<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>CGTN Türk</title>
    <link>https://www.cgtnturk.com</link>
    <description>CGTN Türk</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.cgtnturk.com/rss/bilim-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 27 May 2026 15:59:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/rss/bilim-teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[NASA’dan Mars için dev itki testi]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/nasadan-mars-icin-dev-itki-testi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/nasadan-mars-icin-dev-itki-testi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA, insanlı Mars görevlerinde kullanılabilecek güçte yeni nesil plazma motorunu başarıyla test etti. Lityum buharı kullanan deneysel itki sistemi, ABD’de şimdiye kadar bu tür bir elektrikli motor için ulaşılan en yüksek güç seviyelerinden birine çıktı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA’nın Jet Propulsion Laboratory bünyesinde geliştirilen magnetoplazmadinamik (MPD) motor, elektrik akımları ile manyetik alanları kullanarak lityum plazmasını yüksek hızda dışarı fırlatıyor. Şubat ayında gerçekleştirilen testte motor 120 kilovat güç seviyesine ulaştı. Bu rakam, halen görevde bulunan Psyche spacecraft uzay aracındaki elektrikli motorların yaklaşık 25 katı olarak değerlendiriliyor. Test sırasında tungsten elektrotların sıcaklığı 2 bin 800 santigrat derecenin üzerine çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elektrikli itki sistemleri, kimyasal roketlere kıyasla yüzde 90’a kadar daha az yakıt kullanabiliyor ancak düşük itkiyi uzun süre boyunca sürekli uygulayarak hız kazanıyor. NASA mühendisleri, gelecekte her bir motorun 500 kilovat ile 1 megavat arasında güç üretmesini hedefliyor. İnsanlı bir Mars görevi için toplam 2 ila 4 megavatlık sürekli güç gerekebileceği belirtiliyor. Bu nedenle teknoloji, özellikle nükleer enerji destekli derin uzay araçları için kritik görülüyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/nasadan-mars-icin-dev-itki-testi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2024/08/uzay-astronot-nasa-1959394.jpg" type="image/jpeg" length="36394"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temiz hidrojen için ucuz yöntem]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/temiz-hidrojen-icin-ucuz-yontem-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/temiz-hidrojen-icin-ucuz-yontem-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, temiz hidrojen üretiminde maliyeti düşürebilecek yeni bir yöntem geliştirdi. Araştırma, hidrojen üretiminde kullanılan yüksek sıcaklık ihtiyacını yüzlerce derece azaltarak süreci daha ucuz ve uygulanabilir hale getirebileceğini ortaya koydu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birmingham Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen yöntemde “perovskit” adı verilen özel bir katalizör kullanıldı. Geleneksel termokimyasal hidrojen üretim sistemlerinde suyu parçalamak için genellikle 700 ila 1000 santigrat derece, katalizörü yeniden aktif hale getirmek için ise 1300 dereceyi aşan sıcaklıklar gerekiyor. Yeni sistemin bu ihtiyacı yaklaşık 500 derece düşürdüğü belirtildi. Böylece çelik, çimento, cam ve kimya sanayilerindeki atık ısının doğrudan hidrojen üretiminde kullanılabileceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün dünyadaki hidrojen üretiminin yaklaşık yüzde 95’i hâlâ fosil yakıtlara dayanıyor. Bu nedenle “yeşil hidrojen” teknolojileri enerji dönüşümünün kritik alanlarından biri olarak görülüyor. Araştırmacılar, daha düşük sıcaklıkta çalışan sistemlerin hem altyapı maliyetini azaltabileceğini hem de hidrojenin üretildiği yerde kullanılmasını sağlayarak depolama ve taşıma sorunlarını hafifletebileceğini belirtiyor. Çalışmanın sonuçları International Journal of Hydrogen Energy dergisinde yayımlandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/temiz-hidrojen-icin-ucuz-yontem-1</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/03/savas-enerjide-bagimsizligin-onemini-gosterdi.jpg" type="image/jpeg" length="65814"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NASA’dan Mars manevrası]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/nasadan-mars-manevrasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/nasadan-mars-manevrasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA’nın Psyche uzay aracı, Mars’ın kütle çekimini kullanarak derin uzaya doğru hız kazandı. “Yerçekimi sapanı” olarak bilinen manevra sayesinde araç, metal bakımından zengin Psyche asteroidine giden rotasında yakıt tasarrufu sağlayarak yön değiştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2023 yılında fırlatılan Psyche uzay aracı, 15 Mayıs’ta Mars yüzeyine yaklaşık 4 bin 500 kilometre kadar yaklaşarak gezegenin çekim kuvvetinden faydalandı. NASA’ya göre araç bu geçiş sırasında saatte yaklaşık 19 bin 800 kilometre hızla hareket etti. Mars’ın yerçekimi, aracın hızını artırırken aynı zamanda rotasını asteroid kuşağına doğru yeniden şekillendirdi. Görev ekibi bu süreçte Mars’ın kutup bölgeleri, kraterleri ve atmosferini görüntüleyerek binlerce veri topladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>NASA’nın Psyche görevi, Mars ile Jüpiter arasındaki asteroid kuşağında