Haber Merkezi
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin Temsilciler Meclisi’ni feshederek ülkeyi 8 Şubat’ta erken genel seçime götürme kararı, yalnızca seçim takvimini değil, Japon siyasetinin son yıllarda biriken krizlerini de yeniden görünür hale getirdi.
Yerel kaynaklar bu adımı “sürpriz saldırı” olarak nitelendirirken, fesih ile sandık arasındaki 16 günlük sürenin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en kısa süre olması da dikkat çekiyor.
Japonya'da siyasi sallantı: Ekonomik çöküş ve skandallar
Erken seçim kararı, iki başbakanın ardı ardına istifasıyla şekillenen bir siyasal sarsıntının son aşaması.
İlk dalga, önceki Başbakan Fumio Kishida’nın istifasıyla ortaya çıktı. Kishida hükümeti hem örtülü fon skandalı hem de iktidar partisi Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) Birleşme Kilisesi ile ilişkileri nedeniyle ağır eleştiriler aldı. Ekonomide yükselen fiyatlar, durgun ücret artışları ve hane halkının giderek zorlanması, hükümetin oy desteğini hızla aşındırdı.
Kishida’dan sonra göreve gelen Shigeru Ishiba da uzun süre dayanamadı. LDP’nin alt mecliste çoğunluğu kaybetmesi, yaz dönemindeki üst meclis kayıpları ve parti içindeki muhafazakâr tabanın bölünme ihtimali, Ishiba üzerindeki baskıyı artırdı.
Reform ve hesap verebilirlik sözü veren Ishiba, parti içindeki güç odaklarını rahatsız ederek yalnızlaştı ve sonunda görevden çekildi.
Bu iki istifa, Takaichi’ye hem boşalmış bir makam hem de ağır bir sorunlar yığını bıraktı.
Japonya'nın Demir Leydisi, gün geçtikçe eriyor mu?
Takaichi görevi geldiği andan itibaren Japon siyasetinde alışıldık merkez sağ uzlaşmacı çizginin dışına çıkarak aşırı sağ çizgide politikalar geliştirmeyi hedefledi.
Hem ekonomi hem güvenlik alanlarında daha iddialı, daha müdahaleci ve daha sert bir duruş sergiledi.
Son dönemde yaptığı Çin karşıtı sert açıklamalar, Japonya ile Çin arasındaki düzenli ilişkilerin gerilmesine zemin hazırladı ve Asya’nın en büyük iki ekonomisi arasındaki ekonomik dengeleri olumsuz etkiledi.
Japonya'da zamanla ulusal ilke haline gelen Üç Nükleer İlke'yi de yeniden ele alacağının sinyallerini veren lider, ülke kamuoyunda eleştiri oklarının kendisine dönmesine neden oldu.
Kamuoyunun önemli bir kesimi, atom bombası saldırılarına maruz kalan tek ülke olmasının da etkisiyle barışçıl savaş sonrası nükleer karşıtı duruşu benimsiyordu.
Bununla birlikte Takaichi’ye yönelik güvenin azalmasında, dış politikada Çin’e karşı sertleşen söylemin ekonomik ve diplomatik risk yaratması, yükselen fiyatlar nedeniyle hane halkının geçim sıkıntısı yaşaması, savaş sonrası dönemde oluşan nükleer karşıtı toplumsal refleksin yeniden tartışmaya açılması ve iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin önceki liderlik dönemlerinden devraldığı skandal ve yıpranmışlık mirası etkili oldu.
Bu nedenle kamuoyunun önemli bir bölümü, Takaichi’nin güvenlik ve ideolojik öncelikleri ile ülkenin yaşadığı ekonomik sorunlar arasındaki kopukluğu eleştirerek erken seçim kararını “yüksek riskli bir siyasi hesap” olarak değerlendiriyor.
Takaichi'nin erken seçim kumarı
LDP şu an alt mecliste tek başına çoğunluğa sahip değil. Sandık yoluyla sandalye sayısını artırmak, iktidarın yasa yapma gücünü artırması anlamına geliyor. Ayrıca Takaichi, Japon Yenilik Partisi’ne olan bağımlılığını azaltmak istiyor.
Takaichi hâlâ belirli bir halk desteğine sahip olsa da yüksek fiyatlar, örtülü fon skandalı ve Çin ile ilişkilerdeki gerginlik kamuoyunu rahatsız ediyor. Muhalefetin mecliste daha sert denetim sözü vermesi düşüşü hızlandırabilirdi.
Meclisin feshiyle birlikte seçim arasındaki sürenin olağanüstü kısa olması muhalefetin liste, strateji ve ittifak hazırlığını zorlaştırıyor. Bu durumun ülkedeki muhalefet tarafından net bir biçimde iktidarın lehine olduğu değerlendiriliyor.
Ayrıca erken seçim kararından Japonya halkının birçok kesimi de rahatsızlık duyuyor. Asahi Shimbun’un anketine göre halkın yüzde 50’si bu koşullarda seçime karşı. En çok dile getirilen kaygı, 2026 bütçesinin Nisan ayı öncesinde onaylanamayabileceği ihtimali. Bu durum Takaichi’nin yüksek fiyatlarla mücadeleyi birinci öncelik haline getirdiği söylemiyle çelişiyor.
Meclis içindeki huzursuzluk daha da belirginleşiyor. Özellikle Takaichi’nin kararı, parti içi ağır siyasal aktörlerin dahi haberdar edilmediği şekilde alındığı iddia ediliyor.
Ülkedeeki muhalefetin belkemiğini oluşturan Anayasal Demokrat Parti ile Komeito’nun birlikte oluşturduğu yeni ittifak, Takaichi'nin hesapları yeniden bozabilir.
Tek üyeli seçim çevrelerinde karşılıklı aday desteği, LDP’nin oylarını aşağı çekme potansiyeline sahip. Ancak iki parti arasındaki politika farklılıklarının seçmende ne ölçüde karşılık bulacağı belirsiz.
Bu nedenle 8 Şubat’ta yeniden sandık başına gidecek Japon halkını zorlu bir süreç bekliyor. Japonya’da genel seçimler en son 27 Ekim 2024’te yapılmıştı.