<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>CGTN Türk</title>
    <link>https://www.cgtnturk.com</link>
    <description>CGTN Türk</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.cgtnturk.com/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 05:26:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz Boğazı açılacak mı? Pezeşkiyan şartları açıkladı]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/hurmuz-bogazi-acilacak-mi-pezeskiyan-sartlari-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/hurmuz-bogazi-acilacak-mi-pezeskiyan-sartlari-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Umman ile Hürmüz Boğazı üzerinden geçiş güzergahı konusunda anlaşmaya vardıklarını ve ABD'nin 17 Haziran'da Pakistan'ın aracılığında imzalanan mutabakat zaptındaki taahhütlerini yerine getirmesi halinde Boğazın açılacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Umman ile Hürmüz Boğazı üzerinden geçiş güzergahı konusunda anlaşmaya vardıklarını ve ABD'nin 17 Haziran'da Pakistan'ın aracılığında imzalanan mutabakat zaptındaki taahhütlerini yerine getirmesi halinde Boğazın açılacağını söyledi.</p>

<p>Devlet televizyonunda konuşan İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ülkesinin iç ve dış meselelerini değerlendirdi.</p>

<h2><strong>"Anlaşmaya varılan harita temelinde açılabilir"</strong></h2>

<p>Umman ile Hürmüz Boğazı konusunda gerçekleştirdikleri görüşmelerde, Hürmüz Boğazı'nın "üzerinde anlaşmaya varılan harita temelinde" yeniden açılabileceğinin kabul edildiğini belirtti.</p>

<p>İran Cumhurbaşkanı, "Şu anki görüşmeler sürecinde, Hürmüz Boğazı için bir yol haritası geliştirildi. Bu yol haritası Devrim Rehberi'ne (İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney) sunuldu ve Devrim Muhafızları, askeri güçler ve müzakere ekibindeki kardeşlerimiz tarafından da kabul edildi." ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Eğer bu güzergah o çerçevelere göre açılırsa, ABD de taahhütlerini yerine getirmelidir." diyen Pezeşkiyan, Washington'un deniz ablukasını ve yaptırımları kaldırması, İran’a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması ve İsrail’in Lübnan’daki eylemlerini durdurması için baskı yapması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı'nın açılması, İslamabad Mutabakat Zaptı'nda belirtilen ve karşı taraflarca kabul edilen çerçeveye uygundur ve uygulanmalıdır." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurmalıyız"</strong></h2>

<p>Konuşmasının bir başka bölümünde komşularla ilişkinin önemine değinen Pezeşkiyan, "Sevgili ve şehit liderimizin (ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran'ın eski lideri Ayetullah Ali Hamaney) görüşleri temelinde diplomasiyi güçlendirmeli ve komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurmalıyız ancak bu ilişkilerde yavaş ilerliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Pezeşkiyan, "İran'ın komşularının çoğu İslam ülkeleridir ve onlarla ortak bir dil bulmalı, bölgenin güvenliğini birlikte garanti altına almalıyız. Bu hedefe ulaşmak ise diyalog ve etkileşim gerektirir. Pakistan, Afganistan, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Mısır, Azerbaycan ve Türkmenistan ile ortak bir anlayış geliştirmek istiyoruz. Bunun için zemin hazır, sadece bakış açılarımızı düzeltmemiz gerekiyor." diye konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/hurmuz-bogazi-acilacak-mi-pezeskiyan-sartlari-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/pezeskiyan-18.jpg" type="image/jpeg" length="88134"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mücteba Hamaney’den 'toplumsal uyum' mesajı]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/mucteba-hamaneyden-toplumsal-uyum-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/mucteba-hamaneyden-toplumsal-uyum-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran dini lideri Mücteba Hamaney, Hükümet Haftası kapsamında yayımladığı mesajda ülkenin ekonomik sorunlarına, yerli üretime ve toplumsal bütünlüğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hamaney, “Toplumsal uyuma zarar verecek her türlü eylemin işlenmesi kesinlikle yasaktır” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran dini lideri Mücteba Hamaney, Hükümet Haftası dolayısıyla yayımladığı mesajında İran’ın mevcut koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Hamaney, hükümet çalışanlarına ve yöneticilerine teşekkür ederek özellikle savaş döneminde halkın ihtiyaçlarının karşılanması, hasar gören bölgelerin onarılması ve enerji yönetimi alanlarında yürütülen çalışmalara dikkat çekti.</p>

<p>İran’ın “daha güçlü” bir ülke haline gelmesi için gece gündüz çalışılması gerektiğini belirten Hamaney, ülkenin gücünün ve kapasitesinin anlatılmasının önemine vurgu yaptı.</p>

<h2><strong>Ekonomik sorunlara dikkat çekti</strong></h2>

<p>Hamaney, enflasyon, işsizlik, fiyatlar ve mal ve hizmet piyasalarındaki sorunların çözülmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Ekonomik büyümenin sağlanması, yatırımların artırılması ve üretimin canlandırılması gerektiğini ifade eden Hamaney, doların ekonomideki ağırlığının aşamalı olarak azaltılması ve “direniş ekonomisi” politikalarının merkeze alınması çağrısında bulundu.</p>

<p>Hamaney, ekonomik sorunların çözümünde yerli üretime ağırlık verilmesinin önemine dikkat çekerek, yerli üretimin yeterli olmadığı alanlarda ithalattan “doğru ve akıllıca” yararlanılması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Toplumsal uyuma zarar verecek her türlü eylem yasaktır”</strong></h2>

<p>Mesajında toplumsal bütünlüğe geniş yer veren Hamaney, devlet kurumlarının ve yetkililerin atacağı her adımda toplumsal uyumun dikkate alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Hamaney, siyasi, sosyal, kültürel, güvenlik ve ekonomik alanlarda alınacak kararların toplum üzerindeki etkisinin gözetilmesi gerektiğini ifade ederek, “Toplumsal uyuma zarar verecek her türlü eylemin işlenmesinin kesinlikle yasak olduğunu ilan ediyorum” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamaney ayrıca toplumda umutsuzluğu artırabilecek söylemlerden ve geçmişte halka zarar verdiğini belirttiği “hayali ikiliklerden” kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>Gençlerin teknolojik yeniliklerine vurgu</strong></h2>

<p>İran’ın ilerlemesi için genç elitler tarafından geliştirilen teknoloji ve yeniliklerden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirten Hamaney, bu yaklaşımın tarım, sanayi, kültür, eğitim, iletişim ve sosyal alanlarda uygulanabileceğini söyledi.</p>

<p>Hamaney, eğitim ve kültür politikalarının da ülkenin temel stratejileri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Mesajının sonunda hükümetin çalışmalarının İran’ı “daha güçlü bir İran” hedefine taşıması temennisinde bulunan Hamaney, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ilerlemesi gerektiğini vurguladı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/mucteba-hamaneyden-toplumsal-uyum-mesaji</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 22:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/gorsel-2026-08-28-223201089.png" type="image/jpeg" length="42229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sel saniyeler uzaktaydı: Polis memurunun görev başındaki görüntüleri dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/camur-seli-saniyeler-uzaktaydi-polis-memurunun-gorev-basindaki-goruntuleri-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/camur-seli-saniyeler-uzaktaydi-polis-memurunun-gorev-basindaki-goruntuleri-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ile Çin sınırında yaşanan yıkıcı sel ve çamur akıntısı sırasında çekilen görüntülerde, Çinli sınır polisi Huang Peng'in vatandaşların tahliyesini yönlendirmek için tehlikeli bölgede kaldığı görüldü. Huang Peng'in felaket sonrasında kayıp olduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Sel saniyeler uzaktaydı: Polis memurunun görev başındaki görüntüleri dikkat çekti <a href="https://t.co/P723JEIJqV" rel="nofollow">https://t.co/P723JEIJqV</a> <a href="https://t.co/iLGZGs69PE" rel="nofollow">pic.twitter.com/iLGZGs69PE</a></p>
— CGTN Türk (@cgtnturk) <a href="https://x.com/cgtnturk/status/2093399097583477247?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 28, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p>Himalayalar'da Nepal-Çin sınırını vuran sel ve çamur akıntısının ardından ortaya çıkan görüntüler, felaket sırasında görev yapan bir Çinli polis memurunun gösterdiği fedakarlığı gündeme taşıdı.</p>

<p>Görüntülerde, <strong>Gyirong Sınır Kapısı'nda görev yapan Çinli göçmenlik polisi Huang Peng'in</strong>, hızla yaklaşan çamur akıntısına rağmen bölgedeki insanların tahliyesini yönlendirmeye devam ettiği görülüyor.</p>

<h2><strong>Sel yaklaşırken vatandaşların tahliyesini yönlendirdi</strong></h2>

<p>Çamur akıntısının sınır kapısına doğru ilerlediği anlarda Huang Peng'in görev yerinde kaldığı ve çevredeki kişilerin güvenli bölgelere yönlendirilmesine yardımcı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Çin devlet medyasının aktardığı bilgilere göre bölgede yaşanan felaket, yolları, iletişim hatlarını ve elektrik altyapısını büyük ölçüde kullanılamaz hale getirdi. Gyirong Sınır Kapısı çevresindeki çok sayıda yapı da çamur ve kaya kütlelerinin altında kaldı.</p>

<h2><strong>Huang Peng'in akıbeti henüz bilinmiyor</strong></h2>

<p>Huang Peng'in görüntülerinin sosyal medyada yayılmasının ardından Çinli polis memurunun akıbeti merak konusu oldu.</p>

<p>Global Times, <strong>Huang Peng'in çamur akıntısının ardından kayıp olduğunu</strong> ve arama çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Bu nedenle Huang Peng'in “vatandaşların güvende olduğundan emin olduktan sonra bölgeden ayrıldığı” yönündeki ifade yerine, <strong>tahliyeyi yönlendirmek için tehlikeli bölgede kaldığı ve sonrasında kendisinden haber alınamadığı</strong> bilgisi daha doğru bir şekilde aktarılabilir.</p>

<h2><strong>Felaketin nedeni yüksek rakımlı buzul çökmesi</strong></h2>

<p>Çinli uzmanların ilk değerlendirmelerine göre felaket, Nepal tarafında yaklaşık <strong>5 bin 140 metre rakımda bulunan bir buzulun çökmesiyle</strong> başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buz ve kaya kütleleri yamaçtan aşağı sürüklenirken büyük miktarda gevşek materyali de beraberinde taşıdı. Yaklaşık <strong>20 kilometrelik mesafenin 7 dakika içerisinde</strong> aşılması, çamur akıntısının ne kadar yüksek bir hızla ilerlediğini ortaya koydu.</p>

<p>Çamur akıntısı daha sonra Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'ndeki <strong>Gyirong Sınır Kapısı'na</strong> ulaştı ve bölgede büyük yıkıma neden oldu.</p>

<h2><strong>Sınır bölgesinde kurtarma çalışmaları sürüyor</strong></h2>

<p>Felaketin ardından Çin ve Nepal'de arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor. Çin tarafında Gyirong bölgesinde çok sayıda ekip görevlendirilirken, oluşan <strong>set gölü nedeniyle yeni sel ve heyelan riskine</strong> karşı da önlemler alınıyor.</p>

<p>Huang Peng'in sel öncesinde vatandaşların tahliyesini yönlendirdiği anlara ait görüntüler ise felaket sırasında görev yapan sınır güvenlik personelinin karşı karşıya kaldığı tehlikeyi gözler önüne serdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/camur-seli-saniyeler-uzaktaydi-polis-memurunun-gorev-basindaki-goruntuleri-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/gemini-generated-image-oktclsoktclsoktc.jpg" type="image/jpeg" length="47799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar zincirleme felakete dikkat çekti: Himalayalar’daki sel nasıl meydana geldi?]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/uzmanlar-zincirleme-felakete-dikkat-cekti-himalayalardaki-sel-nasil-meydana-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/uzmanlar-zincirleme-felakete-dikkat-cekti-himalayalardaki-sel-nasil-meydana-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ve Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nin bazı kesimlerini etkileyen yıkıcı çamur akıntılarının, Himalayalar’ın yüksek kesimlerindeki bir buzulun çökmesiyle başlamış olabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, buz, kaya ve toprak kütlelerinin zamanla sel ve çamur akıntılarına dönüşerek felaketi büyüttüğünü belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Himalayalar’da çarşamba günü meydana gelen ve <strong>Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nin güneybatısını</strong> etkileyen çamur akıntılarının nedenine ilişkin araştırmalar sürüyor.</p>