bulunan 16 Psyche asteroidini incelemeyi hedefliyor. Bilim insanları bu asteroidin, erken dönem bir gezegenimsi cismin açığa çıkmış metal çekirdeği olabileceğini düşünüyor. Eğer bu teori doğrulanırsa görev, Dünya benzeri kayalık gezegenlerin çekirdek oluşumuna dair doğrudan veri sağlayacak ilk çalışma olabilir. Uzay aracının 2029 yılında hedefe ulaşması planlanıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/nasadan-mars-manevrasi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2024/10/insanlik-mars-ta-nasil-yasanabilir-bir-atmosfer-olusturacak-1537279984.jpg" type="image/jpeg" length="29170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hologramla 3D baskıda hız sıçraması]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/hologramla-3d-baskida-hiz-sicramasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/hologramla-3d-baskida-hiz-sicramasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, hologram tabanlı yeni bir 3D baskı yöntemi geliştirerek üretim verimliliğini büyük ölçüde artırdı. Yeni sistemin, mevcut ışık tabanlı 3D baskı tekniklerine göre onlarca kat daha düşük enerjiyle daha hassas üretim yapabildiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>İsviçre’deki École Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL) ile Danimarka’daki Güney Danimarka Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen yöntemde, dönen reçine haznesine doğrudan üç boyutlu hologram projeksiyonu gönderiliyor. Geleneksel katmanlı baskının aksine sistem, ışığın yalnızca yoğunluğunu değil “faz” adı verilen konumsal özelliklerini de kullanıyor. Böylece hem çözünürlük artıyor hem de enerji kaybı ciddi biçimde azalıyor. Araştırmacılar, karmaşık objelerin bir dakikadan kısa sürede üretilebildiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada kullanılan “HoloTile” tekniği, hologramlar arasındaki parazitlenmeyi azaltarak daha net ve hassas baskılar üretilmesini sağlıyor. Ekip ayrıca holografik ışınların “kendini iyileştiren” yapısı sayesinde biyolojik hücre içeren hassas malzemelerde de üretim yapılabileceğini belirtiyor. Teknolojinin ilerleyen dönemde biyoyazıcılar, doku üretimi, mikroelektronik ve yüksek hızlı endüstriyel üretim sistemlerinde kullanılması hedefleniyor.</p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/hologramla-3d-baskida-hiz-sicramasi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/hologram.webp" type="image/jpeg" length="72967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temiz hidrojen için ucuz yöntem]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/temiz-hidrojen-icin-ucuz-yontem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/temiz-hidrojen-icin-ucuz-yontem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, temiz hidrojen üretiminde maliyeti düşürebilecek yeni bir katalizör geliştirdi. Araştırma, pahalı platin grubu metallere ihtiyaç duymadan hidrojen üretilebildiğini ve sistemin uzun süre yüksek performansla çalışabildiğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’deki Washington Üniversitesi St. Louis araştırmacıları tarafından geliştirilen sistem, suyu hidrojen ve oksijene ayıran “anyon değişim membranlı elektrolizör” teknolojisine dayanıyor. Ekip, renyum fosfit ve molibden fosfit malzemelerini birleştirerek hem hidrojen ayrıştırma hızını artıran hem de maliyeti düşüren yeni bir katalizör üretti. Araştırmacılar, sistemin 1000 saatten uzun süre endüstriyel yoğunlukta çalışabildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün yeşil hidrojen üretiminin önündeki en büyük engellerden biri, elektrolizörlerde kullanılan platin ve iridyum gibi nadir metallerin yüksek maliyeti olarak görülüyor. Yeni çalışma, bu metallere bağımlılığı azaltarak hidrojen üretimini daha ölçeklenebilir hale getirmeyi hedefliyor. Araştırmacılar, teknolojinin laboratuvar aşamasında olduğunu ancak başarılı olması halinde yenilenebilir enerji depolama ve sanayi üretiminde temiz hidrojen kullanımını hızlandırabileceğini ifade ediyo</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/temiz-hidrojen-icin-ucuz-yontem</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/hidrojen.jpg" type="image/jpeg" length="34014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süper iletkenlikte kritik eşik]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/super-iletkenlikte-kritik-esik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/super-iletkenlikte-kritik-esik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, yüksek sıcaklık süper iletkenlerinin neden belirli koşullarda çalışabildiğine ilişkin önemli bir fizik problemini çözmeye yaklaştı. Yeni araştırma, atomik ölçekte yapılan yüzey düzenlemeleri sayesinde süper iletkenliğin daha yüksek sıcaklıklarda ve güçlü manyetik alan altında korunabildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsveç merkezli araştırma ekibi, bakır oksit temelli süper iletken ince filmleri nanoskopik ölçekte şekillendirilmiş yüzeyler üzerine yerleştirerek malzemenin elektronik davranışını değiştirdi. Araştırmacılar, yüzeyde oluşturulan mikroskobik “tepe ve vadilerin” atomların dizilimini yönlendirdiğini ve böylece süper iletken özelliklerin daha kararlı hale geldiğini belirtti. Çalışmada kullanılan yöntem, özellikle yüksek manyetik alan altında performans kaybı yaşayan