CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Avrupa’nın insan hakları savunuculuğuna sığınarak yürüttüğü politikaların gerçek yüzü, Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonuyla ayyuka çıktı. İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırımının başlamasının ardından Avrupalı liderlerden ‘’İsrail’in kendini savunma hakkı’’ sözü dışında bir şey duyamaz olduk. Halklar, sokaklara döküldü, İsrail’in soykırımının durdurulmasına yönelik çağrılar yapıldı. Ancak halkların, Avrupa’nın o çok savunduğu insan hakları talepleri uluslararası müesses nizamın yalıtımsız duvarlarına çarptı.
Emmanuel Macron yönetimindeki Fransa ve tarihsel olarak İsrail’e karşı sorumluluk hisseden Almanya’daki gösteriler de polis şiddetiyle hafızalara kazındı. Bugün ise iki ülke, siyasetçilere uyguladıkları Filistin ambargolarıyla gündemde.
Filistinli AP üyesine iki yıl siyasetten men: Rima Hassan
Fransız-Filistinli siyasetçi Rima Hassan, Avrupa Parlamentosu’nda Fransa’yı temsil eden isimler arasında yer alıyor. Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise - LFI) listesinden seçilen Hassan, özellikle Filistin meselesine ilişkin açıklamalarıyla öne çıkan bir isim. Şimdilerde ise öne çıkmasının yanısıra aynı zamanda hedef tahtasına oturtulmuş durumda. Eski Japonya Kızıl Ordu mensubu Okamoto'nun Filistin'e destek veren sözünü sosyal medya hesabından 26 Mart'ta paylaşan Hassan, "terör propagandası" yapmakla suçlandı, yargılandı.
Hassan’ın yargılandığı dava, dün Paris Adli Mahkemesi’nde başladı. Fransa basınına yansıyan haberlere göre hakim karşısında çıkan Hassan, hakkındaki davayı "bir gözdağı verme girişimi" olarak nitelendirdi. Hassan, muhalif bir siyasetçi olarak susturulmaya çalışıldığını savunarak Fransa'da 1958'de başlayan 5. Cumhuriyet döneminde, siyasi tutumları nedeniyle hakkında en çok kovuşturma başlatılan seçilmiş olduğunu belirtti. AP üyesi Hassan, sessiz kalma hakkını kullanmaktan başka bir seçeneğinin olmadığını söyledi. Davanın ikinci gününde savcılık, Hassan'ın söz konusu paylaşımıyla "terör propagandası" yaptığı değerlendirmesinde bulunarak Hassan hakkında 2 yıl siyasetten men ve 10 ay tecilli hapis cezası verilmesini talep etti.
assan, Okamoto'nun fotoğrafını ve Okamoto'ya ait "Gençliğimi Filistin meselesine adadım. Zulüm var olduğu müddetçe, direnmek yalnızca bir hak değil ayrıca bir görevdir" yazıyı paylaşmıştı. Okamoto, 1972'de Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'nda 26 kişinin hayatını kaybettiği saldırının sorumlularından biri olarak biliniyor.
Suriye’de bir mülteci kampında, vatansız bir Filistinli olarak doğan Hassan, daha sonra Fransa’da büyüdü. Hukuk eğitimi alan Hassan, insan hakları ve uluslararası hukuk alanında çalışmalar yürüttü. Siyasi kariyerine Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) çatısı altında adım atan Hassan, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aday gösterildi ve seçilerek Brüksel’de görev yapmaya başladı. Parti içinde Filistin politikalarıyla öne çıkan isimlerden biri oldu.
Hassan, daha önce de sosyal medya paylaşımları ve açıklamaları nedeniyle Fransa’da çeşitli soruşturmalarla karşı karşıya kaldı.
Son olarak Paris’te, sosyal medya paylaşımı nedeniyle yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Savcılık, Hassan’ın “terörü övme” suçlamasıyla yargılanacağını ve davanın 7 Temmuz’da görüleceğini açıkladı. Hassan, aynı zamanda Gazze’ye yönelik insani yardım girişimlerine katılımıyla da biliniyor. Daha önce “Özgürlük Filosu” kapsamında bölgeye gitmeye çalışmış ve İsrail makamları tarafından kısa süreli olarak alıkonulmuştu.
Hassan, Filistin kökeni ve soykırıma karşı çalışmaları nedeniyle düzenli olarak hedef gösterilen Avrupalı siyasetçilerden biri. Ölümle de tehdit ettiğini açıklayan Hassan aynı zamanda İsrail medyası ve İsrailli yetkililer tarafından da zaman zaman hedef gösteriliyor.
AP vekili, Şubat 2025’te Montreal'de katılacağı 2 konferans öncesinde Kanada hükümetinin ülkeye girişine izin vermediğini duyurmuştu. Kanada gerekçe olarak “vize reddi veya bir ülkenin topraklarına giriş yasağı bulunmasıyla ilgili herhangi bir bilgi vermemesini” gösterse de gözler İsrail etkisine çevrilmişti. Keza İsrail hükümeti, Filistinlilerin haklarını savunmasıyla öne çıkan Hassan’ın 2025'te İsrail'e girişini yasaklamış ve Hassan’ı terör propagandası yapmakla suçlamıştı.
