde katıldığı programlarda Trump’a alt perdeden destek vermekle yetiniyor. Vance, İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını ve ABD’nin sonsuz savaşlara girmeyeceğini belirtmekten öteye geçmeyen pozisyonu görünürlüğüne de etki etmiş durumda.

28 Şubat’ın hemen ardından Mar-a-Lago malikanesinde Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Başbakanı John Ratcliffe ve Beyaz Saray Sekreteri Susie Wiles ile savaşı izlemekle yetinirken, sürecin “poster yüzü” olaraksa Savunma Bakanı Pete Hegseth seçildi.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da artan rolüne vurgu yapan New York Times gazetesi ABD Dışişleri Bakanı’nın Amerikan gücünü ülke sınırlarının ötesine yansıtmaya eğilimli olduğunun altını çiziyor.

2028 Başkanlık seçimlerinde JD Vance ile Marco Rubio’nun aday olarak öne çıkacağını belirten ülke basınına göre ibre şimdilik Rubio’yu gösteriyor. NBC News’ün haberine göre 28 Şubat günü Trump’ın sorusu üzerine Cumhuriyetçi 25 bağışçı gelecekteki aday olarak Rubio’yu görmek istediklerini dile getirdi. Bu yıl düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’na J. D Vance yerine Marco Rubio’nun gönderilmesi de yarıştaki işaretlerden biri olarak kabul ediliyor.

Tucker Carlson şimdiden aforoz edildi

ABD Başkanı Donald Trump, Vance’e dönük henüz sert eleştirilerde bulunmamış olsa da MAGA’nın sesi olarak kabul edilen eski Fox News sunucusu Tucker Carlson ile köprüleri attı. “İsrail, ABD için büyük bir yük” diyen Carlson hakkında Trump “ Tucker yolunu kaybetti. Bunu çok uzun zaman önce biliyordum ve o MAGA'cı değil. MAGA ülkemizi kurtarıyor. MAGA ülkemizi yeniden büyük yapıyor. MAGA, Amerika Önce Gelir demek ve Tucker bunların hiçbiri değil. Tucker bunu anlayacak kadar zeki değil.” İfadelerini kullandı.

New York Times gazetesinin haberine göre Amerika’nın İsrail’in jeopolitik hırslarına yenik düşmemesi gerektiğini düşünen Carlson, savaş başlamadan önce Trump özel olarak görüşmüş ve çekincelerini dile getirmişti.

Savaş destekçileri koordinasyonu kaybetti

ABD-İsrail saldırılarına karşı mesafeli duran isimler kadar savaş yanlıları içindeki koordinasyon sorunu da Amerika’daki krizin diğer boyutunu oluşturuyor. Savaşın neden başladığı, hangi kapasite ile devam ettirileceği ve hangi unsurların devreye sokulacağı hakkında Beyaz Saray çevresinde kargaşa hakim.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail’in saldırmaya karar verdiği için kendilerinin sürece dahil olduğunu söylerken, Trump Dışişleri Bakanı’nı yalanlamak pahasına savaşa kendisinin karar verdiğin öne sürerek “İsrail'i ben zorlamış olabilirim” diye konuştu.

Trump mühimmat kapasitesi ile ilgili de yakınındaki ismi boşa düşürmekten imtina etmemişti. Rubio’nun İran’ın ayda 100 kadar füze ve sayısız drone üretebildiği, buna mukabil ABD’nin ise hava savunma füzelerinden 6-7 tanesini sahaya sürebildiğini itiraf etmesine rağmen Trump “sınırsız mühimmata sahip olduklarını” öne sürmüştü. Askeri uzmanlar ABD’nin böyle bir kapasitesi olmadığının altını çizerken, Savunma Bakanlığı’nın Güney Kore’deki Patriot sistemlerini Ortadoğu’ya taşıma görüşmeleri yapması bu tezi destekliyor.

Öte yandan Trump, İran’a karşı Kürt grupların kullanılabileceği yönündeki haberleri “Saldırsalar güzel olur” şeklinde yorumlarken Beyaz Saray Sözcüsü Karolina Leavitt böyle bir gündemlerinin olmadığını söylemişti. Trump’ın bir gün sonra kendisini de yalanlayacak şekilde İran’da vekil güç kullanmayacağını dile getirmesi ise siyasi belirsizlikten ziyade siyasi karmaşa olarak yorumlanmaya devam ediyor.