süper iletkenler açısından kritik görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek sıcaklık süper iletkenleri, elektriği dirençsiz taşıyabildikleri için enerji iletimi, kuantum bilgisayarlar ve manyetik sistemler açısından uzun süredir “kutsal kase” olarak değerlendiriliyor. Ancak bu malzemelerin neden süper iletken hale geçtiği onlarca yıldır tam olarak çözülebilmiş değil. Yeni bulgular, atomik düzeydeki yüzey mühendisliğinin bu davranışı kontrol etmede doğrudan rol oynayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirilen yöntemin gelecekte daha yüksek sıcaklıklarda çalışan yeni nesil süper iletken materyallerin tasarımında kullanılabileceğini düşünüyor. Bu da enerji kayıplarını büyük ölçüde azaltabilecek elektrik altyapıları ve daha güçlü kuantum cihazları için yeni bir aşama anlamına geliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/super-iletkenlikte-kritik-esik</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/04/molekul.jpg" type="image/jpeg" length="65698"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temiz enerjinin yeni adresi milyar yıllık kayalar mı?]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/temiz-enerjinin-yeni-adresi-milyar-yillik-kayalar-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/temiz-enerjinin-yeni-adresi-milyar-yillik-kayalar-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanada’daki milyarlarca yıllık kayaçlarda doğal hidrojen gazı biriktiğini tespit eden bilim insanları, yeni bir temiz enerji kaynağının kapısını araladı. Araştırmaya göre yer altından sürekli salınan “beyaz hidrojen”, fosil yakıtlara alternatif düşük karbonlu enerji üretiminde kullanılabili]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada’daki antik kaya oluşumları üzerinde çalışan araştırmacılar, Dünya’nın en eski jeolojik yapılarından bazılarının doğal hidrojen üretmeye devam ettiğini ortaya çıkardı. ve tarafından yürütülen çalışmada, Kanada Kalkanı olarak bilinen milyar yıllık kayaçlardan düzenli şekilde hidrojen gazı salındığı doğrudan ölçüldü. Bulgular, “beyaz hidrojen” olarak adlandırılan doğal hidrojenin ticari ölçekte yeni bir enerji kaynağına dönüşebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Araştırmacılar, Ontario’daki aktif bir maden sahasında açılan sondaj deliklerinden yılda ortalama 8 kilogram hidrojen çıktığını belirledi. Saha genelindeki yaklaşık 15 bin sondaj deliğinin toplam yıllık hidrojen üretiminin 140 tonu aştığı hesaplandı. Bilim insanları bunun tek bir bölgede 400’den fazla hanenin yıllık enerji ihtiyacına denk bir potansiyel oluşturduğunu ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmaya göre hidrojen, yer altındaki kayaçlarla su arasındaki kimyasal reaksiyonlar sonucu doğal biçimde oluşuyor. Kanada’nın özellikle Ontario, Quebec, Nunavut ve Kuzeybatı Toprakları gibi madencilik bölgelerinde bu tür kayaçların yoğun şekilde bulunduğu belirtiliyor. Araştırmacılar, doğal hidrojen kaynaklarının kritik maden sahalarıyla aynı bölgelerde yer almasının taşımacılık ve depolama maliyetlerini azaltabileceğini, özellikle kuzey yerleşimleri ve maden endüstrisi için yeni bir enerji modeli oluşturabileceğini savunuyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/temiz-enerjinin-yeni-adresi-milyar-yillik-kayalar-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/04/siguniang-dagi.jpg" type="image/jpeg" length="29233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okyanus çöpleri artık asfalt oluyor]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/okyanus-copleri-artik-asfalt-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/okyanus-copleri-artik-asfalt-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hawaii’de bilim insanları, okyanustan toplanan balık ağları ve plastik atıkları asfalt karışımında kullanarak yeni nesil yol teknolojisini test ediyor. İlk sonuçlar, plastik katkılı yolların standart asfaltlara göre daha fazla mikroplastik yaymadığını gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hawaii’de yürütülen yeni bir araştırma, okyanuslardan çıkarılan plastik atıkların ve terk edilmiş balık ağlarının yol yapımında kullanılabileceğini ortaya koydu. bünyesindeki araştırmacılar tarafından geliştirilen proje kapsamında geri dönüştürülmüş plastikler asfalt karışımına eklenerek test yolları inşa edildi. Çalışma, özellikle ada ekonomilerinde giderek büyüyen plastik atık ve depolama krizine alternatif çözüm üretmeyi hedefliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, evsel plastik atıkların yanı sıra okyanustan çıkarılan eski balık ağlarını da öğüterek asfalt üretiminde kullandı. Deneme yolları yaklaşık 11 ay boyunca gerçek trafik koşullarında incelendi. Yapılan ilk ölçümlerde, plastik katkılı asfaltın standart yol yüzeylerine kıyasla anlamlı düzeyde ek mikroplastik salımı oluşturmadığı tespit edildi. Bilim insanları yine de uzun vadeli çevresel etkilerin izlenmeye devam edeceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Projeyi yürüten ekip, sistemin yalnızca geri dönüşüm değil aynı zamanda ekonomik bir çözüm sunduğunu vurguluyor. Hawaii gibi uzak bölgelerde plastik atıkların taşınması ve bertaraf edilmesi ciddi maliyet yaratırken, atıkların yerel altyapı projelerinde kullanılması yeni bir model olarak değerlendiriliyor. Araştırmacılar, özellikle Pasifik Okyanusu’ndaki “hayalet ağlar” ve deniz plastiklerinin altyapı malzemesine dönüştürülmesinin çevre temizliği açısından da kritik önem taşıdığı görüşünde.