<p>İlk değerlendirmelere göre felaketin, Himalayalar’ın 5 bin metreden daha yüksek kesimlerinde bulunan büyük bir buzulun aniden çökmesiyle başlamış olabileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, olayın kesin nedeninin belirlenmesi için çalışmaların devam ettiğini ve şu aşamada kesin bir sonuca varmanın erken olduğunu vurguluyor.</p>

<h2><strong>Felaketin başlangıcı: Buzul çökmesi</strong></h2>

<p>Uydu görüntüleri ve Çinli jeoloji uzmanlarının ön değerlendirmeleri, Nepal'deki yüksek rakımlı bir buzulun çarşamba günü çöktüğünü gösteriyor.</p>

<p>Büyük bir buz kütlesinin <strong>5 bin metreden daha yüksek bir rakımda</strong> parçalanarak dik yamaçtan aşağı sürüklendiği değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak aşağıya yalnızca buz kütlesi inmedi. Hareket eden buz, güzergahındaki kaya, gevşek toprak ve diğer materyalleri de beraberinde sürükledi.</p>

<p>Bu süreçte başlangıçta bir buzul çökmesi şeklinde ortaya çıkan olayın, kısa sürede <strong>buz, kaya ve topraktan oluşan büyük bir kaya-buz çığına</strong> dönüştüğü değerlendiriliyor.</p>

<p><img alt="" class="detail-photo img-fluid" height="479" src="https://cgtnturkcom.teimg.com/cgtnturk-com/uploads/2026/08/gorsel-2026-08-28-201152196.png" width="800" /></p>

<h2><strong>Buz, kaya ve toprak birleşerek çamur akıntısına dönüştü</strong></h2>

<p>Buz ve kaya parçalarının dağlık bölgelerdeki nehir yataklarına ulaşmasıyla birlikte akıntıya daha fazla su ve tortu karıştı.</p>

<p>Böylece yüksek kesimlerde başlayan görece sınırlı bir çökme, aşağı bölgelere ilerledikçe çok daha büyük bir afete dönüştü.</p>

<p>Uzmanlara göre akış sırasında buz parçalandı, kaya ve tortular akıntıya dahil oldu ve su miktarı arttı. Bunun sonucunda oluşan kütle, bazı bölgelerde <strong>çamur akıntısı ve ani sel</strong> şeklinde ilerledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Felaket zincirinin yaklaşık <strong>20 kilometrelik mesafeyi 7 dakika gibi kısa bir sürede</strong> kat ettiği ve ardından çamur akıntısına dönüşerek Gyirong Limanı'nı vurduğu belirtildi.</p>

<h2><strong>İklim değişikliği felaketin nedeni mi?</strong></h2>

<p>Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu spesifik buzul çökmesine doğrudan neden olduğunu söylemek için henüz yeterli veri bulunmadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Buzulun kendi yapısındaki değişimler, eriyen suların buz ve kaya çatlaklarına sızması, yamaçların stabilitesi, yakın dönemdeki hava koşulları ve bölgedeki jeolojik süreçlerin tamamının olayda rol oynamış olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte küresel ısınmanın uzun vadede yüksek dağlık bölgelerdeki riskleri değiştirdiği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Küresel ısınma Himalayalar’daki riskleri artırıyor</strong></h2>

<p>Artan sıcaklıklar buzulların geri çekilmesine ve donmuş toprakların çözülmesine neden olurken, buz ve dağ yamaçlarının dengesi de bundan etkilenebiliyor.</p>

<p>Buzulların geri çekilmesiyle birlikte geride <strong>istikrarsız yamaçlar ve buzul gölleri</strong> kalabiliyor. Eriyen buzullardan gelen suyun kaya ve buz çatlaklarına sızması da yapıyı zayıflatabiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, bu durumun her buzul çökmesinin doğrudan küresel ısınmaya bağlanabileceği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.</p>

<p>Daha doğru değerlendirme ise iklim değişikliğinin yüksek dağlık bölgelerdeki <strong>risk koşullarını değiştirdiği</strong>, ancak bu olayda doğrudan tetikleyici olup olmadığının henüz bilinmediği yönünde.</p>

<p><img alt="" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://cgtnturkcom.teimg.com/cgtnturk-com/uploads/2026/08/gorsel-2026-08-28-201223276.png" width="800" /></p>

<h2><strong>Himalayalar’da “zincirleme afet” riski</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre olayın en önemli bilimsel boyutlarından biri, tek bir doğal afet yerine <strong>birbirini tetikleyen çok sayıda tehlikenin</strong> ortaya çıkması.</p>

<p>Bir buzulun hareketindeki değişiklik dağ yamacının dengesini bozabiliyor. Yamaçtaki çökme buz-kaya çığını tetikleyebiliyor. Bu çığ ise aşağı kesimlerde çamur akıntısı ve sele dönüşebiliyor.</p>

<p>Bilim insanları bu süreci <strong>“çoklu tehlike zinciri”</strong> olarak tanımlıyor.</p>

<p>Himalayalar’daki son felaketin de buzullar, kayalar, su ve dağ yamaçları arasındaki karmaşık etkileşimin ne kadar büyük sonuçlara yol açabileceğini gösterdiği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Felaketin kesin nedeni araştırılıyor</strong></h2>

<p>Uydu görüntüleri ve ilk bilimsel değerlendirmeler, <strong>yüksek rakımlı bir buzul veya buz-kaya çökmesini</strong> felaket zincirinin başlangıç noktası olarak işaret ediyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, buzulun ve dağın neden dengesini kaybettiğini, akıntının aşağıya doğru ilerlerken nasıl değiştiğini ve hava koşulları, jeolojik yapı ile uzun vadeli iklim değişikliğinin olayda ne ölçüde etkili olduğunu belirlemek için araştırmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Himalayalar'ın giderek ısınan ve jeolojik açıdan hareketli yapısı nedeniyle, bu soruların yanıtlanmasının yalnızca yaşanan felaketi anlamak açısından değil, <strong>gelecekte benzer afetlerin önceden tespit edilmesi ve aşağı kesimlerde yaşayan toplulukların uyarılması</strong> açısından da büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/uzmanlar-zincirleme-felakete-dikkat-cekti-himalayalardaki-sel-nasil-meydana-geldi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/gorsel-2026-08-28-201133152.png" type="image/jpeg" length="73974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kremlin açıkladı: Putin, Xi ve Erdoğan ile görüşecek]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/kremlin-acikladi-putin-xi-ve-erdogan-ile-gorusecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/kremlin-acikladi-putin-xi-ve-erdogan-ile-gorusecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında 31 Ağustos’ta Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yoğun bir diplomasi trafiği gerçekleştirecek. Putin’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da aralarında bulunduğu liderlerle ikili görüşmeler yapacağını açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, <strong>Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi</strong> kapsamında önemli temaslarda bulunacak.</p>

<p>Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Putin’in 31 Ağustos’ta Kırgızistan’ın başkenti <strong>Bişkek’te</strong> düzenlenecek ŞİÖ Zirvesi ve sonrasındaki programına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<h2><strong>Putin, Erdoğan ve Xi Jinping ile görüşecek</strong></h2>

<p>Uşakov’un açıklamasına göre Putin, zirve kapsamında <strong>Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping</strong> ile bir araya gelecek.</p>

<p>Rus liderin ayrıca Hindistan Başbakanı <strong>Narendra Modi</strong>, İran Cumhurbaşkanı <strong>Mesud Pezeşkiyan</strong> ve Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong> ile ikili görüşmeler gerçekleştirmesi planlanıyor.</p>

<p>Putin’in Kazakistan, Tacikistan ve Moğolistan liderleriyle de temaslarda bulunacağı bildirildi.</p>

<h2><strong>Vladivostok’ta Doğu Ekonomik Forumu’na katılacak</strong></h2>

<p>Putin, <strong>ŞİÖ Zirvesi’nin</strong> ardından Rusya’nın <strong>Vladivostok</strong> kentinde düzenlenecek Doğu Ekonomik Forumu’na geçecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rus liderin <strong>3 Eylül’de</strong> forumun genel oturumunda konuşma yapması planlanıyor.</p>

<p>Forumun bu yılki baş konuğunun <strong>Endonezya Cumhurbaşkanı</strong> olacağı belirtilirken, Putin’in Endonezya lideriyle de ikili görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.</p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/kremlin-acikladi-putin-xi-ve-erdogan-ile-gorusecek</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/chatgpt-image-28-agu-2026-19-48-10.png" type="image/jpeg" length="64400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buzullar kopuyor, dünya ısınıyor: Çin yeşil enerji atağı yaparken ABD geri adım atıyor]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/buzullar-kopuyor-dunya-isiniyor-cin-yesil-enerji-atagi-yaparken-abd-geri-adim-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/buzullar-kopuyor-dunya-isiniyor-cin-yesil-enerji-atagi-yaparken-abd-geri-adim-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal’de buzulların kopmasıyla başlayan ve ölümcül sel ile heyelanlara dönüşen felaket, küresel ısınmanın yarattığı yeni tehditleri bir kez daha gözler önüne serdi. Çin yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırırken, Trump yönetimindeki ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi dünyanın iki büyük ekonomisinin iklim politikasındaki zıtlığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Himalayalar'da yaşanan son felaket, küresel ısınmanın yalnızca sıcaklıkların yükselmesinden ibaret olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Nepal'de<font face="Calibri"> </font>26 Ağustos'ta bir buzulun alt bölümünün kopmasıyla başlayan olay, kısa sürede dev bir buz ve kaya çığına dönüştü. Kütlenin nehir yatağına ulaşmasıyla birlikte moloz akışı ve ani seller meydana geldi. Felaket, köyleri, yolları, köprüleri ve altyapıyı sürüklerken yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine, çok sayıda kişinin de kaybolmasına yol açtı.</p>

<p>Uzmanlara göre olayın doğrudan ve tek nedeninin iklim değişikliği olduğunu söylemek için henüz erken. Ancak yükselen sıcaklıklar, buzulların geri çekilmesi ve yüksek rakımlardaki donmuş zeminin çözülmesi dağ yamaçlarını daha istikrarsız hale getiriyor. Bu da buzulların kopması, kaya düşmeleri, heyelanlar ve buzul gölü taşkınları gibi zincirleme afetlerin riskini artırıyor.</p>

<p>Dünya Meteoroloji Örgütü'nün son raporu da tablonun küresel ölçekte ağırlaştığını ortaya koyuyor. Örgüte göre 2015-2025 dönemi, kayıtların tutulduğu tarihten bu yana en sıcak 11 yıl oldu. Aşırı sıcaklıklar, şiddetli yağışlar, seller, kuraklıklar ve buzulların hızla kaybı milyonlarca insanı etkiliyor.</p>

<h2><strong>Yalnızca Nepal'de değil</strong></h2>

<p>Himalayalar'daki gelişmeler, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan benzer olaylardan bağımsız değil.</p>

<p>2025'te İsviçre'nin Blatten bölgesinde bir dağ yamacının çökmesi ve buzul hareketi büyük bir yıkıma yol açtı. Bilim insanları, bölgede permafrost olarak bilinen kalıcı donmuş zeminin çözülmesi ile buzulların geri çekilmesinin dağ yamaçlarını istikrarsızlaştırdığını belirtti.</p>

