1,4 milyar insanın yaşadığı Çin, UNESCO verilerine göre yetişkin nüfusta okuma-yazma oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri: Yüzde 97. Dünya ortalaması ise yüzde 86 civarında. Ülkede 1980’lerde yüzde 65-70 olan bu oran başarılı eğitim politikalarıyla hızla yükseltildi ve “cehalet” çok büyük ölçüde yok edildi. Kentler ile kırsal bölgeler arasında hâlâ belli bir fark olmasına rağmen 15-24 yaş arasındaki genç nüfusta okur-yazarlık oranı neredeyse yüzde 100 seviyesinde. Bu tablonun ortaya çıkmasında eğitim politikalarının başarısı kadar ideolojik ve ekonomik nedenler de söz konusu kuşkusuz.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in geçen hafta gündeme getirdiği “Ulusal Okuma Seferberliği” ve buna eşlik edecek şekilde ilan ettiği kişisel kitap listesi ülke düzeyinde bir kampanya olmakla beraber dünyada da yankı yarattı. Bu kampanyada resmi hedef, “okuyan toplum” olmak. Okuma, kültürel, ideolojik ve ahlaki gelişimin temel araçlarından biri olarak tanımlanıyor, “yaşam boyu öğrenen toplum” hedefi vurgulanıyor, özellikle Marksist klasiklerin ve ÇKP literatürünün okunması teşvik ediliyor, kadroların ve öğrencilerin “işlerine uygun” metinler okuması isteniyor. Amaç, Çin halkını “çok okumaya” ama aynı zamanda da “doğru okumaya” yönlendirmek.
Fikri çeşitlilik ve ideolojik tutarlılık
Xi’nin kişisel okuma geçmişi ile bugün önerdiği kitaplar arasında paralellik var. Gençlik yıllarında kendisini “aç bir okur” olarak tanımlayan Xi, Shakespeare’den Tolstoy’a, Victor Hugo’dan Dostoyevski’ye , Konfüçyüs metinlerinden tarih kroniklerine açılan yelpazede evrensel edebiyatla temas etmiş, insan doğası, ahlak ve trajedi üzerine yoğunlaşmış, ideolojik katılığı olmayan felsefeye yatkın bir okur profili sunuyor. Goethe’nin “Faust”undan, Lermontov’un “Zamanımızın Bir Kahramanı”, Charles Dickins’ın “Oliver Twist” ve Jack London’ın “Deniz Kurdu” romanlarından özel olarak çok etkilendiği de biliniyor. Öte yandan tarihsel liderlik örneklerine, kamu yönetimi, ekonomi ve kalkınma çalışmalarına merakı da bir sır değil. Aynı biçimde Marksist klasikler, askerlik ve strateji kitapları ile parti tarihiyle ilgili eserler de yoğun biçimde ilgisini çekiyor. Xi Jinping’in okurluk serüveninde fikri çeşitlilik ile ideolojik tutarlılığın ön planda olduğu söylenebilir.
23 Nisan Dünya Kitap Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, iyi bir okuma ortamı oluşturmak için Çin halkını daha çok okumaya teşvik eden, okumanın insanların bilgi edinmesi, bilgelik kazanması ve ahlaki standartlarını yükseltmesi için önemli bir kanal olduğunu belirten Xi, okumanın eski çağlardan beri Çin ulusu tarafından teşvik edildiğini, Çin halkının özgüvenli ve kendini güçlendiren karakterlerinin şekillenmesine yardımcı olduğunu vurgulamıştı. Xi sözlerine Parti üyelerinin okuma seferberliğinde öncülük etmesi ve çocukları okuma alışkanlığını geliştirmeye teşvik etmeleri gerektiğini de eklemişti.
Batı medyasının rahatsızlığı
Xi Jinping’in bu açıklamaları ve kitap listeleri “The Economist” başta olmak üzere Batı medyasında çoğunlukla olumsuz yorumlarla da olsa geniş yer buldu. Xi’nin önerdiği kitapları “fazla ideolojik” ve “yönlendirici” bulan Batılı yorumcular, örneğin neden feminist eserler ve sosyal eleştirilere yer verilmediğini sorguladılar ve özellikle Xi’nin “doğru kitaplar” hedefinin üzerinde durdular. Çin Devlet Başkanı’nın “kültürel-ideolojik hegemonya kurma çabası” içinde olduğu ileri sürüldü, ortaya “bilgi kontrolü projesi” attığı iddia edildi, “ne okunacağının belirlendiği”, hatta “bazı kitapların üstü kapalı biçimde sakıncalı ilan edildiği” ve “sansür” çağrısı yapıldığı bile yazıldı çizildi. Xi’nin okuma listeleri ve kişisel entelektüel imajının “bilge, kültürlü ve klasiklere hakim” bir lider figürünü güçlendirmeye yönelik olduğunu söyleyenlere de rastlandı.
Örneğin Trump’ın böylesi bir okuma listesi sunması ve kitap okumayı teşvik etmesi hayal bile edilemezken Xi Jinping’in geleneksel kültürü ile devrimci ideolojisini kaynaştıran açıklamalarının, Batı’da “ideolojik yönlendirme aracı” olarak yorumlanması pek de şaşırtıcı değil aslında. Biliyoruz ki kapitalist sistemde “kitap önerileri”, devlet yetkililerinden değil medyanın reklam servisi yöneticilerinden geliyor! Batılı yorumcular, Çin Devlet Başkanı ve ÇKP liderinden “Komünist Manifesto’yu değil Harry Potter serisini okuyun!” demesini bekliyordu sanırım.