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/okyanus-copleri-artik-asfalt-oluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/asfalt.jpg" type="image/jpeg" length="89278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enerji teknolojilerini değiştirebilecek “gizli” malzemeler keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/enerji-teknolojilerini-degistirebilecek-gizli-malzemeler-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/enerji-teknolojilerini-degistirebilecek-gizli-malzemeler-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, malzemelerin oluşumu sırasında daha önce göz ardı edilen ara aşamalarda tamamen yeni yapılar keşfetti. Çalışma, temiz enerji ve batarya teknolojilerinde kullanılabilecek yeni nesil malzemelerin önünü açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Warwick Üniversitesi araştırmacıları, malzemelerin ısıtılarak üretildiği süreçte ortaya çıkan geçici “ara fazları” inceleyerek daha önce bilinmeyen yeni yapılar tespit etti. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada bilim insanları, kimyasal reaksiyonlarda genellikle yalnızca başlangıç ve son ürünlere odaklanıldığını, ancak aradaki kısa ömürlü aşamaların da önemli özellikler taşıyabileceğini belirtti. Araştırmada keşfedilen yapılardan biri, güneş enerjisi uygulamaları için umut vadeden bizmut vanadatın yeni bir formu olan “β-BiVO₄” oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma ekibi, “single-source precursor” adı verilen ve gerekli tüm elementleri tek molekülde barındıran özel bileşikler kullandı. Bu moleküllerin ısıtma sırasında nasıl değiştiği ayrıntılı biçimde takip edildi ve böylece normalde çok kısa süre var olduğu için gözden kaçan fazlar tespit edildi. Bilim insanlarına göre bu geçici yapılar yalnızca kimyasal ara ürün değil; doğrudan kullanılabilecek özgün elektronik, optik ve enerji özelliklerine sahip yeni malzemeler olabilir.</p>

<p>Son yıllarda batarya ve temiz enerji araştırmalarında malzeme bilimi kritik alanlardan biri haline geldi. Özellikle katı hâl bataryaları, çok değerlikli iyon sistemleri ve yeni nesil güneş enerjisi bileşenleri için alışılmış malzemelerin sınırlarına yaklaşıldığı değerlendiriliyor. Bu nedenle araştırmacılar, daha önce “önemsiz geçiş aşaması” olarak görülen yapılar içinde henüz keşfedilmemiş çok sayıda işlevsel malzeme bulunabileceğini düşünüyor. Çalışma, enerji teknolojilerindeki ilerlemenin yalnızca yeni elementler değil, mevcut reaksiyonların daha derin anlaşılmasıyla da hızlanabileceğine işaret ediyor</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/enerji-teknolojilerini-degistirebilecek-gizli-malzemeler-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/bilim-insanlari-1.jpg" type="image/jpeg" length="38133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları plastiğin yerini alabilecek yeni malzeme geliştirdi]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/bilim-insanlari-plastigin-yerini-alabilecek-yeni-malzeme-gelistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/bilim-insanlari-plastigin-yerini-alabilecek-yeni-malzeme-gelistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li araştırmacılar, bakteriler kullanılarak üretilen yeni nesil bir selüloz malzemenin plastiklerin yerini alabileceğini açıkladı. Çalışma, hem yüksek dayanıklılık hem de biyolojik olarak parçalanabilir yapı sunan yeni bir üretim yöntemine işaret ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Rice University ve University of Houston araştırmacıları, bakteriyel selülozu yüksek dayanıklılığa sahip çok işlevli bir malzemeye dönüştüren yeni bir yöntem geliştirdi. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada bilim insanları, döner biyoreaktör sistemi kullanarak bakterilerin selüloz liflerini hizalı biçimde üretmesini sağladı. Böylece hem esnek hem de metal benzeri dayanıklılık gösterebilen biyomalzemeler elde edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılara göre ortaya çıkan malzeme yalnızca biyolojik olarak parçalanabilir değil, aynı zamanda optik şeffaflık, ısı taşıma kapasitesi ve uzun süreli mekanik kararlılık gibi özellikler de gösteriyor. Çalışmada kullanılan bakteriyel selülozun, doğadaki en saf biyopolimerlerden biri olduğu belirtiliyor. Yeni üretim tekniğinin elektronik bileşenler, ambalaj sistemleri, enerji depolama teknolojileri ve tıbbi ürünlerde kullanılabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Küresel plastik atığının 2050’ye kadar milyarlarca tonu aşmasının beklendiği bir dönemde biyomalzeme araştırmaları hız kazanmış durumda. Bilim insanları, yeni malzemenin kısa vadede tüm plastik türlerinin yerini almasının zor olduğunu vurgulasa da özellikle tek kullanımlık ürünler ve hafif endüstriyel uygulamalarda önemli alternatif oluşturabileceğini belirtiyor. Reddit ve teknoloji forumlarında yapılan tartışmalarda ise kullanıcılar maliyet, geri dönüşüm altyapısı ve endüstriyel ölçeklenebilirlik gibi soruların hâlâ netleşmediğine dikkat çekiyor.