<p>2023'te Grönland'da meydana gelen dev heyelan da iklim değişikliğinin dağlık ve kutup bölgelerinde yaratabileceği yeni risklerin çarpıcı örneklerinden biri oldu. Yaklaşık 25 milyon metreküp kaya ve buzun fiyorda düşmesi 200 metre yüksekliğinde bir tsunami oluşturdu ve olayın meydana getirdiği sismik titreşimler dokuz gün boyunca dünyanın farklı bölgelerindeki istasyonlarda kaydedildi. Araştırmacılar, permafrostun çözülmesi ve buzulların incelmesinin yamaçların zayıflamasında rol oynadığını belirledi.</p>

<p>İtalya Alpleri'ndeki Marmolada Buzulu'nun 2022'de çökmesi ve Hindistan'ın Uttarakhand bölgesinde 2021'de yaşanan buzul kaynaklı sel de yüksek dağlardaki buz ve kaya kütlelerinin istikrarsızlaşmasının yol açabileceği tehlikeleri gösterdi.</p>

<p>Dünyadaki buzulların genel tablosu ise daha da dikkat çekici. Araştırmalar, 2000-2023 arasında dünya genelindeki buzulların yaklaşık 6 bin 500 milyar ton buz kaybettiğini ortaya koyuyor. 2023 ise tek bir yılda yaklaşık 548 milyar tonluk kayıpla rekor kırdı.</p>

<h2><strong>İklim krizi enerji politikasını değiştiriyor</strong></h2>

<p>İşte bu tablo, dünyanın büyük ekonomilerini enerji politikalarını değiştirmeye zorluyor. Küresel ısınmanın temel nedenlerinden biri fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan sera gazları. Bu nedenle güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve diğer düşük karbonlu enerji kaynaklarına geçiş, iklim değişikliğiyle mücadelenin en önemli araçlarından biri olarak görülüyor.</p>

<h2><strong>Çin dikkat çekiyor</strong></h2>

<p>Bu dönüşümde Çin özellikle dikkat çekiyor. Çölleri dahi enerji merkezlerine dönüştüren Çin bir taraftan dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden biri olmaya devam ederken diğer taraftan tarihin en büyük yenilenebilir enerji yatırımlarından birini gerçekleştiriyor.</p>

<p>Çin; Gobi Çölü, İç Moğolistan, Ningxia ve Xinjiang gibi geniş ve güneş ile rüzgar potansiyeli yüksek bölgelerde dev enerji üsleri kuruyor. Bu projelerde yüz binlerce, hatta milyonlarca güneş paneli ile dev rüzgar türbinleri aynı bölgelerde bir araya getiriliyor. Çin'in amacı yalnızca elektrik üretmek değil. Aynı zamanda batarya depolama, yüksek gerilim iletim hatları, elektrikli araçlar ve yeşil hidrojen gibi teknolojileri aynı enerji sisteminin parçaları haline getirmek de isteniyor.</p>

<p>Çin'in yeni enerji planı da hedeflerin büyüklüğünü gösteriyor. Pekin, 2030'a kadar yenilenebilir enerji kapasitesini yaklaşık 3 bin 500 gigavata çıkarmayı hedefliyor. Bunun yaklaşık 2 bin 800 gigavatını güneş ve rüzgar enerjisinin oluşturması planlanıyor. Çin'in bu alandaki hamlesi artık yalnızca iklim politikası değil, aynı zamanda büyük bir sanayi politikası haline gelmiş durumda.</p>

<p>Güneş panellerinden rüzgâr türbinlerine, bataryalardan elektrikli araçlara ve elektrolizörlerden enerji depolama sistemlerine kadar geniş bir üretim zinciri Çin'de oluşturuluyor.</p>

<h2><strong>Çin'in asıl hedefi 2060</strong></h2>

<p>Pekin'in uzun vadeli hedefi ise 2060 yılına kadar karbon nötr hale gelmek. Bu hedef doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra yeşil hidrojen, elektrikli ulaşım, enerji depolama ve düşük karbonlu sanayi projeleri geliştiriliyor.</p>

<p>Ancak Çin'in politikası tamamen fosil yakıtlardan vazgeçmek anlamına gelmiyor. Ülke aynı zamanda kömür kullanımını da sürdürüyor. Dolayısıyla Çin'in enerji dönüşümü, kömürü bir anda terk etmekten ziyade yenilenebilir enerji kapasitesini çok büyük bir hızla artırarak enerji sisteminin ağırlık merkezini değiştirme stratejisi olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>ABD ise Paris </strong><strong>İklim </strong><strong>Anlaşması'ndan çekildi</strong></h2>

<p>Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan ABD'nin yaklaşımı ise bunun tam karşısında duruyor. Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasının ardından 20 Ocak 2025'te ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi için süreci yeniden başlattı. Çekilme 27 Ocak 2026'da resmen yürürlüğe girdi.</p>

<p>Trump yönetimi bununla da kalmadı. Washington, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nden de çekilme yönünde adım attı. Trump uzun süredir iklim politikalarına ve özellikle fosil yakıtlardan uzaklaşma politikalarına karşı çıkıyor. İkinci döneminde de petrol ve doğal gaz üretimini artırmayı, enerji maliyetlerini düşürmeyi ve çevre düzenlemelerini gevşetmeyi savunan bir politika izliyor.</p>

<p>Bu durum, dünyanın en büyük iki ekonomisi olan Çin ve ABD arasında yalnızca ticaret ve teknoloji alanında değil, enerjinin geleceği konusunda da farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Paris Anlaşması neden önemli?</strong></h2>

<p>2015'te kabul edilen Paris Anlaşması, küresel iklim mücadelesinin temel uluslararası çerçevesini oluşturuyor. Anlaşmanın temel amacı, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 2 derecenin oldukça altında tutmak ve 1,5 dereceyle sınırlamak için çaba göstermek.</p>

<p>Bunun için ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltması, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlaması ve gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanına erişiminin desteklenmesi öngörülüyor.</p>

<h2><strong>Aynı dünyada iki farklı yaklaşım</strong></h2>

<p>Nepal'de buzulların ve yüksek dağlık bölgelerin istikrarsızlaşmasıyla ortaya çıkan ölümcül afetler, Grönland'dan Alpler'e kadar buz ve permafrost kaybının yarattığı yeni riskler ve dünyanın her bölgesinde artan aşırı hava olayları...</p>

<p>Yaşananlar karşısında Çin yönetimi duyarsız kalamadı ve çöllerde güneş panelleri, rüzgar türbinlerinden dev enerji üsleri kurmaya başladı. Batarya ve yeşil hidrojen teknolojilerine yatırım yapılıp ciddi bir dönüşüm yaşandı. Bunun karşısında ise ABD, Trump yönetimi altında Paris İklim Anlaşması'ndan ayrıldı ve iklim değişikliği olgusuna kulakları tıkadı.</p>

<p>Bu nedenle iklim değişikliği artık yalnızca çevre politikalarının konusu değil. Enerji, sanayi, teknoloji, ekonomi ve jeopolitik rekabetin merkezine yerleşmiş durumda.</p>

<h2><strong>Gözler Antalya’da</strong></h2>

<p>Bu tartışmaların önemli bir bölümü yıl sonunda Türkiye'de yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda, yani COP31'de masaya gelecek.</p>

<p>Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilecek. Zirvede ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma hedefleri, iklim finansmanı, temiz enerji yatırımları, uyum politikaları ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları ele alınacak.</p>

<p>Nepal'de bir buzulun kopmasıyla başlayan ve saatler içinde sel ile heyelana dönüşen felaket, aslında Antalya'da yapılacak tartışmanın neden giderek daha kritik hale geldiğini gösteriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/buzullar-kopuyor-dunya-isiniyor-cin-yesil-enerji-atagi-yaparken-abd-geri-adim-atiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/gemini-generated-image-nxp4hnnxp4hnnxp4.jpeg" type="image/jpeg" length="81539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bişkek Zirvesi'nde ekonomik kalkınma masada olacak]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/biskek-zirvesinde-ekonomik-kalkinma-masada-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/biskek-zirvesinde-ekonomik-kalkinma-masada-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güvenlik alanındaki işbirliğiyle temelleri atılan Şanghay İşbirliği Örgütü, yaklaşık 30 yıllık yolculuğunda ekonomik kalkınmayı daha fazla öne çıkaracağı yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bişkek Zirvesi'nde ticaret ve yatırımlardan altyapı projelerinin finansmanına, enerji dönüşümünden çevre politikalarına kadar atılacak adımların ŞİÖ'nün Avrasya'daki ekonomik rolünü güçlendirmesi bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CGTN Türk Dış Haberler Servisi</strong></p>

<p>Sınır güvenliği ve terörizmle mücadele amacıyla başlayan işbirliğini yaklaşık 30 yılda Avrasya'nın en geniş siyasi platformlarından birine dönüştüren Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), şimdi ekonomik kalkınmada daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırlanıyor. Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te gerçekleştirilecek zirvenin gündemi, örgütün güvenlik alanındaki kazanımlarını ticaret, yatırım, altyapı ve enerji alanlarına taşıma arayışının hız kazandığını gösteriyor.</p>

<p>ŞİÖ üyesi ülkelerin zirvede ticaret ve yatırımları artıracak yeni önlemleri değerlendirmesi, ortak altyapı projelerinin finansmanını kolaylaştıracak mekanizmalar üzerinde çalışması ve ekonomik bağlantısallığı güçlendirecek adımlar atması bekleniyor. Enerji dönüşümü, iklim değişikliği ve çevrenin korunması gibi küresel sorunlar da örgütün giderek genişleyen kalkınma gündeminde kendisine daha fazla yer buluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Avrasya’nın ekonomik bağları güçleniyor</strong></h2>

<p>ŞİÖ'nün kalkınma gündemini önemli hale getiren unsurların başında örgütün temsil ettiği coğrafyanın büyüklüğü geliyor. Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan ve İran'ın yanı sıra Orta Asya ülkelerini aynı çatı altında buluşturan örgüt, dünyanın önemli üretim merkezlerini, enerji kaynaklarını, tüketici pazarlarını ve kara ticaret güzergahlarını birbirine bağlayan geniş bir alanı kapsıyor. Bu nedenle ŞİÖ içerisindeki ekonomik işbirliği yalnızca üye ülkeler arasındaki ticaret hacminin artırılmasından ibaret değil. Ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi, sınır geçişlerinin kolaylaştırılması, enerji bağlantılarının güçlendirilmesi ve ortak altyapı yatırımlarının hızlandırılması Avrasya'nın kendi içerisindeki ekonomik bağların kuvvetlenmesi açısından stratejik önem taşıyor.</p>

<p>Küresel ekonominin son yıllarda karşı karşıya kaldığı kırılmalar da bu arayışı hızlandırıyor. Ticaret savaşları, yaptırımlar, tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler ve jeopolitik gerilimler ülkeleri ekonomik ilişkilerini çeşitlendirmeye yöneltirken Avrasya'nın farklı bölgeleri arasındaki bağlantısallığın önemi artıyor. ŞİÖ bu süreçte üyelerinin ulusal kalkınma stratejileri arasında daha fazla eşgüdüm sağlayabilecek platformlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Örgütün yaklaşımında ekonomik işbirliği güvenlikten bağımsız bir alan olarak da değerlendirilmiyor. Kalkınma imkanlarının genişletilmesi, ticaretin artırılması ve ülkeler arasındaki karşılıklı ekonomik bağların güçlendirilmesi uzun vadeli istikrarın önemli unsurları arasında görülüyor. Böylece ŞİÖ'nün kuruluşundan itibaren öne çıkardığı ortak güvenlik anlayışı giderek daha güçlü bir kalkınma boyutu kazanıyor.</p>

<h2><strong>Finansman arayışı hız kazanıyor</strong></h2>

<p>ŞİÖ'nün ekonomik potansiyelini somut sonuçlara dönüştürmesinin önündeki en önemli başlıklardan birini finansman oluşturuyor. Örgütün çatısı altında büyük altyapı ve kalkınma projelerinin hayata geçirilmesini kolaylaştıracak ortak mali araçların oluşturulması uzun süredir tartışılıyor.</p>

