Dünya

Steinmeier’in Trump çıkışı: Avrupa’nın ABD’ye güven krizi derinleşiyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, ABD Başkanı Trump yönetiminin dış politikasını sert sözlerle eleştirerek, uluslararası düzenin “en vicdansızların istediklerini aldığı bir soyguncu yuvasına” dönüşmesine izin verilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Çinli uzmanlar, Steinmeier’in açıklamalarının Avrupa’da giderek artan endişeyi yansıttığını ve transatlantik ilişkilerde değer temelli işbirliğinin ciddi bir aşınma yaşadığını belirtti.

Reuters’a göre Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, alışılmadık derecede sert ifadeler kullandığı konuşmasında, küresel demokrasinin tarihindeki en ağır saldırılarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Bu sözlerin, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun devrilmesine yönelik eylemleri ile ilişkilendirildiği yorumları yapıldı.

Guardian gazetesi ise Steinmeier’in, savaş sonrası dönemde inşa edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin yakın zamanda parçalanabileceği uyarısında bulunduğunu yazdı. Gazeteye göre Alman Cumhurbaşkanı’nın bu sözleriyle, ABD’nin Caracas’a düzenlediği baskın, Maduro’nun zorla ele geçirilmesi ve Trump’ın Grönland’ı ABD kontrolüne alma yönündeki açıklamalarına atıfta bulunduğu yaygın bir kanaat.

“Değerlerin yıkıldığını ABD’nin kendisi gösteriyor”

Steinmeier, Çarşamba akşamı Berlin’de 70. doğum günü vesilesiyle düzenlenen bir sempozyumda yaptığı konuşmada, Almanya’nın en önemli müttefiki olan ABD’nin artık değerleri savunmak yerine onları aşındırdığını söyledi.

Guardian’ın aktardığına göre Steinmeier, bu sürecin dünyanın “en vicdansızların kazandığı bir düzene” sürüklenmesi riskini taşıdığını vurguladı.

Alman lider, dünya düzenindeki aşınmanın ileri bir safhaya ulaştığını belirterek, küçük ve zayıf devletlerin tamamen savunmasız hale gelebileceği, bazı bölgelerin ise birkaç büyük gücün “mülkü” gibi görülmeye başlanabileceği uyarısında bulundu.

“Sembolik ama ağırlığı büyük”

Avusturya merkezli Die Presse gazetesi, Almanya Cumhurbaşkanı’nın rolünün büyük ölçüde sembolik olmasına rağmen, sözlerinin hem ülke içinde hem de Avrupa genelinde önemli bir siyasi ağırlık taşıdığına dikkat çekti. Habere göre Steinmeier, aktif siyasetçilere kıyasla daha serbest bir şekilde görüşlerini dile getirebiliyor.

Die Presse’ye göre Steinmeier, ABD’nin Venezuela’ya yönelik son askeri hamlelerine veya Trump’ın Grönland’a ilişkin açıklamalarına doğrudan değinmedi; ancak Washington’un “değerlere aykırı” bir çizgi izlediğini açık biçimde ifade etti.

Avrupa’da “değer temelli” transatlantik işbirliği sorgulanıyor

Bazı Avrupalı liderler, Avrupa Birliği’nin günümüz transatlantik ilişkilerindeki değişime uyum sağlamakta zorlandığını belirterek ABD’yi sert biçimde eleştiriyor. Bu durumun, değer temelli işbirliğinde yapısal bir bozulmaya işaret ettiği yorumları yapılıyor.

Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi’nden araştırmacı Jiang Feng, Global Times’a yaptığı açıklamada, ABD’nin Avrupa ile ilişkilerinde artık ortak değerlere değil, Avrupa’nın Washington’a somut olarak ne sunabileceğine odaklandığını söyledi.

Jiang’a göre, ABD’nin savunduğunu iddia ettiği kurallara dayalı uluslararası sistem bugün bizzat Washington tarafından zayıflatılıyor.