</p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/bilim-insanlari-plastigin-yerini-alabilecek-yeni-malzeme-gelistirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/02/plastik-atik.jpg" type="image/jpeg" length="29615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya’nın üst atmosferi hızla soğuyor]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/dunyanin-ust-atmosferi-hizla-soguyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/dunyanin-ust-atmosferi-hizla-soguyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Dünya’nın üst atmosferindeki hızlı soğumanın nedenini sonunda çözdü. Araştırma, karbondioksitin yüksek atmosfer katmanlarında yüzeye tam ters etki gösterdiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Columbia Üniversitesi araştırmacıları, üst atmosferde onlarca yıldır gözlenen hızlı sıcaklık düşüşünün arkasındaki mekanizmayı belirlediklerini açıkladı. Nature Geoscience dergisinde yayımlanan çalışmaya göre karbondioksit (CO2), Dünya yüzeyine yakın bölgelerde ısıyı tutarken, stratosferde ise tam tersine ısının uzaya kaçmasını hızlandırıyor. Araştırmacılar, bunun insan kaynaklı iklim değişikliğinin en belirgin “parmak izlerinden” biri olduğunu belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanlarına göre kritik nokta, CO2’nin farklı atmosfer katmanlarında kızılötesi ışınımla farklı biçimde etkileşime girmesi. Yeryüzüne yakın troposferde yoğun hava tabakası nedeniyle ısı içeride tutulurken, daha ince yapıya sahip stratosferde CO2 molekülleri enerjiyi uzaya daha kolay yayıyor. Araştırma ekibi, özellikle belirli kızılötesi dalga boylarının “Goldilocks bölgesi” gibi çalıştığını ve CO2 arttıkça soğutma etkisinin daha da güçlendiğini tespit etti. Stratosferin 1980’lerden bu yana yaklaşık 2 derece soğuduğu belirtiliyor.</p>

<p>NASA’nın önceki uydu gözlemleri de üst atmosferin yalnızca soğumadığını, aynı zamanda büzüldüğünü göstermişti. Bilim insanları bunun uydu yörüngeleri, uzay çöpleri, ozon tabakası ve küresel hava sistemleri üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceğini değerlendiriyor. Özellikle üst atmosferdeki yoğunluğun azalmasının, alçak Dünya yörüngesindeki uzay çöplerinin daha uzun süre kalmasına yol açabileceği belirtiliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/dunyanin-ust-atmosferi-hizla-soguyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/12/dunya-asya.webp" type="image/jpeg" length="63165"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları güneş ışığıyla kuantum fiziği başarısı elde etti]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/bilim-insanlari-gunes-isigiyla-kuantum-fizigi-basarisi-elde-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/bilim-insanlari-gunes-isigiyla-kuantum-fizigi-basarisi-elde-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, yalnızca güneş ışığını kullanarak daha önce lazer gerektirdiği düşünülen bir kuantum optik deneyini gerçekleştirdi. Çalışma, kuantum teknolojilerinin laboratuvar dışına taşınabileceğine dair önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacılar, güneş ışığının doğrusal olmayan bir kristalden geçirilmesiyle “kuantum ilişkili foton çiftleri” üretmeyi başardı. Bugüne kadar bu tür deneylerde yüksek kararlılığa sahip lazer sistemlerinin zorunlu olduğu düşünülüyordu. Ancak yeni çalışmada bilim insanları, güneş ışığının da “spontaneous parametric down-conversion” (SPDC) adı verilen süreç için yeterli olabileceğini gösterdi. Böylece “ghost imaging” olarak bilinen ve bir nesnenin dolaylı kuantum korelasyonları üzerinden görüntülenmesini sağlayan yöntem ilk kez güneş ışığıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Çalışmada kullanılan yöntem, birbirine kuantum düzeyinde bağlı foton çiftleri oluşturulmasına dayanıyor. Normal şartlarda bu süreç için son derece kontrollü ve tutarlı lazer ışınları gerekiyor. Araştırmacılar ise kısmen düzensiz doğal ışığın da gerekli kuantum korelasyonlarını üretebildiğini ortaya koydu. Bilim insanlarına göre bu bulgu, kuantum optik sistemlerinin yalnızca laboratuvar ortamına bağlı kalmadan daha düşük maliyetli ve taşınabilir hale gelmesinin önünü açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma, kuantum iletişim, ultra hassas sensörler ve yeni nesil görüntüleme teknolojileri açısından dikkat çekiyor. Son yıllarda kuantum teknolojileri büyük ölçüde süperiletken sistemler, lazer altyapıları ve aşırı kontrollü deney ortamları üzerine kuruluydu. Güneş ışığı gibi doğal kaynaklarla benzer etkilerin elde edilebilmesi ise alanın ölçeklenmesi açısından önemli görülüyor. Bilim insanları, çalışmanın doğrudan ticari uygulamaya dönüşmesi için erken olduğunu belirtse de, kuantum deneylerinin gelecekte çok daha basit ve erişilebilir sistemlerle yapılabileceğini değerlendiriyor</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/bilim-insanlari-gunes-isigiyla-kuantum-fizigi-basarisi-elde-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/09/gunes.jpg" type="image/jpeg" length="13867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NASA’nın Roman teleskobu fırlatmaya hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/nasanin-roman-teleskobu-firlatmaya-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/nasanin-roman-teleskobu-firlatmaya-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA’nın yeni nesil Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, evrenin şimdiye kadarki en geniş haritalarından