<p>Bişkek'te ortak altyapı ve yatırım projelerini finanse edecek yeni mekanizmaların ele alınacak olması örgütün daha pragmatik bir yol izlemeye hazırlandığını gösteriyor. ŞİÖ'nün tek bir büyük finansal kurumun kurulmasını beklemek yerine belirli projelerin hayata geçirilmesini sağlayacak yeni araçlar geliştirmesi, ekonomik işbirliğinin hızlanmasına imkan tanıyabilir.</p>

<h2><strong>BRICS, Kuşak ve Yol ve ŞİÖ</strong></h2>

<p>ŞİÖ'nün ekonomik alandaki rolünün genişlemesi Avrasya'da son yıllarda yükselen diğer işbirliği mekanizmalarıyla ilişkisini de gündeme getiriyor. BRICS küresel ekonomik yönetişimde gelişmekte olan ülkelerin temsilini artırma, finansal işbirliğini güçlendirme ve Küresel Güney'in uluslararası sistemdeki ağırlığını yükseltme arayışıyla öne çıkıyor. Kuşak ve Yol Girişimi limanlardan demiryollarına, enerji hatlarından lojistik merkezlerine kadar uzanan altyapı ve bağlantısallık projelerine yoğunlaşıyor.</p>

<p>ŞİÖ ise güvenlik, siyasi diyalog ve kalkınmayı aynı platformda buluşturan yapısıyla bu denklemde farklı bir işlev üstleniyor. Üye ülkelerin aynı zamanda BRICS, Kuşak ve Yol Girişimi veya diğer bölgesel mekanizmalar içerisinde yer alması, farklı platformlarda geliştirilen projelerin birbirlerini tamamlayabileceği çok katmanlı bir işbirliği ortamı yaratıyor. Bu durum Avrasya'da tek bir merkezden yönetilen ekonomik bütünleşme modelinden ziyade farklı örgütlerin, ulusal kalkınma programlarının ve bağlantısallık projelerinin kesiştiği daha esnek bir mimarinin ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. ŞİÖ'nün sağlayabileceği siyasi diyalog ve güven ortamı ise bu projelerin ilerlemesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor.</p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/biskek-zirvesinde-ekonomik-kalkinma-masada-olacak</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2024/08/sio.jpg" type="image/jpeg" length="16859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya: Ukrayna'da 9 gemi vuruldu, 7 yerleşim birimi ele geçirildi]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/rusya-ukraynada-9-gemi-vuruldu-7-yerlesim-birimi-ele-gecirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/rusya-ukraynada-9-gemi-vuruldu-7-yerlesim-birimi-ele-gecirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Savunma Bakanlığı, bir haftada Ukrayna'da askeri amaçla kullanılan 9 geminin vurulduğunu, 7 yerleşim yerinin ele geçirildiğini bildirdi. Bakanlık ayrıca,  bu süreçte 80 güdümlü hava bombası, ABD üretimi 15 HIMARS çok namlulu roketatar füzesi, 14 "Flamingo" uzun menzilli seyir füzesi ile 6 bine yakın insansız hava aracının hava savunma sistemlerince yok edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya Savunma Bakanlığuından yapılan açıklamada, Rusya Silahlı Kuvvetlerinin 22-28 Ağustos'ta Ukrayna'daki eylemleriyle ilgili bilgi paylaşıldı. Rus ordusunun bu tarihlerde Ukrayna'nın askeri tesislerine, limanlarına ve gemilerine yönelik saldırılar düzenlediği belirtilen açıklamada, <strong>"Hafta içinde Ukrayna ordusu için kullanılan 6'sı kuru yük gemisi, 2'si tanker ve 1'i devriye botu olmak üzere toplam 9 gemi vuruldu" </strong>ifadesi kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>7 yerleşim birimi ele geçirildi</strong></h2>

<p>Bakanlığın açıklamasında ayrıca, Rus ordusunun, Ukrayna'daki cephenin tüm yönlerinde ilerleme kaydettiği aktarıldı. Ukrayna'da son bir haftada 7 yerleşim yerinin Rus güçlerince ele geçirildiği bildirilen açıklamada, <strong>"Sumi bölgesindeki Perşe Travnya ve Pisarevka, Zaporijya bölgesinde Dolinka, Nejenka ve Şevçenkovskoye ile Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin Annovka ve Kuçerov Yar yerleşim birimleri kurtarıldı" </strong>ifadesine yer verildi.</p>

<p>Açıklamada, bu süreçte 80 güdümlü hava bombası, ABD üretimi 15 HIMARS çok namlulu roketatar füzesi, 14<strong> "Flamingo"</strong> uzun menzilli seyir füzesi ile 6 bine yakın insansız hava aracının hava savunma sistemlerince yok edildiği kaydedildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/rusya-ukraynada-9-gemi-vuruldu-7-yerlesim-birimi-ele-gecirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/07/rusya-ukraynadaki-askeri-tesislere-yonelik-saldiri-duzenledik-1748-2025-06-07-m.jpg" type="image/jpeg" length="30068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kazakistan’da yeni parlamento başkanı Aybek Dadebay]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/kazakistanda-yeni-parlamento-baskani-aybek-dadebay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/kazakistanda-yeni-parlamento-baskani-aybek-dadebay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazakistan’da yeniden oluşturulan ve "Kurultay" adı verilen tek meclisli parlamentonun başkanı Aybek Dadebay oldu. Yeni parlamentonun faaliyete başlamasıyla hükümet istifa etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kazakistan’da yeniden oluşturulan ve <strong>"Kurultay" </strong>adı verilen tek meclisli parlamentonun başkanlığına, mecliste en fazla sandalyeye sahip Adilet Partisi Genel Başkanı Aybek Dadebay seçildi. Kazakistan’ın başkenti Astana’da Kurultay’ın ilk oturumu yapıldı. 145 sandalyeden oluşan Kurultay’ın ilk başkanının belirlendiği oturumda, 5 siyasi partiyi temsil eden milletvekilleri gizli oylama yaptı.</p>

<p>Oylamada, Cumhurbaşkanı <strong>Kasım Cömert Tokayev</strong>’in aday olarak önerdiği Adilet Partisi Genel Başkanı Aybek Dadebay, <strong>milletvekillerinin oy birliğiyle kurultay başkanı seçildi. </strong></p>

<p>Öte yandan Kazakistan Anayasası gereği, yeni parlamentonun görevine başlamasıyla Başbakan <strong>Oljas Bektenov </strong>başkanlığındaki hükümet istifasını sundu.</p>

<p>Bektenov hükümeti, yeni hükümet üyeleri belirlenene kadar görevlerini yerine getirmeye devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Dadebay kimdir?</strong></h2>

<p>46 yaşındaki Dadebay’ın siyasi ve devlet hizmetindeki kariyerinin önemli bölümü, Cumhurbaşkanı Tokayev ile aynı kurumlarda ve onun yakın çalışma çevresinde geçti.Dadebay, kariyerine 2008’de Kazakistan Parlamentosu Senatosunda uzman olarak başladı, 2008-2011 yıllarında Senato Başkanının danışman yardımcılığı görevini de yürüttü. 2011-2013 yıllarında Kazakistan’ın Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi nezdindeki Daimi Temsilciliğinde ataşe ve üçüncü katip olarak görev yapan Dadebay, 2013-2019 döneminde Senato Başkanı Sekreterliğinde başkan yardımcılığı ve ardından sekreterlik görevlerinde bulundu.</p>

<p>2019-2021'de Kazakistan Cumhurbaşkanı Ofisi Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Dadebay, 2021-2022 döneminde Cumhurbaşkanı İşler İdaresi Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Dadebay, 2022-2024'te Kazakistan Cumhurbaşkanı İşler İdaresi Başkanı olarak görev yaptı ve 2024’ten 5 Mayıs 2026’ya kadar Kazakistan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı olarak görevini sürdürdü.</p>

<p>Dadebay, 7 Mayıs 2026’da Adilet Partisinin Genel Başkanı seçildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/kazakistanda-yeni-parlamento-baskani-aybek-dadebay</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/adsiz-tasarim-22-2.png" type="image/jpeg" length="40744"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail’de sağ blok çatırdıyor: Ben-Gvir’den Netanyahu’nun talebine ret]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/israilde-sag-blok-catirdiyor-ben-gvirden-netanyahunun-talebine-ret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/israilde-sag-blok-catirdiyor-ben-gvirden-netanyahunun-talebine-ret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'de yaklaşan genel seçim öncesi koalisyon ortakları arasındaki ipler gerilirken, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e 30 Ağustos için yaptığı kritik toplantı çağrısı, Ben-Gvir tarafından reddedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsrail’de Likud Partisi’nin lideri Netanyahu'nun</strong>, <strong>Ben-Gvir'in Yahudi Gücü Partisi ile Bezalel Smotrich'in Dini Siyonizm Partisi'nin</strong> seçimlere ortak listeyle girmesi gerektiğini söylemesi üzerine sosyal medyada Netanyahu ile Ben-Gvir arasında başlayan tartışma yeni bir noktaya evrildi.</p>

<p><strong>Ben-Gvir'in partisinden yapılan açıklamada</strong>, Yahudi Gücü Partisi ve Dini Siyonizm Partisi'nin yaklaşan Meclis seçimlerine birlikte katılmayacağı vurgulanarak, "Bu karar nihai ve kesindir; hiçbir koşul altında değişmeyecektir. Buna bağlı olarak, bu konuda ne doğrudan ne de dolaylı olarak hiçbir temas, toplantı veya görüşme yapılmayacaktır." ifadeleri kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, Dini Siyonizm Partisi'nin seçim barajını aşabilmesi için diğer küçük partilerle birleştirilmesi veya Netanyahu'nun Likud Partisi listesindeki kontenjanları Smotrich'in adaylarına ayırması gerektiği savunuldu.</p>

<h2><strong>Netanyahu'nun görüşme talebini reddeden Ben-Gvir'e Likud Partisi'nden yanıt</strong></h2>

<p>Başbakan Netanyahu'nun partisi Likud, Smotrich ile ittifak kurmayı ve toplantı çağrısını reddeden Ben-Gvir'e sert bir açıklamayla yanıt verdi.</p>

<p>Açıklamada, Ben-Gvir'in tutumunun sağ oyları bölerek boşa harcayacağı savunularak, bu kararın Gadi Eisenkot, Avigdor Lieberman, Yair Golan ve Arap partilerinin yer alacağı bir <strong>"sol hükümetin" </strong>önünü açacağı iddia edildi.</p>

<p>1992 seçimlerinde sağın bölünmesi sonucu<strong> Oslo Anlaşmaları </strong>sürecinin başladığı hatırlatılan açıklamada, sol bir koalisyonun kurulması halinde Filistin devletinin kurulacağı, sağcılara baskı uygulanacağı, sağ eğilimli Kanal 14 televizyonunun kapatılacağı ve işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimlerin boşaltılacağı öne sürüldü.</p>

<p>Açıklamada, Ben-Gvir'e kişisel hırslarını ve egosunu bir kenara bırakma çağrısı yapıldı.</p>

<p>İsrail'de yaklaşan genel seçimler öncesinde sağ blokta patlak veren krizin temelinde, aşırı sağcı oyların bölünmesi ve seçim barajı riski yatıyor. İsrail seçim sistemindeki yüzde 3,25'lik baraj nedeniyle anketlerde oy oranı sınırda görünen <strong>Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in </strong>meclis dışı kalmasından endişe eden Başbakan Binyamin Netanyahu, sağ partileri tek çatı altında toplamak istiyor.</p>

<p>Buna karşılık <strong>Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir,</strong> Smotrich ile ittifak kurmanın kendi partisine oy kaybettireceğini savunarak ortak listeye kesin olarak kapıyı kapatıyor.</p>