Hassan'ın, 7 Ekim 2023 saldırılarının kurbanlarını anmak amacıyla Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen sergideki İsrail bayrağını yerinden kaldırdığı görüntülerin yayılmasının ardından İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar açıklama yaptı. Sa'ar, Hassan'ın eylemini “Utanç verici, rezil ama ne yazık ki şaşırtıcı değil” diye niteledi. Ayrıca Hassan'ın, görev yaptığı Avrupa Parlamentosu kurumuna ne kadar az saygı duyduğunu gösterdiğini ileri sürdü. Oysa ki Hassan, lafı bile geçirilmeyen Gazze soykırımına dikkat çekmeye çalışıyor, Avrupa’nın taraflı yaklaşımını eleştiriyordu.
İsrail’in lobiciliği ve diğer ülkelerdeki baskı mekanizmalarından nasibi alan tek isim Hassan da değil.
Almanya’da İsrail kıskacında bir dava: Die Linke
Almanya’nın başkenti Berlin’de 20 Eylül 2026 tarihinde yapılan eyalet parlamentosu seçimlerinden yüzde 25,7 oyla birinci çıkan Sol Parti (Die Linke), seçim zaferinin ardından İsrail ve Filistin meselesi üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların merkezine yerleşti. Siyasi krizin merkezinde Neukölln seçim bölgesinden parlamentoya giren Sol Partili Vanessa Emde bulunuyor. Emde’nin İsrail’in var olma hakkına ilişkin açıklamaları ve Filistin dayanışma hareketindeki faaliyetleri, olası koalisyon ortaklarının tepkisini çekti. Tartışmalar, Sol Parti yönetiminin kendi milletvekiliyle arasına mesafe koymasına kadar uzandı.
Koalisyon görüşmeleri için SPD ve Yeşiller, Sol Parti’den bazı ‘’fedakarlıklarda’’ bulunmasını istedi. Söz konusu ‘’fedakarlık’’ ise 17 Ekim’de imzalanan mutabakattan başka bir şey değildi. SPD, Yeşiller ve Sol Parti, Berlin’de olası bir ortak hükümetin siyasi temelini oluşturacak sekiz maddelik mutabakat üzerinde anlaştı. İsrail’in var olma hakkı, antisemitizmle mücadele, Filistin halkının hakları ve koalisyon üyelerine uygulanabilecek yaptırımlar anlaşmanın merkezinde yer aldı. Üç parti, hükümet programından önce ortak siyasi ilkelerde uzlaşmayı tercih etti.
Koalisyon görüşmelerine damga vuran isim ise, Sol Partili Vanessa Emde oldu. Emde’nin İsrail açıklamaları siyasi krize yol açtı. CDU’nun sert eleştirileri ve antisemitizm suçlamaları Sol Parti üzerindeki baskıyı artırdı. Emde’ye yöneltilen eleştirilerin merkezinde, Mayıs 2026’da yaptığı bir konuşmada kullandığı ifadeler bulunuyor. Emde, devletlerin kendiliğinden bir var olma hakkına sahip olmadığını savunarak “Devletlerin var olma hakkı yoktur. İnsanların var olma hakkı vardır” demişti.
Emde ayrıca etnik ve dinî aidiyetlerinden bağımsız olarak herkesin eşit haklara sahip olacağı demokratik bir tek devletli çözümün savunulmasının meşru bir siyasi talep olduğunu belirtti. Böyle bir çözümün savunulmasının suç sayılmaması gerektiğini ifade etti. Emde’nin söz konusu ifadeleri Almanya’da ‘’İsrail’in var olma hakkının’’ reddi olarak yorumlandı. Koalisyon kurmaya çalışan Sol Parti üzerinde SPD ve Yeşiller’den gelen bir baskıya yol açtı. Emde’nin parti grubundan çıkarılacağı yönündeki iddialar tabanda büyük bir huzursuzluk yarattı. 20 Ekim Salı günü toplanan Sol Parti Meclis Grubu yönetimi, Emde’nin geleceğine ilişkin değerlendirmeyi erteledi. Görüşmeye davet edilen Emde’nin hastalık bildiriminde bulunduğu ve dijital toplantıya katılmadığı açıklandı.
Genç siyasetçinin parti içindeki durumu şu an için netlik kazanmış değil.
Yerel basına yansıyan haberlere göre Sol Parti’nin sandıktan birinci çıkmasının yegane nedeni Almanya’nın İsrail’i koşulsuz destekleme politikası olan “devlet aklı” (Staatsräson) yaklaşımına alternatif olmasıydı.
Resmî seçim sonuçlarına göre Sol Parti 153 sandalyeli Berlin Eyalet Parlamentosunda 45 milletvekilliği kazanırken Yeşiller 25, SPD ise 21 sandalye elde etti. Üç partinin toplam 91 sandalyesi, hükûmet kurmak için gerekli çoğunluğu sağlıyor. Ancak koalisyon görüşmelerinde yaşanan anlaşmazlıklar umutsuzluğu da körüklüyor. Sol Parti’nin eleştirilmesine neden olan tek gündem maddesi Filistin de değil üstelik. Mutabakata göre Berlin’de 10 binin üzerinde konutu bulunan özel şirketlerin bu eşiği aşan konut stoklarının toplumsallaştırılması hedefleniyor. Ancak Sol Parti’nin şirketlerin kamulaştırılması yönündeki politikasında koalisyon geriliminin neden olabileceği duruş değişikliği ihtimali de tabanda gerilimi sürdüren başlıklardan.