birini oluşturmak için son test aşamalarına girdi. Teleskop, karanlık madde, karanlık enerji ve binlerce ötegezegenin izini sürmeyi hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Nancy Grace Roman Space Telescope, NASA’nın Hubble ve James Webb sonrası en büyük uzay gözlemevi projelerinden biri olarak görülüyor. Ajansın verdiği bilgiye göre teleskop tamamen monte edildi ve fırlatma öncesi çevresel dayanıklılık testlerini başarıyla geçti. Görev ekibi, fırlatmanın 2026 sonbaharında gerçekleşebileceğini açıkladı. Roman, tek karede Hubble’dan yaklaşık 100 kat daha geniş alan görüntüleyebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teleskobun temel hedeflerinden biri, evrenin hızlanan genişlemesinin arkasındaki “karanlık enerji” olgusunu daha hassas ölçmek olacak. Bunun yanında milyarlarca galaksinin dağılımını inceleyerek karanlık maddenin evrendeki etkileri araştırılacak. Roman ayrıca kütleçekimsel mikromercekleme yöntemiyle on binlerce yeni ötegezegen tespit etmeyi amaçlıyor. NASA’ya göre teleskop, Samanyolu’nun merkez bölgelerinde daha önce görülmesi zor olan gezegenleri ortaya çıkarabilecek kapasiteye sahip.</p>

<p>Yaklaşık 4 milyar dolarlık proje, SpaceX’in SpaceX Falcon Heavy roketiyle fırlatılacak. Roman’ın Dünya’dan yaklaşık 1,5 milyon kilometre uzaklıktaki Güneş-Dünya L2 noktasında görev yapması planlanıyor. Bilim insanları, teleskobun bir ayda toplayacağı verinin Hubble’ın yıllar süren gözlemlerine eşdeğer olabileceğini belirtiyor. Görev aynı zamanda NASA’nın, Çin’in Xuntian teleskobu ve Avrupa’nın Euclid göreviyle hızlanan yeni nesil uzay gözlem yarışındaki en kritik projelerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/nasanin-roman-teleskobu-firlatmaya-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/n-a-s-a.jpg" type="image/jpeg" length="27865"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kök hücreler kanserle savaş için yeniden programlandı]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/kok-hucreler-kanserle-savas-icin-yeniden-programlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/kok-hucreler-kanserle-savas-icin-yeniden-programlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, agresif kan kanserlerine karşı kullanılan donör kök hücrelerini genetik ve biyolojik olarak yeniden düzenleyerek daha etkili hale getirdi. Çalışma, lösemi ve benzeri hastalıklarda kök hücre nakillerinin başarı oranını artırabilecek yeni bir yaklaşım sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, hematopoietik kök hücrelerin bağışıklık sistemiyle etkileşimini değiştirerek nakil sonrası kanser hücrelerine karşı daha güçlü tepki oluşturabilecek bir yöntem geliştirdi. Araştırma, özellikle akut miyeloid lösemi (AML) ve diğer agresif hematolojik kanserlerde kullanılan allojenik kök hücre nakillerinin etkinliğini artırmayı hedefliyor. Günümüzde kök hücre nakilleri bazı hastalar için tek küratif seçenek olarak görülse de bağışıklık reddi ve hastalığın geri dönmesi önemli riskler arasında yer alıyor.</p>

<p>Çalışmada araştırmacılar, donörden alınan kök hücrelerin belirli bağışıklık sinyallerine verdiği yanıtı değiştirerek “graft-versus-leukemia” olarak bilinen kanser karşıtı etkinin güçlendirilebileceğini belirtti. Bu etki, nakledilen bağışıklık hücrelerinin hastada kalan kanser hücrelerini hedef almasına dayanıyor. Ancak aynı süreç kontrolsüz ilerlediğinde graft-versus-host hastalığı gibi ağır komplikasyonlara yol açabiliyor. Bilim insanları yeni yaklaşımın bu iki mekanizma arasındaki dengeyi daha hassas biçimde yönetmeyi amaçladığını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda kök hücre tedavilerinde genetik mühendislik, laboratuvarda hücre çoğaltma ve yeniden programlama teknikleri hızla öne çıkıyor. Özellikle genç donörlerden alınan hücrelerin daha kalıcı bağışıklık yanıtı oluşturduğu ve transplant başarısını artırdığına dair çalışmalar yayımlanmış durumda. Bilim insanları, gelecekte “akıllı” biçimde düzenlenmiş donör hücrelerinin yalnızca kemik iliğini yeniden oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda aktif biçimde kanser avlayan biyolojik sistemlere dönüşebileceğini değerlendiriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/kok-hucreler-kanserle-savas-icin-yeniden-programlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/04/labmedya-kanser-hucreleri-hakkinda-yeni-bilgiler.jpg" type="image/jpeg" length="68871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı saatler hava kirliliğinin gizli etkilerini ortaya çıkardı]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/akilli-saatler-hava-kirliliginin-gizli-etkilerini-ortaya-cikardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/akilli-saatler-hava-kirliliginin-gizli-etkilerini-ortaya-cikardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li araştırmacılar, akıllı saat ve telefon verileri kullanılarak hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki anlık etkilerinin takip edilebildiğini açıkladı. Çalışma, sıcak hava dalgaları ve kirli havanın yalnızca fiziksel değil, ruhsal etkilerinin de gerçek zamanlı izlenebileceğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük aktivetileri kayıt altına alan Fitbit c,hazı kullanan gönüllüler üzerinde yürütülen araştırmada bilim insanları, kalp ritmi değişimleri, ruh hali ve çevresel koşullar arasında doğrudan bağlantılar tespit etti. New York Şehir Üniversitesi (CUNY) araştırmacıları, katılımcıların yaklaşık bir ay boyunca akıllı saat taktığını, gün içinde düzenli ruh hali anketleri doldurduğunu ve GPS verileriyle günlük hareketlerinin takip edildiğini açıkladı. Böylece bireylerin nitrojen dioksit, partikül madde ve sülfür dioksit gibi kirleticilere ne ölçüde maruz kaldığı anlık olarak hesaplandı.</p>