<p>Ben-Gvir, Netanyahu'nun asıl amacının sağ kanadı güçlendirmek değil, aşırı sağı zayıflatarak seçim sonrası eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki merkez unsurlarla bir "ulusal birlik hükümeti" kurmak olduğunu öne sürüyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/israilde-sag-blok-catirdiyor-ben-gvirden-netanyahunun-talebine-ret</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/868657-0jpeg.webp" type="image/jpeg" length="46055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güney Sudan’dan Batılı ülkelere tepki: Büyükelçiler Bakanlığa çağrıldı]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/guney-sudandan-batili-ulkelere-tepki-buyukelciler-bakanliga-cagrildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/guney-sudandan-batili-ulkelere-tepki-buyukelciler-bakanliga-cagrildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Sudan, Almanya, Japonya, Norveç ve ABD’nin ülkedeki siyasi sürece ilişkin ortak bildirisinin ardından Batılı ülkelere tepki gösterdi. Güney Sudan Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, söz konusu bildiriyi yayımlayan dört ülkenin büyükelçilerini Bakanlığa çağırarak hükümetin rahatsızlığını iletti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Sudan Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı James Pitia Morgan, Almanya, Japonya, Norveç ve ABD büyükelçilerinin, "ülkede barış sürecinin ilerletilmesi için siyasi partiler arasında gerçek bir diyalog başlatılması ve siyasi rekabet aracı olarak şiddetten vazgeçilmesi yönünde acil adımlar atılması" çağrısında bulunduğu ortak bildirisine ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Söz konusu büyükelçilerin Bakanlığa çağrıldığını ve hükümetin bildiriden duyduğu rahatsızlığı aktardığını ifade eden Morgan, bildiriyi "uygunsuz ve bölücü" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Morgan, söz konusu bildirinin, ülkenin geçiş sürecinde önemli bir aşama olarak görülen seçimlere hazırlandığı dönemde hükümette endişe yarattığını belirtti.</p>

<p>Siyasi sürecin ülke tarafından sahiplenilmesinin önemini vurgulayan Morgan, diplomatik teamüllere ve içişlerine müdahale etmeme ilkesine saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Morgan, ayrıca hükümetin barış anlaşmasının uygulanması ve seçimlere hazırlık konusundaki kararlılığını yineleyerek, bölgesel ve uluslararası ortaklara seçim süreci için barışçıl ve uygun bir ortam oluşturulmasına yönelik çabalara destek verme çağrısında bulundu.</p>

<p>Güney Sudan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da büyükelçilere ortak bildirinin arka planı ve yayımlanma amacını açıklama fırsatı verildiği ifade edildi.</p>

<p>Büyükelçilerin ortak bildirisi, Güney Sudan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Toplumsal Cinsiyet ve Gençlikten Sorumlu Rebecca Nyandeng de Mabior ile yaptıkları görüşmenin ardından yayımlanmıştı.</p>

<p>Büyükelçiler, ülkedeki kamu gelirlerinin temel hizmetlerin sağlanmasına ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesine yönlendirilmesini talep etmişti. Bildiride, refahın sağlanması için güvenlik ve hukukun üstünlüğünün hakim olduğu, özel yatırımların gelişmesine imkan tanıyan bir ortamın oluşturulmasının önemine işaret edilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güney Sudan'da genel seçimlerin 22 Aralık 2026'da yapılması planlanıyor. Ülkede seçimlere yönelik hazırlıklar sürerken, hükümet 2018 Barış Anlaşması kapsamındaki geçiş sürecinin uygulanmasına devam ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/guney-sudandan-batili-ulkelere-tepki-buyukelciler-bakanliga-cagrildi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/guney-sudan-4.jpg" type="image/jpeg" length="93426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çin'in yapay zeka başarısı, ABD'yi yeni stratejilere itiyor]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/cinin-yapay-zeka-basarisi-abdyi-yeni-stratejiler-dusunmeye-itiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/cinin-yapay-zeka-basarisi-abdyi-yeni-stratejiler-dusunmeye-itiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD, yapay zekada en gelişmiş sistemleri geliştirmeye ve yapay genel zekaya (AGI) ulaşmaya odaklanırken, Çin’in daha ucuz, açık ve kolay erişilebilir modeller üzerinden farklı bir strateji izlediği belirtiliyor. Çin'in yapay zeka modellerini küresel ölçekte yaygınlaştırma politikası, ABD'yi yeni stratejiler geliştirmek zorunda bırakacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Foreign Policy’de yayımlanan bir analize göre, Çinli Moonshot şirketinin temmuz ayında çıkardığı Kimi K3 modeli, ABD’deki yapay zeka sektöründe şaşkınlık yarattı. Açık kaynak ağırlıklı modelin, kapalı ABD modellerine yakın performans göstermesi, <strong>“ileri yapay zeka için kapalı sistemler şart” </strong>varsayımını sarstı.<br />
ABD’nin stratejisinin temelinde, AGI’ye ilk ulaşan ülkenin kalıcı bir teknolojik üstünlük elde edeceği düşüncesi bulunuyor.<strong> “Özyinelemeli kendi kendini geliştirme”</strong> (recursive self-improvement) senaryosuna göre gelişmiş bir yapay zeka kendisini sürekli geliştirerek rakiplerin arasındaki farkı kapatmasını zorlaştırabilir. Bu yaklaşım, Washington’ın Çin’e yönelik çip ve teknoloji ihracat kontrollerinin yanı sıra yapay zeka alanındaki politikalarını da şekillendirdi.</p>

<p>Ancak Çin, yalnızca en güçlü modeli geliştirmeye değil, yapay zekayı küresel ölçekte yaygınlaştırmaya odaklandı. Düşük maliyetli ve özelleştirilebilir açık modeller, özellikle Küresel Güney’de önemli bir kullanım alanı buldu. Analize göre Çin merkezli yapay zeka uygulamaları küresel kullanımın yaklaşık yüzde 30’una ulaşırken, Alibaba’nın Qwen uygulaması 3 milyardan fazla kez indirildi.</p>

<p>Bu gelişmeler Washington’daki stratejiyi yeniden tartışmaya açtı.</p>

<p>Foreign Policy’ye göre asıl risk, ABD ve Çin’in iki ayrı yapay zeka ekosistemi oluşturması. Bir tarafta kapalı ABD modelleri, diğer tarafta Çin’in açık ve yaygın modelleri bulunabilir. Bu nedenle analize göre yapay zeka rekabetinin yalnızca <strong>“kim AGI’ye önce ulaşacak?” </strong>sorusu üzerinden yürütülmemesi, küresel güvenlik ve düzenleme standartlarının oluşturulması gerekiyor.</p>

<p>Analizde, ABD ile Çin arasında yapay zeka güvenliği konusunda uluslararası işbirliği kurulması ve nükleer teknolojideki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na benzer küresel bir denetim mekanizmasının oluşturulması öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Batı basını Çin'in yapay zeka ilerleyişinden endişeli</strong></h2>

<p>Çin'in yapay zeka alanında yakaladığı ivme uzun zamandır Batı medyasının ekseninde. Çin'in açık kaynak ağırlıklı teknolojilerinin ABD'yi zorda bıraktığı daha önce de defalarca gündem oldu. İki ülkenin yapay zeka yaklaşımını kıyaslayan Economist dergisi önceki günlerde <strong>"ABD tehdit altında" </strong>diye yazmıştı. İngiltere merkezli yayın kuruluşu Economist, ABD’nin yapay zeka laboratuvarlarının Çinli rakipleri karşısında sıkıştığını gündeme getirmiş, “<strong>ABD’li yapay zeka laboratuvarları Çinli rakiplerinin tehdidi altında” başlıklı yazıda, “Amerika'nın önde gelen yapay zekâ geliştiricilerini bir düşünün. Her yeni, çığır açan modelin geliştirilmesi için kan, ter ve milyarlarca dolar harcıyorlar. Ancak nefeslerini bile alamadan rakipleri onlara çoktan yetişmiş oluyor” </strong>diye yazmıştı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/cinin-yapay-zeka-basarisi-abdyi-yeni-stratejiler-dusunmeye-itiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/yapay-zeka-18.jpg" type="image/jpeg" length="43780"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yunanistan-İsrail ittifakı derinleşiyor: 3.1 milyar avroluk silah anlaşması]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/yunanistan-israil-ittifaki-derinlesiyor-31-milyar-avroluk-silah-anlasmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/yunanistan-israil-ittifaki-derinlesiyor-31-milyar-avroluk-silah-anlasmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan'ın hafta başında İsrail ile 3,1 milyar avroluk silah alımı anlaşması imzalayacağı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan'ın hafta başında İsrail ile 3,1 milyar avroluk silah alımı anlaşması imzalayacağı belirtildi.</p>

<p>Kathimerini gazetesinin haberine göre, "Aşil Kalkanı" için Yunanistan ile İsrail arasındaki nihai anlaşma pazartesi Tel Aviv'de imzalanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anlaşmanın imzalanmasının ardından projenin 35 ay içerisinde tamamlanması planlanıyor.</p>

<p>Projenin 3,1 milyar avro tutarında olması ve Yunan firmalarının 700 milyon avroluk kısmını üstlenmesi öngörülüyor.</p>

<p>Öte yandan, Patriot gibi mevcut hava savunma sistemleriyle halihazırda var olan insansız hava araçlarının (İHA) İsrail yapımı hava savunma sistemleriyle entegre olması öngörülen proje kapsamında İsrail yapımı Spyder, Barak MX ve David's Sling gibi hava savunma sistemlerinin Yunanistan tarafından satın alınması planlanıyor.</p>

<p>Haberde, hava savunma sistemindeki tehdit algısının yapay zeka aracılığıyla belirlenmesinin de planlar arasında yer aldığı ve bunun Yunanistan Silahlı Kuvvetlerine tasarruf sağlayacağı ileri sürüldü.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/yunanistan-israil-ittifaki-derinlesiyor-31-milyar-avroluk-silah-anlasmasi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/yunanistan-israil-2.webp" type="image/jpeg" length="45546"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küresel belirsizlik çağında ŞİÖ modeli]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/kuresel-belirsizlik-caginda-sio-modeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/kuresel-belirsizlik-caginda-sio-modeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanghay İşbirliği Örgütü, 30 yıllık yolculuğunda Avrasya'nın en geniş siyasi platformlarından birine dönüştü. Üye sayısını 5'ten 10'a çıkaran ŞİÖ, küresel sistemin bloklaşma ve belirsizlikle karşı karşıya olduğu yeni dönemde “Şanghay Ruhu” temelinde farklı bir yönetişim modelinin mümkün olduğunu gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CGTN Türk Dış Haberler Servisi</strong></p>

<p>Dünya siyasetinde taşların yerinden oynadığı, mevcut uluslararası kurumların savaşlardan ekonomik krizlere kadar bir dizi sınama karşısında yetersiz kaldığı dönemde gözler Avrasya'da istikrarlı biçimde büyüyen Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) çevrildi. Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın 1996 yılında kurduğu “Şanghay Beşlisi” ile temelleri atılan yapı, aradan geçen 30 yılda 10 üyeli bir örgüte dönüşürken kıtanın güvenlik ve kalkınma mimarisinin vazgeçilmez parçalarından biri haline geldi.</p>

<p>ŞİÖ'nün ulaştığı nokta aynı zamanda örgüte kuruluşundan bu yana yöneltilen eleştirileri yeniden tartışmaya açtı. Eleştirilerin merkezinde ise ŞİÖ'nün neden Avrupa Birliği benzeri ekonomik entegrasyona ya da NATO benzeri kolektif güvenlik sistemine dönüşmediği bulunuyor. Oysa, ŞİÖ'nün yaklaşık 30 yıllık gelişimi bu beklentilerin örgütün kuruluş felsefesini yeterince dikkate almadığına işaret ediyor. Zira ŞİÖ üyelerinin egemenliklerini ulusüstü bir kuruma devrettiği bir entegrasyon projesinden ziyade, farklı siyasi sistemlere ve ulusal çıkarlara sahip ülkelerin ortak paydalarda buluşabileceği bir işbirliği mekanizması olarak gelişti.</p>

