Avrupa Birliği’nde sanayi politikaları ekseninde yürütülen “Made in Europe” tartışması büyüyor. Avrupa sanayisini desteklemek ve kamu alımlarında Avrupa üreticilerine öncelik tanımak amacıyla hazırlanan Sanayi Hızlandırıcı Yasası, Komisyon içinde ve üye ülkeler arasında ciddi görüş ayrılıklarına yol açtı.
Sanayi hızlandırıcı yasası neden tartışılıyor?
AB Komisyonu’nun planı; enerji yoğun sektörler, net-sıfır teknolojiler ve otomotiv gibi stratejik alanlarda kamu destekli projelerde Avrupa’da üretilen ürünlere avantaj sağlamayı öngörüyor.
Taslak metinde ayrıca “yerel içerik” ve “yeşil çelik” gibi kavramların mevzuata dahil edilmesi planlanıyor. Ancak teklif, Komisyon içindeki 9 farklı birimden olumsuz geri bildirim aldı.
Fransız Komisyon Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne’nin sorumluluğunda hazırlanan taslağın şubat ayı içinde açıklanması beklenirken, artan itirazlar nedeniyle yeniden ertelenme ihtimali gündeme geldi.
Fransa-Almanya ayrışması belirginleşti
“Made in Europe” yaklaşımının en güçlü savunucusu Fransa olurken, Almanya daha temkinli bir çizgi izliyor. Berlin yönetimi, yerel üretim şartlarının:
-
Yatırımları caydırabileceği
-
Kamu ihalelerinde maliyetleri artırabileceği
-
AB’nin küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği
görüşünü savunuyor.
Almanya, daha kapsayıcı bir “Made with Europe (Avrupa ile üretildi)” formülünün benimsenmesini ve ticaret ortaklarının da sürece dahil edilmesini öneriyor.
“Güvenilir ortak” tartışması
Taslağa göre “Made in Europe” ifadesi; AB’nin 27 üyesi ile Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ın yer aldığı Avrupa Ekonomik Alanı’nı kapsıyor.
Ancak Komisyon içinde, serbest ticaret anlaşması bulunan ülkelerin de “güvenilir ortak” statüsüyle kapsama alınması gerektiğini savunan bir görüş bulunuyor. Özellikle Ticaret Genel Müdürlüğü daha geniş bir çerçeveden yana tavır alırken, Sanayi Genel Müdürlüğü daha dar bir tanım istiyor.