Türkiye’de yaşlı nüfusun artışıyla birlikte yalnız yaşayan yaşlı bireylerin sayısı da yükselirken, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Özmete tarafından yapılan açıklamalarda, bu durumun hem sosyal hem de ekonomik boyutlarıyla ele alınması gerektiği ifade edildi.
Türkiye'de yalnız yaşayan yaşlı sayısı 1 milyon 840 bin
Prof. Dr. Emine Özmete, Türkiye’de her 4 haneden birinde en az bir yaşlı bireyin yaşadığını belirterek, toplamda 1 milyon 840 bin yaşlının tek başına hayatını sürdürdüğünü açıkladı. Bu veriler, yaşlı nüfus içinde yalnızlığın önemli bir sosyal mesele haline geldiğini ortaya koydu.
Ayrıca yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 75’inin kadınlardan oluştuğu bilgisi paylaşılırken, kadınların hem daha uzun yaşadığı hem de daha fazla yalnız kaldığına dikkat çekildi.
Yaşlı nüfus son 5 yılda yüzde 20 arttı
Açıklamada, Türkiye’de yaşlı nüfusun hızlı artışına da vurgu yapıldı. Buna göre son 5 yılda yaşlı nüfus yüzde 20 artarak 9 milyon 600 bine ulaştı ve toplam nüfus içindeki oranı yüzde 11’in üzerine çıktı.
Uzayan yaşam süresine rağmen sağlıklı yaşam beklentisinin düşük olması, yaşlı bireylerin bakım ve sağlık hizmetlerine olan ihtiyacını artıran temel faktörler arasında gösterildi.
Sağlıklı yaşam süresi ile yaşam süresi arasındaki fark büyüyor
Verilere göre Türkiye’de ortalama yaşam süresi yaklaşık 78 yıl olarak öngörülürken, sağlıklı yaşam süresi 58 yıl seviyesinde kalıyor. Bu durum, bireylerin yaşamlarının son dönemlerinde yoğun sağlık ve bakım hizmetlerine ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.
Kadınlarda bu farkın daha da belirgin olduğu, ortalama yaşam süresi ile sağlıklı yaşam süresi arasında yaklaşık 25 yıllık bir fark bulunduğu ifade edildi.
Yalnızlık “pandemi” olarak tanımlanıyor
Prof. Dr. Özmete, yalnızlığın yalnızca sosyal değil, aynı zamanda mental sağlık üzerinde de ciddi etkileri olan bir olgu olduğunu belirterek, “yalnız yaşayan yaşlıların hizmette öncelikli grup” olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Ayrıca her 10 yaşlıdan 2’sinin çocuklarının aynı şehirde yaşamadığına dikkat çekilerek, aile içi destek mekanizmalarının zayıflamasının yalnızlığı artırdığı vurgulandı.
Aktif yaşlanma ve sosyal politikalar öne çıkıyor
Ankara Üniversitesi bünyesinde yürütülen “3. Yaş Üniversitesi 50+ Hayat Okulu” gibi projelerin, yaşlı bireylerin topluma katılımını artırmayı hedeflediği belirtilirken, finansal okuryazarlık, sağlık eğitimi ve sosyal aktivitelerin bu süreçte önemli rol oynadığı ifade edildi.
Aktif yaşlanma endeksine göre Türkiye’de erkeklerin kadınlara kıyasla daha yüksek puanlara sahip olduğu, bu durumun erkeklerin daha aktif ve görece daha sağlıklı bir yaşlılık süreci geçirdiğine işaret ettiği kaydedildi.