<p>Örgütün büyüme rakamları da bu modelin Avrasya'daki çekim gücünü ortaya koyuyor. Başlangıçta 5 ülkenin yer aldığı yapı bugün 10 üyeye ulaşırken 2 ülke gözlemci, 15 ülke ise diyalog ortağı statüsünde bulunuyor. Çok sayıda ülke de ŞİÖ çatısı altındaki belirli projelerde yer almak için girişimlerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşlarının örgütle geliştirdiği ortaklıklar ŞİÖ'nün uluslararası meşruiyet alanının Avrasya sınırlarının ötesine taşındığını gösteriyor.</p>

<h2><strong>Avrasya’daki boşluğu dolduruyor</strong></h2>

<p>ŞİÖ'nün giderek daha fazla ülke için cazibe merkezi haline gelmesinin ardında Avrasya'daki kurumsal boşluk yatıyor. Amerika kıtasında Amerikan Devletleri Örgütü, Afrika'da Afrika Birliği onlarca ülkeyi aynı çatı altında buluştururken dünyanın en büyük kara parçası olan Avrasya'da benzer ölçekte kapsayıcı bir yapı bulunmuyor. Coğrafyanın büyüklüğü, ülkeler arasındaki gelişmişlik farkları, tarihsel anlaşmazlıklar ve farklı güvenlik öncelikleri bu yöndeki girişimleri uzun yıllar boyunca sınırlandırdı.</p>

<p>ŞİÖ ise tek tip bir Avrasya yaratmaya çalışmak yerine kıtanın çeşitliliğini örgütün işleyişinin bir parçası haline getiren bir model geliştirdi. Çin ve Rusya gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleriyle Orta Asya ülkelerini aynı masada buluşturan yapı, ilerleyen yıllarda Hindistan ve Pakistan'ı, ardından İran ve Belarus'u bünyesine kattı. Böylece örgütün siyasi ve coğrafi ağırlık merkezi Orta Asya'nın ötesine taşınarak Güney Asya'dan Doğu Avrupa'ya ve Orta Doğu'ya uzanan geniş bir alana yayıldı.</p>

<h2><strong>Farklılıklar ŞİÖ potasında buluşuyor</strong></h2>

<p>ŞİÖ ailesinin genişlemesi yalnızca üye sayısındaki artıştan ibaret değil. Farklı siyasi sistemlere, ekonomik yapılara, güvenlik önceliklerine ve dış politika geleneklerine sahip ülkelerin yaklaşık 30 yıldır aynı kurumsal yapı içerisinde hareket edebilmesi ŞİÖ'nün en önemli başarılarından biri olarak öne çıkıyor. Örgüt bu özelliğiyle küresel siyasette ittifak ilişkilerinin yeniden sertleştiği dönemde kapsayıcı işbirliğinin sürdürülebilir olduğuna dair önemli bir örnek sunuyor.</p>

<p>ŞİÖ'nün kurumsal yapısının yavaş ilerlediğine yönelik eleştiriler de bu açıdan farklı biçimde okunabilir. Üyelerin ulusal egemenlik ve bağımsızlık konusundaki hassasiyetleri karar alma süreçlerinin hızını sınırlarken örgütün genişlemesini kolaylaştıran güven ortamını da besliyor. Ülkeler ŞİÖ'ye katılırken dış politikalarını ortak bir merkeze teslim etmek, başka ülkelerle ilişkilerini sınırlandırmak veya tek bir siyasi çizgiyi benimsemek zorunda kalmıyor.</p>

<h2><strong>Şanghay Ruhu’nun çekim gücü</strong></h2>

<p>ŞİÖ, Batı dünyasındaki yaygın kamplamşma modellerinin yerine “Şanghay Ruhu” olarak adlandırılan anlayışını öne çıkarıyor. Karşılıklı güven, karşılıklı yarar, eşitlik, istişare, kültürel çeşitliliğe saygı ve ortak kalkınmayı temel alan yaklaşım, ülkelerin farklılıklarını ortadan kaldırmak yerine bu farklılıklara rağmen işbirliğini mümkün kılmayı hedefliyor. Örneğin, Hindistan ile Pakistan arasındaki tarihsel anlaşmazlıklar tarafların aynı örgüt içerisinde yer almasını engellemedi. İran'ın katılımı ŞİÖ'nün Orta Doğu bağlantısını güçlendirirken Belarus'un üyeliği örgütün Avrupa coğrafyasındaki varlığını genişletti. Üyelerin çıkarlarının her başlıkta örtüşmemesine rağmen örgütün büyümeye devam etmesi, farklılıkların işbirliğinin önünde aşılmaz engeller olmak zorunda olmadığını gösterdi.</p>

<p>ŞİÖ'nün yükselişinin arkasındaki önemli unsurlardan biri de örgütün herhangi bir ülkeyi ortak düşman olarak tanımlamaması. Askeri ittifakların çoğunda güvenlik anlayışı dışarıdan gelen ortak tehdide karşı şekillenirken ŞİÖ işbirliğini üyelerinin ortak ihtiyaçları üzerinden kuruyor. Bu yaklaşım ülkelerin başka devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini sürdürmesine alan açarken örgütün blok siyaseti içerisinde sıkışmasının da önüne geçiyor.</p>

<p>Küresel siyasette jeopolitik rekabetin sertleştiği, ekonomik yaptırımların yaygınlaştığı ve ülkelerden giderek daha fazla taraf seçmelerinin beklendiği bir dönemde söz konusu esneklik ŞİÖ'nün çekim gücünü artırıyor. Özellikle Küresel Güney ülkelerinin stratejik özerklik arayışının güçlendiği mevcut uluslararası ortam, ülkelerin egemenliklerini korurken çok taraflı işbirliğini geliştirebilecekleri platformlara duyduğu ihtiyacı büyütüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>120 ülkeden ŞİÖ’ye destek</strong></h2>

<p>ŞİÖ'nün uluslararası sistemde artan ağırlığının göstergelerinden biri Birleşmiş Milletler'de ortaya çıktı. BM Genel Kurulu'nda geçen yıl kabul edilen Birleşmiş Milletler ile ŞİÖ arasındaki işbirliği kararına 120 ülke destek verdi. Karara karşı çıkan 27 ülkenin önemli bölümünün Batılı ülkelerden oluşması ise örgüte yönelik yaklaşımda uluslararası sistem içerisinde belirgin bir ayrışmanın bulunduğunu gösterdi.</p>

<p>Batı'daki kuşkucu yaklaşıma karşılık BM başta olmak üzere önde gelen uluslararası kuruluşlar ŞİÖ ile çeşitli alanlarda ortaklıklarını geliştirmeyi sürdürüyor. BM Genel Sekreteri António Guterres'in yoğun diplomasi gündemine rağmen bu yıl Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te gerçekleştirilecek ŞİÖ zirvesine katılma davetini kabul etmesi örgütün ulaştığı uluslararası ağırlığın göstergelerinden biri oldu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/kuresel-belirsizlik-caginda-sio-modeli</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/06/sio-1.webp" type="image/jpeg" length="27164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güney Kore'de kayıp skandalı: 310 bin dosya yeniden incelenecek]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/guney-korede-kayip-skandali-310-bin-dosya-yeniden-incelenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/guney-korede-kayip-skandali-310-bin-dosya-yeniden-incelenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kore’de iki kayıp kişinin soruşturmalarının ihmaller nedeniyle kapatılmasının ardından büyüyen skandal üzerine polis, son üç yılda kapatılan yaklaşık 310 bin kayıp vakasını yeniden inceleme kararı aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kore'de kayıp vakalarında yaşanan ihmal skandalı büyüyor. Seul skandal nedeniyle 310 bin kayıp dosyasını yeniden mercek altına alacak. Skandal, Jeju Adası’nda kaybolduktan sonra ölü bulunan 37 yaşındaki Jang Mi-ran vakasıyla gündeme geldi. Jang’ın kayıp olduğu bildirildikten yaklaşık iki buçuk saat sonra dosyayı kapatan polis memuru, kadınla iletişime geçtiğini Jang’ın nerede olduğunun açıklanmasını istemediğini söylediğini iddia etti.  Ancak soruşturmada polisin kadınla irtibata geçtiğini gösteren bir kayıt yer almadı.</p>

<p>Jang’ın cansız bedeni, kaldığı konukevine yaklaşık 500 metre mesafedeki bir çiftlikte bulundu.</p>

<p>Aynı polis memurunun, temmuz ayında ailesi tarafından kayıp olarak bildirilen 60’lı yaşlarındaki bir erkeğin dosyasını da yaklaşık beş saat içinde kapattığı belirtildi. Ailesi, borçları ve yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle endişelerini polise aktarmıştı. Erkeğin cesedi 22 Ağustos’ta, oğlunun ikinci kez kayıp başvurusu yapmasından bir gün sonra bulundu. Polis memuru kayıtları tahrif ve görevini ihmal etmekten tutuklandı. Suçlamaları reddeden memurun daha önce yürüttüğü 298 dosya da incelemeye alındı. Öte yandan son üç yıl içinde ülke çapında açılmış olan 310 bin vaka da yeniden incelenmeye alınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İçişleri Bakanı Yun Ho-jung özür dileyerek kayıp kişilerle ilgili soruşturma sisteminin kapsamlı biçimde inceleneceğini açıkladı. Skandal, Güney Kore’de kayıp kişilere ilişkin hukuki düzenlemelerdeki bir açığı da gündeme taşıdı. Ülkede yalnızca çocuklar ve korunmaya muhtaç yetişkinler resmen <strong>“kayıp kişi”</strong> statüsüne alınırken, diğer yetişkinler bazı durumlarda <strong>“kaçmış” </strong>kategorisinde değerlendiriliyor.</p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/guney-korede-kayip-skandali-310-bin-dosya-yeniden-incelenecek</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/01/guney-kore-6.jpg" type="image/jpeg" length="13331"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye'de yeni dönem: Mazlum Abdi'yi Şara'nın danışmanlığına götüren süreç nasıl şekillendi?]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/suriye-sahnesinde-roller-dagitildi-yonetmen-bati-oyuncular-sara-ve-abdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/suriye-sahnesinde-roller-dagitildi-yonetmen-bati-oyuncular-sara-ve-abdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın ardından ortaya çıkan siyasi ve askeri dengeler, Esad yönetiminden sonra köklü biçimde değişti. Bir dönem Batı tarafından terörist olarak görülen Ahmed eş-Şara’nın ülkenin başına geçmesiyle başlayan yeni dönemde, ABD ve Avrupa’nın Şam’a yaklaşımı giderek değişirken, yıllarca IŞİD’e karşı kullanılan SDG de kendisini feshederek yeni Suriye devletine entegre oldu. Şimdi ise SDG’nin eski komutanı Mazlum Abdi, Şara’nın danışmanı olarak görevlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Batı’nın ülkede oluşturduğu ve desteklediği muhalif unsurlar aracılığıyla başlattığı Suriye iç savaşı, 2011 yılından Esad’ın ülkeyi terk ettiği 8 aralık 2024’e kadar aralıklarla da olsa sürmeye devam etti.</p>

<p>Esad yönetimi uzun yıllar boyunca Batı ülkeleri tarafından ağır ekonomik yaptırımlara maruz bırakıldı. Bu durum Suriye ekonomisini derinden etkiledi. ABD ve Avrupa tarafından uygulanan yaptırımlar, Şam yönetiminin uluslararası finans sistemine erişimini sınırlandırırken, özellikle yeniden yapılanma ve yabancı yatırım açısından ciddi engeller oluşturdu.</p>

<p>Yıllar içerisinde ülke farklı silahlı yapıların, yabancı güçlerin ve uluslararası koalisyonların müdahil olduğu çok katmanlı bir savaş alanına dönüştürüldü. İç savaşın ilerleyen yıllarında da Suriye’nin kuzey ve doğusunda SDG önemli bir askeri güç haline geldi.</p>

