Xi Jinping’in sık kullandığı kavram: Tukidides Tuzağı

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD Başkanı Donald Trump’ın son Çin ziyareti sırasında yaptığı konuşmada “Tukidides Tuzağı”ndan söz etmesi tüm dünyada yankı yarattı, herkes bu kavramın peşine düştü, peş peşe açıklamalar, yorumlar yapıldı. Oysa Xi “Tukidides Tuzağı”ndan ilk kez söz etmiyordu, konuşma ve makalelerinde daha önce defalarca kullanmıştı.

Adını Antik Yunan tarihçisi Tukidides’ten (M.Ö 460-400) alan kavram, yükselen bir gücün mevcut hakim güce meydan okumasını ve sonunda genellikle savaşa girilmesini ifade ediyor. M.Ö 5. yüzyılda Sparta ile Atina arasında yaşanan savaşları, “Peloponez Savaşları Tarihi” adlı eserinde tarafsız, sebep-sonuç ilişkisini analiz ederek ve güvenilir kanıtlara dayanarak aktaran tarihçi, olayları anlatırken tanrıların müdahalelerine yer vermemesiyle de tanınıyordu.

“Atina’nın yükselişi ve bunun Sparta’da yarattığı korku savaşı kaçınılmaz kıldı” diye yazan Tukidides’i günümüzde popüler kılan isim ise siyaset-bilimci Graham Allison oldu. Amerikalı akademisyen-yazarın ilk kez 2012’de yayımladığı “Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap?” kitabında sistematik olarak kullandığı “Tukidides Tuzağı” kavramı, tarih boyunca hegemon güçler ile yükselen güçler arasındaki rekabetin savaşla sonuçlandığına işaret ediyordu. Xi Jinping de ABD’nin Çin’in yükselişinden korkmaması gerektiğini, savaş tuzağına düşmek istemediklerini vurguluyor ve “Tukidides Tuzağı”nı bir başka açıdan da yorumlayarak Çin’in kırmızı çizgileri aşıldığında da savaşı göze alacaklarını belirtiyor.

“Savaş kaçınılmaz değil”

Özellikle Çin-ABD ilişkilerini tanımlarken bu kavrama 2013’ten itibaren düzenli atıflar yapan Xi’nin temel tezi, Çin’in yükselişi ile ABD’nin mevcut hegemonik konumu arasındaki rekabetin otomatik olarak savaşa dönüşmesinin gerekmediği şeklinde. Yani yükselen güç Çin’in devlet başkanı, Graham Allison’ın popüleştirdiği yükselen güç-yerleşik güç çatışması modelinin kaçınılmaz olmadığını savunuyor.

Xi, kavramı ilk kez 2013’te dönemin ABD Devlet Başkanı Barack Obama’yla yaptığı görüşmede kullandı. Aynı yıl Batılı yatırımcılara hitaben yaptığı bir konuşmada “Hepimiz Tukidides Tuzağı’ndan kaçınmak için birlikte çalışmalıyız” dedi. Bu söz daha sonra Çin medyasındaki analizlerde sıkça tekrarlandı. Kavramdan dünya çapında en görünür şekilde, Eylül 2015’te ABD ziyareti sırasında Seattle’da yaptığı konuşmada söz etti. “Dünyada sözde bir Tukidides Tuzağı diye bir şey yoktur. Ancak büyük ülkeler stratejik yanlış hesaplamaları tekrar tekrar yaparlarsa, kendileri böyle tuzaklar yaratabilir” diyen Xi, aynı konuşmada “Yeni tip büyük güç ilişkisi” fikrini de savundu. 18 Ocak 2017’de Birleşmiş Milletler’in Cenevre’deki merkezinde yaptığı konuşmada ise şöyle diyordu:

“Ülkeler arasında çatışma yerine diyalog ve bloklaşma yerine işbirliğine dayalı ortaklık ilişkileri kurulmalıdır. Büyük devletler birbirlerinin temel çıkarlarına saygı göstererek ve önemli kaygılarını gözeterek sorun ve anlaşmazlıkları kontrol altına almalı, çatışma ve zıtlaşmalardan kaçınarak karşılıklı saygı, işbirliği ve ortak kazanca dayalı yeni tip ilişki kurmalılar. İstişareleri sürdürerek birbirine içtenlikle davranmaları durumunda ‘Tukididis’in Tuzağı’ önlenebilecektir. Büyük devletler küçük devletlere eşit davranmalı, hegemonyacılık ve kuvvet siyasetinden kesinlikle kaçınmalıdırlar. Hiçbir ülke keyfince savaş başlatmamalı, uluslararası hukuk düzenini baltalamamalı ve Pandora’nın Kutusu’nu açmamalıdır.”

Taiwan konusunda sert uyarı

Anlaşılacağı üzere Xi’nin bu kavramı kullanma biçiminde önemli bir nüans söz konusu. Graham Allison gibi kavramı “yapısal savaş riski” teorisi olarak ortaya koymuyor, onun yerine “kaçınılması gereken tarihsel hata” olarak söz ediyor. Bu saptama, Çin dışişlerinin ve ÇKP’nin söylemlerinde “ABD Çin’in yükselişinden korkmamalı ve savaştan kaçınmalı” mesajı olarak tekrarlanıyor. Bu nedenle Xi Jinping’in Trump’la son görüşmede kavramı yeniden gündeme getirmesi yeni bir fikir değil, 10 yılı aşkın süredir sürdürdüğü diplomatik söylemi devam ettirme anlamına geliyor. Ancak Taiwan meselesi söz konusu olduğunda Xi aynı kavramı daha sert bir uyarı çerçevesinde kullanıyor ve ABD’nin yanlış yöneteceği bir Taiwan krizinin iki gücü doğrudan çatışmaya sürükleyebileceğini söylüyor.