<p>Araştırma ekibi, özellikle hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde kalp atış değişkenliğinde düşüş ve ruh halinde bozulma görüldüğünü belirtti. Çalışmanın ortak yazarlarından Sameera Ramjan, insanların gün içinde farklı çevresel koşullar arasında sürekli hareket ettiğini ve klasik sağlık araştırmalarının bu değişkenliği yakalamakta yetersiz kaldığını söyledi. Bilim insanlarına göre akıllı saatler ve mobil cihazlar sayesinde artık çevresel stresin insan vücudu üzerindeki kısa vadeli etkileri gerçek zamanlı ölçülebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma, giyilebilir teknolojilerin sağlık sistemlerinde yeni bir dönemin önünü açabileceği değerlendirmelerini de beraberinde getirdi. Son yıllarda hava kirliliği ile kalp-damar hastalıkları, depresyon, uyku bozuklukları ve erken ölüm riskleri arasındaki bağlantıya dair çalışmalar hızla artıyor. Bilim insanları, gelecekte akıllı saatlerin yalnızca spor ve egzersiz takibi için değil, kişisel çevresel risk haritalaması ve erken sağlık uyarı sistemleri için de kullanılabileceğini değerlendiriyor. Daha önce yayımlanan geniş ölçekli çalışmalar da insanların kirli havada egzersiz davranışlarını değiştirdiğini ve giyilebilir cihazların bu etkileri ölçmede önemli veri sağladığını göstermişti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/akilli-saatler-hava-kirliliginin-gizli-etkilerini-ortaya-cikardi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/04/akilli-saat.jpg" type="image/jpeg" length="74979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Işık-madde parçacıkları yapay zekâ çiplerini değiştirebilir]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/isik-adde-parcaciklari-yapay-zeka-ciplerini-degistirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/isik-adde-parcaciklari-yapay-zeka-ciplerini-degistirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li araştırmacılar, ışık ile maddeyi birleştiren hibrit parçacıkların yapay zekâ hesaplamalarında yeni bir dönemin kapısını açabileceğini açıkladı. Çalışma, mevcut elektronik çiplerin enerji tüketimi ve ısınma sınırlarını aşmayı hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pennsylvania Üniversitesi araştırmacıları, “eksiton-polariton” adı verilen hibrit ışık-madde parçacıklarıyla çalışan yeni bir hesaplama yaklaşımı geliştirdi. Bu parçacıklar, fotonların ışık hızını ve düşük enerji kaybını, maddenin etkileşim kurabilme özelliğiyle birleştiriyor. Araştırmacılar, bu yöntemin özellikle büyük dil modelleri ve yapay zekâ veri merkezlerinde giderek büyüyen enerji tüketimi sorununa çözüm sunabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Geleneksel bilgisayar çipleri, elektronların hareketi sırasında oluşan direnç ve ısı nedeniyle fiziksel sınırlara yaklaşmış durumda. Araştırma ekibi, ışık temelli sistemlerin veri aktarımında çok daha düşük kayıp yaşadığını ve yüksek hızlarda çalışabildiğini vurguluyor. Ancak fotonların normalde birbirleriyle zayıf etkileşime girmesi nedeniyle hesaplama yapmak zorlaşıyordu. Çalışmada geliştirilen polariton yapıları ise ışığın hesaplama için gerekli “anahtarlama” işlevlerini yerine getirebilmesini sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son dönemde NVIDIA destekli fotonik işlemci girişimleri ve optik yapay zekâ çipleri de benzer yönde ilerliyor. Lightmatter ve Lightelligence gibi şirketler, ışıkla çalışan matris hesaplama sistemlerinin klasik GPU’lara kıyasla daha düşük enerjiyle çalışabileceğini savunuyor. Bilim insanları, fotonik işlemcilerin kısa vadede mevcut silikon çiplerin yerini tamamen almayacağını, ancak yapay zekâ hızlandırıcılarında kritik rol üstlenebileceğini değerlendiriyor. Özellikle veri merkezlerinin elektrik tüketiminin hızla arttığı bir dönemde, “ışıkla hesaplama” yaklaşımı teknoloji sektöründe yeni nesil altyapının temel adaylarından biri olarak görülmekte.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/isik-adde-parcaciklari-yapay-zeka-ciplerini-degistirebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/05/yapay-zeka-8.jpeg" type="image/jpeg" length="70944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson’a karşı beyindeki “koruyucu yol” keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/parkinsona-karsi-beyindeki-koruyucu-yol-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/parkinsona-karsi-beyindeki-koruyucu-yol-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Parkinson hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilecek yeni bir beyin mekanizması tespit etti. Araştırma, etkinin özellikle kadınlarda daha belirgin olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Araştırmacılar, Parkinson hastalığında hareket ve bilişsel işlevlerle bağlantılı özel bir beyin ağının kritik rol oynadığını belirledi. “SCAN” (somato-cognitive action network) adı verilen bu ağın hedef