Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen ANKA III insansız hava aracı ile Türkiye'nin ilk jet motorlu süpersonik eğitim uçağı Hürjet, kol uçuşu gerçekleştirdi. ANKA III insansız bir hava aracı iken, Hürjet insanlı bir uçuş aracı olarak görev yapıyor. Bu uçuş, Türkiye’nin havacılık teknolojilerindeki kabiliyetlerini sergilemek adına önemli bir adım olarak nitelendiriliyor.

NATO’nun Asya politikası neden gerçekçi değil? NATO’nun Asya politikası neden gerçekçi değil?
Pilot ve havacılık uzmanı Bahadır Acuner, bu tarihi uçuşun önemine dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Hürjet insanlı bir uçuş aracı, ANKA III ise insansız. Bunların bu şekilde beraber uçmaları çok anlamlı çünkü ANKA III'ün insanlı bir uçakla yan yana uçması söz konusu. İnsanlı uçaklar için bile kol uçuşu (uçakların çok yakın uçması) çok önemli bir olay. Onda bile bir sürü aksaklık yaşanabiliyor. Bunun bir insanlı ve bir insansız hava aracı ile yapılması, iki değişik uçuş stilinin birbirleri ile eş güdümü açısından çok önemli.”

Bu tür uçuşlar, Türkiye'nin savunma sanayisindeki teknolojik yeteneklerini ve uluslararası rekabet gücünü artırıyor. Hürjet ve ANKA III'ün birlikte uçması, Türk mühendisliğinin ulaştığı noktayı göstermesi açısından önemli bir vitrin görevi görüyor. Aynı zamanda, bu tür gösteriler, Türkiye'nin uluslararası pazarda yerli üretim hava araçlarına olan güveni artırarak ihracat potansiyelini de yükseltiyor.

Geleceğe yönelik adımlar

TUSAŞ, bu başarılı uçuşla birlikte, hem insanlı hem de insansız hava araçlarının entegrasyonunda önemli bir aşama kaydetmiş oldu. Bu tür kol uçuşlarının devam etmesi, gelecekte daha karmaşık ve koordineli görevlerin başarıyla gerçekleştirilmesine olanak tanıyacak. Ayrıca, bu uçuşlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kabiliyetlerini de artırarak, sahada daha etkili ve koordineli hareket etmelerini sağlayacak.

Zülal Çelik