Çin'den iklim işbirliğinde güçlü adım: 46 ülkeyle 60 mutabakat
Çin'den iklim işbirliğinde güçlü adım: 46 ülkeyle 60 mutabakat
İçeriği Görüntüle

Avrupa Birliği’nin Çin’e karşı daha sert ticaret önlemleri alma yönündeki açıklamaları, Pekin ile Brüksel arasında son dönemde yürütülen müzakerelerin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Çinli analistler, ticaret kısıtlamalarının Avrupa’nın sanayide yaşadığı sorunlara kalıcı bir çözüm sunmayacağını ve iki taraf arasında güçlükle sağlanan uzlaşmayı tehlikeye atabileceğini ifade etti.

Avrupa Komisyonu (AK) Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada, diyalogdan sonuç alınamaması halinde AB’nin ticari savunma araçlarını devreye sokmaya hazır olması gerektiğini söyledi. Von der Leyen, bununla birlikte, Çin ile AB arasındaki ekonomik ve ticari görüşmelerde son dönemde ilerleme kaydedildiğini de kabul etti.

Kimya ve makine sektörlerinde artan endişelere dikkat çeken von der Leyen, ithalat artışlarının Avrupa sanayisini tehdit etmesi durumunda hızlı koruma önlemleri alınması gerektiğini savundu. Ayrıca, tek bir tedarikçiye bağımlılığı azaltmayı amaçlayan ve aralık ayında açıklanması planlanan Çeşitlendirme AB paketinden söz etti. Von der Leyen, AB’nin çıkarlarının tehdit edildiği durumlarda tek pazara erişimi daha hızlı kısıtlamasını sağlayacak yeni bir araç üzerinde de çalışıldığını belirtti.

“Ticaret kısıtlamaları kalıcı çözüm değil”

Çin Renmin Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi Direktörü Wang Yiwei, Global Times’a yaptığı değerlendirmede, AB’nin sertleşen tutumunun Avrupa sanayisinin değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlamakta zorlandığını gösterdiğini söyledi. Wang, özellikle Çinli üreticilerin elektrikli araçlar ve diğer gelişmekte olan sektörlerde ilerleme kaydetmesinin Avrupa üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.

Avrupa’nın sanayi gücünü yeniden inşa etmek için zamana ihtiyacı olduğunu belirten Wang, AB’nin aynı zamanda üye ülkelerden ve yerel sanayilerden gelen baskılarla karşı karşıya bulunduğunu kaydetti.

Wang, “Ticaret kısıtlamaları geçici bir rahatlama sağlayabilir ancak sürdürülebilir büyüme için gerekli teknolojik ilerlemeyi ve sanayi dönüşümünü sağlayamaz” değerlendirmesinde bulundu.

Asıl sorunun tek tek ürünlerden ibaret olmadığını vurgulayan Wang, geleceğin üretimini şekillendiren sanayi sistemleri ve teknolojilerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Wang’a göre Avrupa, kendi sanayi kapasitesini güçlendirmeye odaklanmalı ve iç sorunlarının sorumluluğunu Çin’e yüklemek yerine rekabet gücünü artıracak adımlar atmalı.

Çin ile görüşmelerde ilerleme kaydedilmişti

Von der Leyen’in daha sert ticaret önlemlerine ilişkin açıklamaları, Pekin ile Brüksel’in müzakerelerde somut ilerleme kaydettiğine yönelik mesajlarından iki haftadan kısa bir süre sonra geldi.

8-9 Ekim tarihlerinde Pekin’de gerçekleştirilen görüşmelerde taraflar; ticaret ve yatırım, ihracat kontrolleri, fikri mülkiyet hakları ve Dünya Ticaret Örgütü reformu gibi konuları kapsayan 16 maddelik bir uzlaşmaya vardı.

Von der Leyen, Avrupa Komisyonunun açıklamasına göre, AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic’in yürüttüğü temaslarda ilerleme sağlandığını belirtti. Nadir toprak elementlerinin ihracat kontrollerinde daha fazla öngörülebilirlik sağlanması ve Çin yapımı hibrit araçların ihracatına ilişkin bir anlayışa ulaşılması, kaydedilen ilerlemeye örnek gösterildi.

Bununla birlikte von der Leyen, belirli alanlarda ilerleme sağlanmasının AB ile Çin arasındaki daha geniş ticaret dengesizliklerini tek başına ortadan kaldırmayacağını savundu.

Çinli analistler ise korumacı önlemlerin Avrupa’nın sanayi sorunlarını kalıcı biçimde çözemeyeceği görüşünü yineleyerek, ticaret baskısının müzakerelerde elde edilen kazanımları zayıflatabileceği uyarısında bulundu.