“Avrupa, ABD’ye bağımlılığını kabullenmekte zorlanıyor”

Pekin Yabancı Çalışmalar Üniversitesi Bölgesel ve Küresel Yönetişim Akademisi’nden Prof. Cui Hongjian ise Steinmeier’in açıklamalarının, Avrupa’nın uzun süredir güvendiği uluslararası kuralların ciddi baskı altında olduğunu fark etmeye başladığını gösterdiğini söyledi.

Cui’ye göre, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri eylemleri ve Grönland üzerindeki baskısı devam ederse, bunun sonuçları en doğrudan Avrupa’da hissedilecek.

Çünkü Avrupa ülkelerinin büyük bölümü küçük veya orta ölçekli devletlerden oluşuyor. Bu durum, büyük güçlerin küçük devletlerin kaderini belirlediği ve egemenlik ile toprak bütünlüğünün giderek daha kırılgan hale geldiği bir düzene yol açabilir.

Grönland tartışması Avrupa’da alarm zillerini çaldı

Uzmanlara göre Trump yönetiminin Grönland’a yönelik ilgisi, Avrupa’nın Washington’un kendini sınırlayacağı ve müttefiklerini hedef almaktan kaçınacağı yönündeki uzun süredir geçerli varsayımlarını sarstı.

Grönland meselesi, müttefik–rakip ayrımının bulanıklaştığını ve kurallara dayalı düzenin artık geçerliliğini yitirdiğini ortaya koyuyor.

ABD’nin Venezuela’da güç kullanması ve ardından Grönland konusunda baskıyı artırması, Avrupa’da kriz algısını derinleştirirken, uluslararası sistemin “güçlü olanın haklı olduğu” bir yapıya evrildiği endişelerini artırdı.

Trump: “Bu bir seçim olabilir”

New York Times’ın Perşembe günü yayımladığı bir röportajda ABD Başkanı Donald Trump’a, Grönland’ı elde etmek ile NATO’yu korumak arasında bir tercih yapması gerekirse hangisini seçeceği soruldu.

Trump doğrudan yanıt vermekten kaçınarak “Bu bir seçim olabilir” dedi ve transatlantik ittifakın ABD olmadan işlevsiz kalacağını savundu.

Gazete, Trump’ın Grönland’ın ABD’nin bir parçası olması gerektiği yönündeki ısrarını, başkanın dünya görüşünün en net yansımalarından biri olarak değerlendirdi.

Alman kamuoyunda ABD’ye güven tarihi dipte

Reuters’ın aktardığına göre Alman kamu yayıncısı ARD tarafından yayımlanan bir ankette, Almanların yüzde 76’sı artık ABD’nin Almanya için güvenilir bir ortak olmadığı görüşünde. Bu oran Haziran 2025’e kıyasla 3 puan artarken, ABD’ye güvenilebileceğini düşünenlerin oranı yüzde 15’te kaldı ve bu, düzenli anketlerde kaydedilen en düşük seviye oldu.

Ankete göre Almanların yüzde 69’u Avrupa’nın güvenliği konusunda endişe duyuyor. Bu oran, NATO müttefiklerinin ABD’nin korumasına artık güvenemeyeceğini düşünenlerin oranıyla neredeyse aynı.

“Hayal kırıklığı derinleşiyor”

Prof. Cui Hongjian, Trump’ın ilk döneminden bu yana hem Avrupa elitleri hem de kamuoyu nezdinde ABD’ye yönelik hayal kırıklığının arttığını söyledi. Cui’ye göre, bir dönem Washington’un tutumunu düzelteceğini umut eden çevreler, son dönemdeki sert ABD adımlarıyla bu beklentilerini büyük ölçüde yitirdi.

Uzman, özellikle Grönland gibi hassas güvenlik başlıklarında, Avrupalı liderlerin ABD–AB ilişkilerinde daha fazla bozulmaya hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.