<h2><strong>IŞİD’e karşı kullanıldı</strong></h2>

<p>ABD öncülüğündeki koalisyonun IŞİD’e karşı yürüttüğü savaşta Washington’ın sahada kullandığı en önemli yapılardan biri olan SDG, IŞİD’in Suriye’deki toprak hakimiyetinin sona erdirilmesinde önemli rol oynadı. Bu yıllarda ABD desteğiyle savaşırken aynı zamanda da kuzey ve doğu Suriye’de de geniş bir alanı kontrol etti.</p>

<p>Ancak Suriye’de Esad döneminin sona ermesiyle birlikte ülkenin siyasi ve askeri dengeleri de değişti. Bu değişimin merkezindeki isim ise Ahmed eş-Şara oldu.</p>

<h2><strong>Eski cihatçı liderden devlet başkanına</strong></h2>

<p>Esad yönetimi ile savaşan ABD destekli muhalif güçlerin başındaki Şara, geçmişte El Kaide bağlantılı bir yapı içerisinde yer almış ve ABD tarafından uzun yıllar terör tehdidi bağlamında değerlendirilmiş bir isimdi. Şara'nın iktidara getirilmesinin ardından Batılı ülkelerin Şam'a yönelik yaklaşımı hızla değişmeye başladı. ABD ve Avrupa, yönetime getirdiği yeni iktidara Suriye'nin yeniden inşası için de destek vermeye başladı.</p>

<p>Washington, 24 Ağustos 2026'da Suriye'yi devlet destekli terör ülkeleri listesinden çıkardı. Kararın ardından Suriye'nin uluslararası finans sistemine yeniden entegrasyonunun önündeki önemli engellerden biri kaldırılmış oldu. Bir gün sonra ise Visa ve Mastercard'ın Suriye'de uluslararası kart işlemlerini başlatması, Şam'ın küresel finans sistemine dönüşünün sembolik göstergelerinden biri oldu.</p>

<p>Böylece Esad döneminde Batı'nın ağır yaptırımlarla izole ettiği Suriye, bugün aynı Batılı ülkelerin yatırım, finans ve yeniden yapılanma gündeminin merkezine girmeye başladı.</p>

<h2><strong>Şara IMF ile masaya oturdu</strong></h2>

<p>Yeni yönetimin Batı'yla kurduğu ilişkinin ekonomik ayağında ise IMF ve Dünya Bankası bulunuyor. Suriye'nin yeni yönetiminden maliye ve merkez bankası yetkilileri 2025'te Washington'da IMF ve Dünya Bankası toplantılarına katıldı. Bu, Suriye'nin 20 yılı aşkın süre sonra IMF ile yeniden doğrudan temas kurması açısından önemli bir kırılma oldu.</p>

<p>Bu süreç, Şara yönetiminin Suriye'yi savaş ekonomisinden çıkararak uluslararası finans sistemine ve Batı destekli ekonomik düzene yeniden bağlama çabasının önemli parçalarından biri haline geldi.</p>

<h2><strong>Washington ve Avrupa Şara’yı kabul etti</strong></h2>

<p>Şara'nın Batı ile ilişkilerindeki değişim yalnızca ekonomik alanla sınırlı kalmadı. Şara, 2025'te ABD'ye giderek Donald Trump ile Beyaz Saray'da görüştü. Böylece geçmişinde El Kaide bağlantısı bulunan bir isim, ABD başkanı tarafından Suriye'nin yeni lideri olarak kabul edilmiş oldu.</p>

<h2><strong>Avrupa'da da benzer bir tablo ortaya çıktı</strong></h2>

<p>Şara, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris'te görüştü. 2026 yılının Temmuz ayında ise Macron Şam'a giderek Şara ile bir araya geldi. Macron'un ziyareti, Esad sonrası bir AB ülkesinin devlet başkanının Suriye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu. Görüşmelerin merkezinde siyasi normalleşmenin yanı sıra ekonomik yeniden yapılanma ve özellikle de Fransız şirketlerinin Suriye'ye yatırımları vardı.</p>

<h2><strong>SDG için “misyon büyük ölçüde sona erdi”</strong></h2>

<p>Bu dönüşümün diğer tarafında ise SDG bulunuyor. ABD'nin IŞİD'e karşı savaşta kullandığı en önemli yerel ortaklarından biri olan SDG'nin varlık gerekçesi, IŞİD'in Suriye'deki toprak hakimiyetinin büyük ölçüde sona ermesiyle birlikte yeniden tartışılmaya başladı.</p>

<p>ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ocak 2026'da SDG'nin IŞİD'e karşı yürüttüğü mücadelenin tarihsel gerekçesinin artık büyük ölçüde ortadan kalktığını söyledi. Barrack'a göre Şam yönetiminin IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona katılması ve örgütün tutukluları ile güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye başlaması, SDG'nin bu konudaki rolünün “büyük ölçüde sona erdiği” anlamına geliyordu.</p>

<p>Bu açıklama, Washington'ın Suriye'deki yeni önceliğinin de göstergesi oldu. Daha önce SDG'yi destekleyen ABD, artık ülkenin parçalı askeri yapısının yerine merkezi Şam yönetiminin güçlendirilmesini desteklemeye başladı.</p>

<h2><strong>SDG önce anlaşma yaptı, ardından kendisini feshetti</strong></h2>

<p>SDG ile Şam arasındaki entegrasyon sürecinin temeli Mart 2025'te atıldı. Mazlum Abdi ile Ahmed eş-Şara arasında imzalanan anlaşma, SDG'ye bağlı askeri ve sivil yapıların Suriye devletine entegre edilmesini öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması uzun süre ciddi sorunlarla karşılaştı ve süreç zaman zaman çatışmalara kadar vardı.</p>

<p>2026'nın başında yeniden şekillenen anlaşmalarla birlikte entegrasyon süreci hız kazandı. SDG güçlerinin Suriye Savunma Bakanlığı bünyesine alınması, sivil kurumların merkezi yönetime devredilmesi ve kuzeydoğudaki devlet kurumlarının Şam'ın kontrolüne geçmesi kararlaştırıldı. Sonunda 25 Ağustos'ta Mazlum Abdi, SDG'nin bağımsız bir askeri yapı olarak görevini tamamladığını açıkladı. Böylece yıllarca Suriye'nin kuzeydoğusunda önemli bir askeri ve siyasi güç olarak varlık gösteren SDG, kendi bağımsız askeri yapılanmasını sona erdirdi ve Suriye devletine entegre oldu.</p>

<h2><strong>İki eski cephe şimdi aynı yönetimde</strong></h2>

<p>Entegrasyonun ardından Suriye Geçiş Hükümetinin Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, feshedilen SDG liderlerinden Ferhat Abdi Şahin'i danışman olarak atadı. Bu atama oldukça dikkat çekti. Zira iki isim, Suriye iç savaşının farklı dönemlerinde farklı cephelerde yer aldı. Şimdi ise birlikte devlet yönetmeye çalışacak.</p>

<p>Şara'nın Abdi'yi Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak ataması, SDG'nin bağımsız bir güç olarak sona ermesinin ardından eski askeri liderliğin yeni Suriye devletinin siyasi mekanizmasına dahil edilmesi anlamına geliyor.</p>

<h2><strong>Suriye’de yeni dönem</strong></h2>

<p>Ortaya çıkan tablo, 2011'de başlayan savaşın ardından Suriye'deki güç dengelerinin ne kadar değiştiğini gösteriyor. Yıllarca Batı yaptırımları altında kalan Esad yönetiminin ardından Batı’lı ülkeler, ülkedeki dengeleri tamamen değiştirdi. Ayrı cephelerde savaşan iki gücü bir araya getirerek her iki yapıya da yeni bir misyon biçti.</p>

<p>Bu nedenle Abdi'nin Şara'ya danışman olarak atanmasını, yalnızca bir görevlendirme olarak okumamak gerek. Batı’nın kullandığı aparatları dün terörist bugün devlet başkanı ya da danışman olarak görevlendireceği yarınlarının ise belirsiz olacağı anlamına gelmekte.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batı’nın desteğiyle görev alanların yarınlarından endişe duyması ve buna yönelik politikalar izlemesi de muktedirlerin kendi geleceklerini halkların çıkarlarının önüne koymasına mal oluyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/suriye-sahnesinde-roller-dagitildi-yonetmen-bati-oyuncular-sara-ve-abdi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/sara-abdi.jpeg" type="image/jpeg" length="33843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Paşinyan'dan Rusya'ya mesaj: Stratejik ortak olarak görmüyoruz]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/pasinyandan-rusyaya-mesaj-stratejik-ortak-olarak-gormuyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/pasinyandan-rusyaya-mesaj-stratejik-ortak-olarak-gormuyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Rusya hükümetini ve Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütü'nü (CSTO) "güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmemekle" suçladı. Paşinyan, Rusya'nın "stratejik ortak" olmadığı mesajını verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2022'de Azerbaycan'la sınır çatışmalarında kendilerine destek vermeyen Rusya'yı söz konusu tarihten bu yana stratejik ortak olarak görmedikleri mesajını verdi. Başkent Erivan'da düzenlenen bir basın toplantısında konuşan Paşinyan, Rusya hükümetini ve Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütü'nü (CSTO) <strong>"güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmemekle" </strong>suçladı.</p>

<p>Paşinyan, Ermenistan hükümetinin 2026-2031 programında Rusya'nın neden stratejik ortak olarak tanımlanmadığına ilişkin bir soruya, <strong>"(Azerbaycan-Ermenistan sınırında) Eylül 2022'deki olayların ardından, stratejik bir ortaklık olduğunu nasıl söyleyebiliriz?" </strong>şeklinde yanıt verdi. Rusya'nın hükümet programında stratejik ortak olarak tanımlanması ihtimalini değerlendiren Paşinyan, <strong>"Şimdi 'stratejik ortaklık' yazarsak, siz de neden Rusya ve CSTO'nun Eylül 2022'de güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmediklerini soracaksınız. Size ne cevap vereyim?" </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ermenistan hükümetinin 2026-2031 programında, Ermenistan'ın Rusya ile ilişkilerini <strong>"bölgede barışın tesis edilmesine yönelik yeni koşullar çerçevesinde" </strong>yeniden şekillendirirken, Rusya ile karşılıklı fayda sağlayan, çok sektörlü işbirliğine yönelik diyaloğun devam edeceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Paşinyan, programı parlamentoya sunduğu sırada Ermenistan-Rusya ilişkilerindeki dönüşümün, Ermenistan ile Azerbaycan arasında barışın sağlanmasının ardından ortaya çıkan doğal bir süreç olduğunu belirtmişti. Rus yetkililer, güvenlik taahhütlerinin uluslararası alanda Azerbaycan toprağı olarak tanınan Karabağ'ı kapsamadığını ve bu taahhütlerin yalnızca Ermenistan'ın kendi topraklarıyla ilgili olduğunu kaydediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/pasinyandan-rusyaya-mesaj-stratejik-ortak-olarak-gormuyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/pasinyan-6.webp" type="image/jpeg" length="76280"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalibaf: Biz petrol satamıyorsak kimse satamayacak]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/kalibaf-biz-petrol-satamiyorsak-kimse-satamayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/kalibaf-biz-petrol-satamiyorsak-kimse-satamayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Meclis Başkanı, Hürmüz Boğazı ve petrol satışlarına ilişkin bir açıklama yaptı. Kalibaf savaş denkleminin "ya herkes ya da hiç kimse" olduğunu ifade ederek, Tahran'ın petrol satamadığı yerde kimsenin satamayacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf,<strong> "İran'ın petrol satışlarının engellenmesi halinde bölgede petrol satışına izin vermeyeceklerini"</strong> ve Hürmüz Boğazı'nın durumunun <strong>"önceki haline" </strong>dönmeyeceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalibaf, Asosyal medya hesabından 22 Temmuz'da yayımladığı açıklamasını yeniden paylaştı.</p>

<p>ABD'nin, İran'ın petrol ihracatını engelleme girişimlerine işaret eden Kalibaf, <strong>"Savaşın denklemi açıktır. Ya herkes ya hiç kimse. Bizim petrol satamadığımız bir bölgede kimse petrol satamayacak" </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kalibaf, paylaşımında şunları kaydetti:</p>

