Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon kanalının canlı yayınında İran ve Suriye başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Fidan, İran-ABD arasında Umman'da yürütülen müzakerelere ve Dışişleri Bakanı Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin “Bölgede çıkabilecek yeni bir savaşı bölgenin kaldırabilecek hali yok. Olası bir savaşı önlemenin bütün imkanlarını kullanmak istiyoruz” dedi.
"Ani bir savaş tehdidi yok"
İki tarafla da görüştüklerini söyleyen Hakan Fidan, "Hemen neticeye ulaşılması zor bir konu. Sevindirici husus ise tarafların müzakere konusunda orta bir irade koymuş olmaları. Uzun bir aradan sonra ilk temastan sonra olumlu bir hava ortaya çıkması bizim için önemli. Yaratıcı bir çözüm bulmamız gerekiyor, tarafların çözmeye yönelik bir irade varsa bunu görüyoruz. Şu anda en azından ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor" dedi.
Fidan “İranlılarla nükleer konusunda bir iradeyi gördükten sonra ABD tarafına da söyledik, buradan gidilmesi daha iyi olur diye. Nükleer konu en önemli konu” diye konuştu.
Görüşmelerden nükleer bir çözüm çıkarsa diğer sorunların rahat çözülebileceğini söyleyen Fidan, “Bu kanaati taraflarla paylaşıp bir usul ihlas edelim istedik. ABD biraz baskı unsuru gösterme konusunda bir metot belirliyor. Büyük filoların gönderilmesi, bombardımanların gönderilmesi, stratejik güçlerin kaydırılması, İran'ın sürekli 'füze adetini çoğalttık' demesi her iki tarafın da muhtemel bir saldırının iki taraf için de sıkıntılı olacağına dair ipuçlarını veriyor” diye konuştu.
"Bir saldırı felaket olur, nerede duracağı belli olmaz"
İran'a yapılacak olası bir saldırıya ilişkin “felaket olur” nitelemesi yapan Hakan Fidan, “Felaketi önlemek için elimizden geleni yapıyoruz. İran büyük bir saldırıya uğraması durumunda karşılık vereceğini söyledi ki bölge ülkelerdeki hedeflere saldırıda var bunun içinde. Bölge ülkelerdeki ABD üstlerine saldırı adı altında enerji alt yapılarının vurulması bölgedeki savaşın yaygınlaşmasını beraberinde getirebilir.
O kulvara girince bu işin nerede duracağı belli olmaz. Biz de yanı başındayız. Milli güvenlik ile ilgili yakından takip ettiğimiz konular var, terörle mücadeleyi negatif hale getirebilecek bir senaryoyu istemiyoruz. Savaş büyük dramları ve istikrarsızlaşmayı getirir" dedi.
Bakan Fidan, İran'a yönelik olası hava saldırılarıyla rejimin değişmeyeceğine inandığını söyleyerek, “Ben böyle bir şeyin olabileceğini bir rejim değişikliği olabileceğini düşünmüyorum. Bu boş bir hayal, Şu olabilir: Hükümet, sistem zayıflar, halka hizmet götüremez ve mevcut rejim radikal kararlar alarak belki düzeltmeyi tercih edebilir, dönüşebilir. Rejim değişikliğinin pratikte olabileceğini düşünmüyorum” diye konuştu.
İran'da sorununun rejimin kendisi olmadığını, aldığı kararların ve uyguladığı politikaların olduğunu kaydeden Fidan, “İran rejiminden daha merkezi olan rejimler var. Onlar küresel sıkıntılara yol açmadığı sürece küresel bir şikayette olmuyor. Belki devrimden beri aynı kadroların olması, ülkeyi bir ulus devlet sistematiğinden ziyade devrimi devam ettiren bir örgüt gibi bakmaları ve yönetmeleri sistemik sıkıntıya yol açıyor olabilir" dedi.
"Suriye'de şu anki tablo iyi durumda, gelinen aşama önemli"
Suriye'de Şam yönetimi ile terör örgütü YPG/SDG arasındaki entegrasyona yönelik anlaşmaya ilişkin Fidan, "Esas itibarıyla, Suriye’nin birliği, bütünlüğü ve istikrarı adına; bunun kan dökülmeden, diyalog yoluyla ilerlemesi bizim için önemli bir husus. Biraz daha gidilmesi gereken mesafe var ama şimdilik durum bu" ifadelerini kullandı.
Fidan şunları kaydetti:
"Ben büyük ölçüde, YPG’nin işgal ettiği topraklardan çekilmesini ve şu anda Kürt nüfusun yaşadığı bölgelerde esas itibarıyla pozisyon almasını, önceki haritaya göre çok daha sağlıklı bir durum olarak görüyorum. Şu anki tablo iyi bir durumda, yani önceye kıyasla daha iyi. Ama bu durumdan daha da iyi bir noktaya gidilebilir. Sorun alanından ziyade atılması gereken adımlar var. Biliyorsunuz, ulaşılan mutabakat gereği tamamlanması gereken adımlar söz konusu. Bu adımlar her gün, bir şekilde tek tek atılarak belli bir noktaya gidilmeye çalışılıyor. Burada iki tarafta da belli bir güvensizlik var ama bu adımlar atılıp hayata geçtikçe güvenin artacağını düşünüyorum.