AB içindeki görüş ayrılıkları da etkili oluyor

Çin Renmin Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi Direktörü Wang Yiwei, AB’nin ticaret politikasındaki sertleşmenin iç siyasi dinamiklerle de bağlantılı olduğunu belirtti. Birliğin 27 üyesinin farklı sanayi ve ekonomik çıkarlara sahip olduğunu hatırlatan Wang, Brüksel’in ortak bir ticaret politikası oluşturmakta zorlandığını ifade etti.

Wang’a göre Avrupa Komisyonu, Avrupa sanayisini koruduğunu gösterme baskısı altında daha sert açıklamalar yaparken aynı zamanda Çin ile ilişkilerde gerilimin tırmanması riskini de hesaba katmak zorunda.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de çarşamba günü yaptığı açıklamada, Çin kaynaklı olduğunu düşündüğü haksız rekabete karşı AB’nin ticari savunma araçlarının güçlendirilmesini destekledi. Ancak Bloomberg’in haberine göre Merz, bu araçların kullanılmasının amaç olmadığını, asıl hedefin bir çatışma başlatmak yerine ticarette yeni bir denge kurmak olduğunu vurguladı.

Mercedes-Benz Üst Yöneticisi (CEO) Ola Kallenius ise aynı gün yaptığı değerlendirmede, korumacı önlemlerin üretim maliyetlerini artırabileceği ve küresel tedarik zincirlerini bozabileceği uyarısında bulundu.

Kallenius, daha kapsamlı ticaret kısıtlamalarının ekonomik dayanıklılığı artırabileceğini ancak üretimi de daha pahalı hale getirebileceğini belirterek, Avrupa’nın büyük ticaret ortaklarından kopuk bir “ada” haline gelemeyeceğini söyledi.

Wang da Avrupa ekonomisinin küresel pazarlara ve tedarik zincirlerine yüksek düzeyde bağımlı olduğuna dikkat çekti. Avrupalı üreticilerin Çin’den temin edilen ara mallarına ihtiyaç duyduğunu, Alman otomobil üreticilerinin ise ihracat amacıyla Çin’de üretim yaptığını belirten Wang, ticaret kısıtlamalarının Avrupa’nın kendi ekonomik çıkarlarına zarar verebileceğini ifade etti.

Çin’den AB’ye “baskıyla sonuç alınamaz” mesajı

AB’nin Çin ile istişareleri sürdürürken ticari kısıtlamaları artırmayı ve gerektiğinde baskı karşıtı mekanizmasını kullanmayı da içeren ikili bir yaklaşım izlediğine ilişkin haberler, Pekin’in tepkisini çekti.

Çin Ticaret Bakanlığı, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada, Çin-AB ekonomik ve ticari istişarelerinin temel amacının farklılıkları diyalog yoluyla çözmek ve tarafların karşılıklı endişelerini gidermek olduğunu bildirdi.

Bakanlık, sorunların çözülebilmesi için her iki tarafın da samimiyet göstermesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, AB’nin baskı yoluyla çıkar elde etmeyi beklememesi ve Çin’in kendi çıkarlarını koruma konusundaki kararlılığını ve kapasitesini küçümsememesi gerektiği ifade edildi.

Diyalog kanalları açık kalıyor

Ticaret politikalarına ilişkin görüş ayrılıklarına rağmen, Çin ile AB arasındaki temaslar devam ediyor.

Euronews’in çarşamba günü yayımladığı habere göre, Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi’nden 12 üyeli bir heyet, Çinli yetkililer ve milletvekilleriyle görüşmek üzere 27-29 Ekim tarihlerinde Çin’i ziyaret edecek.

Görüşmelerde pazara erişim, sanayi sübvansiyonları, tedarik zincirleri ve kritik ham maddeler gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.

Çin Siyaset Bilimi ve Hukuk Üniversitesi Dünya Ticaret Örgütü Hukuku Araştırma Merkezi Direktörü Shi Xiaoli de Global Times’a yaptığı değerlendirmede, AB’nin jeopolitik ve çatışmacı yaklaşım yerine iş birliğine ağırlık vermesi gerektiğini söyledi.

Shi, Avrupa’nın Çin’in inovasyon odaklı kalkınmasının sunduğu fırsatlardan yararlanabileceğini belirterek, yeşil kalkınma, yeni enerji ve dijital endüstriler alanlarında iş birliğinin genişletilmesi çağrısında bulundu. Shi’ye göre bu alanlarda geliştirilecek ortaklıklar, her iki taraf için de karşılıklı fayda sağlayan sonuçlar doğurabilir.