<p><strong>"İran'ın altyapısı güvende olmadığı sürede hiçbir altyapı güvende olmayacak. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği Amerikan güçlerinin bölgede bulunmamasına bağlıdır. Boğazın önceki haline dönmeyeceğini birçok kez söylemiştik."</strong></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/kalibaf-biz-petrol-satamiyorsak-kimse-satamayacak</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/03/1772958453898bakir-kalibaf-1.webp" type="image/jpeg" length="53665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'den Venezuela için yeni yasa hazırlığı: Gasp edilen petrol gelirleri meşrulaştırılacak!]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/abdden-venezuela-icin-yeni-yasa-hazirligi-gasp-edilen-petrol-gelirleri-mesrulastirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/abdden-venezuela-icin-yeni-yasa-hazirligi-gasp-edilen-petrol-gelirleri-mesrulastirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Ocak’ta Venezuela’ya saldırarak Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini alıkoyan Washington, gasp ettiği ülkenin petrol gelirlerini meşrulaştırmaya çalışıyor.  13 milyar doları aşan petrol gelirinin akıbeti belirsizliğini korurken, Trump yönetiminin 17 petrol sahasını Amerikan şirketlerine açacak uzun vadeli bir anlaşma üzerinde çalıştığı bildiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 3 Ocak’ta Venezuela’ya yönelik geniş çaplı bir askeri saldırı düzenledi. Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırıp zorla alıkoydu. ABD’ye götürülen Maduro çifti göstermelik bir mahkemeye çıkarıldı ve yargılama gösterisi yapıldı.</p>

<p>Venezuela’ya saldırı ve dünyanın gözü önünde bir devlet başkanının kaçırılıp alıkonulması ABD’nin yüzyıllardır yaptığı vahşiliğin son örneklerinden biri olarak kabul edildi. Bölgedeki yerlilere karşı yapılan ve soykırıma varan saldırılar, Latin Amerika ülkelerine karşı bir asrı geçen ekonomik, diplomatik ve askeri zorbalık ve tabi ki Orta Doğu halkları ve doğal kaynakları üzerinden yapılan hesaplar...</p>

<p>ABD’nin emperyalist ve vahşi kapitalizm örnekleri çoğaltmak elbette ki mümkün. Ancak biz bugün Venezuela’ya bakıp ABD’nin ülkede gasp ettiği petrolü nasıl meşru yollara dönüştürmeye çalışacağına odaklanacağız.</p>

<h2><strong>Kaynaklar gasp edildi</strong></h2>

<p>Washington yönetimi saldırının bahanesini uyuşturucu kaçakçılığı olarak gösterdi. (Ancak saldırının ardından Pasifik’teki kaçakçılık sayısında azalmayı bırakın artış görüldü.) Bu bahaneyle ülkenin dev petrol kaynakları gasp edildi ve kaynakların geleceği Washington'ın insafına bırakıldı.</p>

<p>Şimdi ise ABD'nin Venezuela petrolü üzerindeki etkisini daha da genişletmeye hazırlandığına ilişkin yeni bilgiler geliyor.</p>

<h2><strong>Washington Venezuela petrolüne uzun vadeli erişim istiyor</strong></h2>

<p>Trump yönetiminin, Venezuela'nın petrol rezervlerinin bir bölümüne uzun vadeli erişim sağlamak amacıyla Caracas yönetimiyle bir anlaşma üzerinde çalıştığı bilgisi kulaktan kulağa yayılmaya başladı.</p>

<p>Henüz imzalanmamış olan anlaşmanın, belirli Venezuela petrol sahalarının ABD hükümeti tarafından Amerikan şirketlerinin geliştirmesine açılmasını ve bu sahalardan üretilecek petrolün ABD'ye garanti edilmesini öngördüğü belirtiliyor. Görüşmelerin ABD ve Venezuela hükümetlerinin en üst düzeylerinde yürütüldüğü ifade ediliyor.</p>

<p>Kaynaklara göre Washington'ın üzerinde durduğu modellerden biri, petrol sahalarının ABD lehine uzun vadeli kiralanması. Bunun ardından sahaların Amerikan petrol üreticileri arasında açık artırma veya ihale yoluyla dağıtılması planlanıyor. Kaynaklara göre 17 petrol sahası, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin bulunduğu Orinoco Kuşağı'ndaki henüz geliştirilmemiş alanların yanı sıra Maracaibo Gölü'ndeki olgun petrol sahalarını da kapsıyor.</p>

<p>Bu durum, 3 Ocak'taki saldırının ardından zorla el konan Venezuela kaynaklarının meşru hale getirilmeye çalışıldığının en önemli kanıtı olarak gözler önüne seriliyor.</p>

<h2><strong>13 milyar dolarlık petrol geliri nerede?</strong></h2>

<p>ABD'nin Venezuela petrolüne yönelik planlarının tartışıldığı bu dönemde Washington'ın elindeki petrol gelirlerini ne yaptığı da uzun süredir tartışma konusu.</p>

<p>Financial Times'ın petrol sevkiyat miktarları ve uluslararası fiyat verileri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, yıl başından bu yana Venezuela petrol satışlarından 13 milyar doların üzerinde gelir elde edildi. Ancak bu paranın nereye gittiğine, nasıl harcandığına dair derin kuşkular var.</p>

<p>ABD yönetimi, Venezuela petrol gelirlerinin ABD tarafından kontrol edilen hesaplarda toplandığını kabul ediyor. Washington, söz konusu kaynakların Venezuela ekonomisinin ve Amerikan çıkarlarının korunması amacıyla kullanılacağını savunuyor. Ancak milyarlarca dolarlık petrol gelirinin tamamına ilişkin kamuya açık, ayrıntılı bir hesap dökümü bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı Nisan ayında yaklaşık 3 milyar doların çeşitli operasyonel giderler ve Venezuela ekonomisine yönelik harcamalar için kullanıldığını açıklamıştı. Ancak 13 milyar doları aşan toplam petrol gelirinin ne kadarının Venezuela'ya aktarıldığı, ne kadarının harcandığı ve ne kadarının ABD'nin kontrolündeki hesaplarda tutulduğu konusunda kamuoyuna kapsamlı bir bilanço sunulmuş değil.</p>

<p>Venezuela'nın petrol gelirlerini takip etmek amacıyla oluşturulan resmi sistemde ise Mart ayından bu yana kamuoyuna yansıyan transferlerin oldukça sınırlı olduğu bildiriliyor. Financial Times'ın haberine göre Venezuela'ya açık şekilde kaydedilen transferlerden biri 300 milyon dolarlık ödeme oldu.</p>

<p>Bu nedenle Washington'ın Venezuela petrolünden elde edilen milyarlarca dolarlık kaynağı hangi kalemlere harcadığı sorusu halen yanıt bekliyor.</p>

<h2><strong>Önce gelirlerin kontrolü, şimdi petrol sahaları</strong></h2>

<p>ABD, Maduro'nun kaçırılmasının ardından Venezuela'nın petrol ihracatını doğrudan kontrol etmeye başladı. Trump yönetimi petrol gelirlerinin Amerikan ve Venezuela halklarının yararına kullanılacağını savundu. Ancak şimdi gündeme gelen yeni anlaşma, Washington'ın aç gözlü tavrını yalnızca Venezuela petrolünün satışından elde edilen gelirleri yönetmesiyle yetinmeyeceğini gösteriyor. ABD’nin kendi şirketlerinin doğrudan bu kaynaklara erişmesini ve bunu da yasal güvence altına almaya hazırlandığını gösteriyor.</p>

<h2><strong>ABD şirketleri için yeni pazar</strong></h2>

<p>Washington'ın Venezuela'daki petrol sektörünü yeniden yapılandırma planının bir diğer ayağını ise Amerikan petrol şirketleri oluşturuyor. Trump yönetimi daha önce Amerikan petrol şirketlerini Venezuela'ya yatırım yapmaya çağırmış ve ülkenin enerji sektörünün yeniden inşası için yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırım hedefinden söz etmişti.</p>

<p>Trump ayrıca ABD'li petrol şirketlerinin Venezuela'daki faaliyetlerini doğrudan Washington yönetimiyle koordine etmesini istemişti. Şimdi ise bu çağrı, belirli petrol sahalarının Amerikan şirketlerine tahsis edilmesini sağlayabilecek bir modele dönüşüyor.</p>

<h2><strong>Venezuela yasaları engel oluşturabilir</strong></h2>

<p>Planın önünde ise önemli hukuki sorunlar bulunuyor.</p>

<p>Chavez ve ardılı Maduro’nun çıkartmış olduğu yasalar ABD’nin elini kolunu bağlasa da son dönemde yapılan yasal reformlar ortak girişimler ve üretim paylaşım anlaşmaları ABD’nin istediği noktada ilerliyor. Ancak buna rağmen petrol sahalarının doğrudan yabancı bir devletin kontrolüne bırakılması anayasal tartışmaları da beraberinde getireceğe benziyor.</p>

<p>Uzmanlar, ABD ile Caracas arasında hazırlanmakta olan anlaşmanın Venezuela hukukuna nasıl uyarlanacağının kritik olduğunu belirtiyor. Anlaşmanın yasal itirazlarla karşılaşabileceği ve özellikle petrol kaynakları üzerindeki devlet egemenliği açısından tartışmalı hale gelebileceği ifade ediliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/abdden-venezuela-icin-yeni-yasa-hazirligi-gasp-edilen-petrol-gelirleri-mesrulastirilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/gemini-generated-image-gu1c5mgu1c5mgu1c.jpeg" type="image/jpeg" length="94975"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD Büyükelçisi'nin paylaşımı Brüksel’i kızdırdı: İkinci kez bakanlığa çağrılıyor]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/abd-buyukelcisinin-paylasimi-brukseli-kizdirdi-ikinci-kez-bakanliga-cagriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/abd-buyukelcisinin-paylasimi-brukseli-kizdirdi-ikinci-kez-bakanliga-cagriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belçika, ABD'nin Brüksel Büyükelçisi Bill White'ın Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke hakkındaki paylaşımı nedeniyle ikinci kez Dışişleri Bakanlığına çağrılacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD büyükelçisi White, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Belçika'da alkol üreticilerine, reklamlarda "Aşırı alkol sağlığa zarar verir." ifadesi yerine "Alkol sağlığa zarar verir." ibaresini kullanma zorunluluğu getirilmesinin ardından çıkan tartışmaya dahil oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zorunluluğu getiren Belçika Sağlık Bakanı Vandenbroucke'nin yapay zekayla üretilmiş fotoğrafını paylaşan White, bakana hitaben "Hayattaki her türlü neşeyi mahveder." ve "Belçika'daki en büyük ezik kim?" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Resmi Belga ajansının haberine göre, Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, yaptığı açıklamada, White'ın paylaşımının "kabul edilemez" olduğunu belirterek, ABD büyükelçisinin ilerleyen günlerde bakanlığa çağrılacağını kaydetti.</p>

<p>Belçika'da iktidar ortaklarından Flaman Vooruit Partisi'nin lideri Conner Rousseau da sosyal medya hesabından White'ın paylaşımına tepki göstererek "Bill komik bir adam olabilir. Ancak sağlık hizmetleri konusunda hiçbir şey bilmiyor. O sadece babası (ABD Başkanı Donald) Trump'ın söylediklerini takip ediyor. Onlar sadece parayı önemsiyorlar, sağlığımızı değil." değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>White, daha önce de Yahudi sünnetçilerle ilgili dava hakkında Belçikalı yetkililerle tartışarak Vandenbroucke'ye "kaba" demiş ve bu nedenle Dışişleri Bakanlığına çağrılmıştı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/abd-buyukelcisinin-paylasimi-brukseli-kizdirdi-ikinci-kez-bakanliga-cagriliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/08/abd-bruksel-buyukelcisi.webp" type="image/jpeg" length="24921"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