Diğer taraftan YPG’nin de kendi içinde tarihî bir dönüşüm yaşaması gerekiyor. Bu tartışmalar şu anda zaten orada yapılıyor. YPG içinde bu tartışmaların olması önemli. Daha gerçekçi, daha Suriyeli; Türkiye’nin ya da Irak’ın güvenliğini tehdit etmeyen, PKK’nın dört ülkedeki Kürt varlığına yönelik eski emellerinin bir parçası olmayan bir yapıya dönüşmeleri gerekiyor. Böyle olursa kimseyi tehdit etmeden, kendi ülkelerindeki Kürtlerin duruşuna ilişkin meşru bir mücadele zemini oluşur."
Fidan “Biz baştan beri Kürtlerin haklarını destekliyoruz. Ahmet Şara’ya da hep bu yönde tavsiyelerde bulunduk. Onun çıkardığı bazı düzenlemeler, başkanlık kararnameleri var. Ama dediğim gibi, bu süreci büyük bir dikkatle takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
"Bölgenin şansı Türkiye'deki istikrarlı yönetim"
Şam’daki hükümetin bütün vatandaşlara sağladığı hak, eşitlik ve özgürlük ortamının önemli olduğunu belirten Fidan, Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlerle ilgili çok büyük hassasiyetleri olduğunu da ifade ederek şunları söyledi:
"Kürtlerin yaşadığı bölgede şu andaki temel psikoloji şu: Şam’la tanışma imkânları çok fazla olmadı. Çünkü uzun süre başka bir iradenin kontrolü altındalardı. Şimdi yavaş yavaş tanışacaklar.
Bizim, yani ülke olarak, devlet olarak başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Suriye’deki Kürtlerle ilgili inanılmaz bir hassasiyetimiz oldu. Ben hatırlıyorum, 2010 yılında MİT Müsteşarıyken, 2011’de henüz Suriye devrimi başlamadan, iç savaş çıkmadan önce, özel temsilci olarak defalarca Beşar Esad’a gittim. Cumhurbaşkanımız o zaman başbakandı. Neden gittik? Birincisi, iç savaşın çıkmasını önlemek için. İkincisi, bu konudaki önerilerimizi anlatmak için. Yani ‘Bakın, şuralardan sorunlar çıkacak. Aman şunu yapın, bunu yapın. Halk bunu bekliyor’ dedik. Bunu anlatırken de Kürtlerle ilgili durumu özellikle vurguladık. Dedik ki ‘Bakın, bunların büyük bir kısmının vatandaşlığı yok. Kendilerini ait hissetmiyorlar. Bu aidiyet duygusunun olmaması çok ciddi sorunlara yol açar. Bu kabul edilebilir bir durum değil.’
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve arkadaşlarının bu konudaki çizgilerini “düzgün” olarak nitelendiren Fidan, "İnşallah bu sayfada Kürtlerin ve Arapların lehine güzel bir şekilde kapanır, Türkiye'nin de güvenlik endişeleri giderilir ve Suriye daha güzel bir geleceğe yol alır" ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan "Bölgemizin bir yeryüzü cenneti olmaması için hiçbir neden yok. Bölgenin en büyük şansı Türkiye'de istikrarlı bir yönetimin olması ve Cumhurbaşkanımızın irade makamında bulunması” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan-Trump ilişkisi
ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki iyi ilişkilerin sorulduğu Fidan, “Karşılıklı saygı var Trump ile Cumhurbaşkanımız arasında. Sayın Trump bir iş adamı olarak verdiği mücadele var, daha sonra da siyasetçi olarak verdiği mücadele var. Kendi analizime göre, Trump kendi için birtakım kriterler geliştirmiş. Uzun süre mücadele ile başarı ve iktidar ortaya koyan insanların güçlü olduğuna inanan bir duruşu var.
Cumhurbaşkanımızın uzun yıllardır tekrar tekrar seçilmesi ve sıkıntılı bölgede bir istikrar havzası oluşturmaya liderlik etmesi nedeniyle bir aynilik kuruyor. Cumhurbaşkanımız mahkemeler, darbeler, öldürme tehditleri ile karşı karşıya kaldı. Uzun yıllar birçok sıkıntıyı ve imtihanı taşıdı. Bununla ayakta kalan ve muzaffer olan liderlerin etrafta saygı uyandırması normal” dedi.
Söz konusu ilişkiden bölge lehine birçok netice doğduğunu söyleyen Fidan, “Bunlar devletin ve milletin lehine olan konular” diye konuştu.
AB ile ilişkiler
AB ile ilgili son dönemlerdeki temaslara ilişkin Fidan, “AB ile ilgili son birkaç yılda ortaya konan çabalarla, ilişkinin daha iyiye gitmesinin yolları aranıyor. Bizim belli konuları ilerletmemiz için Gümrük Birliği gibi, belli ülkelerin rezervlerini kaldırması geriyor. Avrupa Birliği'nin kahir ekseriyeti bunun yapılmasından yana. Kıbrıs Rum kesimi bunu engelliyor. En çok konuştuğumuz konuların başında vize serbestiyeti geliyor. Vize talepleri Türkiye'den çok artmış durumda. Bu konu da gündemde" dedi.