alınmasının, hastalarda mevcut yöntemlere kıyasla iki katın üzerinde semptom iyileşmesi sağladığı bildirildi. Çalışma, Çin’deki Changping Laboratory ile Washington University School of Medicine araştırmacılarının ortak çalışması olarak Nature dergisinde yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada kullanılan transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) yöntemiyle beynin belirli bölgeleri dışarıdan manyetik darbelerle uyarıldı. Bilim insanları, Parkinson’un yalnızca dopamin kaybıyla açıklanamayacağını; düşünme, hareket planlama ve motor kontrol arasında bağlantı kuran daha geniş bir sinir ağı bozukluğu olduğunu belirtiyor. Elde edilen bulgular, hastalığın doğrudan semptomlarını değil, altında yatan ilerleme mekanizmasını hedef alan yeni tedavi yaklaşımına işaret ediyor.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca Parkinson’un beyinde hücreden hücreye yayılan “alfa-sinüklein” adlı toksik protein kümeleriyle bağlantılı olduğunu vurguladı. Son dönemde yayımlanan başka çalışmalar da bu proteinin yayılmasını sağlayan hücre yüzeyi proteinlerini ve bağışıklık sistemi bağlantılı mekanizmaları ortaya çıkardı. Bilim insanları, Parkinson tedavisinde önümüzdeki dönemin yalnızca belirtileri baskılayan ilaçlardan değil, hastalığın yayılımını yavaşlatan hedefli biyolojik tedavilerden oluşacağını değerlendiriyor.</p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/parkinsona-karsi-beyindeki-koruyucu-yol-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/12/yasli-baston.jpeg" type="image/jpeg" length="46320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[X’ten doğrulanmamış hesaplara yeni kısıtlama]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/xten-dogrulanmamis-hesaplara-yeni-kisitlama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/xten-dogrulanmamis-hesaplara-yeni-kisitlama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya platformu X, mavi tik sahibi olmayan hesaplar için günlük paylaşım limitini 50’ye düşürdü. Şirket, yeni uygulamanın sistem yükünü azaltmayı amaçladığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>X, doğrulanmamış kullanıcı hesaplarına yönelik yeni kullanım sınırlamalarını devreye aldı.</p>

<p>Platformun sahibi Elon Musk tarafından yapılan açıklamada, getirilen kısıtlamaların sistem performansını korumak amacı taşıdığı belirtildi. Musk, “Sınırlar X’in arka planındaki yükü hafifletiyor. Hizmet kesintileriyle hata veren sayfaları azaltıyor. Güvenilirliği sağlamak için bazı sınırlar koyduk.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yeni düzenlemeye göre, mavi tiki bulunmayan kullanıcılar günlük en fazla 50 paylaşım yapabilecek. Gönderilere verilebilecek yanıt sayısı ise 200 ile sınırlandırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şirket ayrıca teknik takip etme limitinin de günlük 400 hesap olarak güncellendiğini duyurdu.</p>

<p>Belirlenen sınırlara ulaşan kullanıcıların, platform üzerinde hata mesajıyla bilgilendirileceği kaydedildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/xten-dogrulanmamis-hesaplara-yeni-kisitlama</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/x-te-yeni-donem-mavi-tiki-olmayan-hesaplara-sinirlama-geliyor.webp" type="image/jpeg" length="89377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tayland’da yeni dinozor türü keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/taylandda-yeni-dinozor-turu-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/taylandda-yeni-dinozor-turu-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tayland’ın kuzeydoğusunda keşfedilen fosiller, bilim dünyasında heyecan yarattı. Araştırmacılar, yaklaşık 27 ton ağırlığında ve 27 metre uzunluğunda olduğu tahmin edilen yeni bir uzun boyunlu dinozor türünü tanımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tayland'da yürütülen paleontolojik çalışmalarda, daha önce bilinmeyen dev bir dinozor türüne ait fosiller bulundu. İncelemeler sonucunda yeni türe “Nagatitan chaiyaphumensis” adı verildi.</p>

<p>Araştırma, University College London öncülüğündeki uluslararası ekip tarafından gerçekleştirildi. Bilim insanları, bölgede bulunan yaklaşık 1,78 metre uzunluğundaki bacak kemiği dahil toplam 10 fosil parçasını analiz etti.</p>

<p>Uzmanlara göre yeni tür, yaklaşık 100 ila 120 milyon yıl önce Kretase döneminde yaşadı. Dev canlının yaklaşık 27 ton ağırlığında olduğu ve uzunluğunun 27 metreye kadar ulaştığı tahmin ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın başyazarı Thitiwoot Sethapanicsakul, keşfedilen türün, uzun boyunlu otçul dinozorları kapsayan “sauropod” ailesine ait olduğunu belirtti. Aynı ailede Diplodocus ve Brontosaurus gibi dev türler de yer alıyor.</p>

<p>Bilim insanları, “Tayland’ın son devi” olarak nitelendirilen bu türün, Güneydoğu Asya’da şimdiye kadar keşfedilen en büyük otçul dinozorlardan biri olduğunu ifade etti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/taylandda-yeni-dinozor-turu-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2026/05/taylandda-27-tonluk-yeni-dinozor-turu-kesfedildi.webp" type="image/jpeg" length="76923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson’ın beyindeki yayılım mekanizması çözülebilir]]></title>
      <link>https://www.cgtnturk.com/parkinsonin-beyindeki-yayilim-mekanizmasi-cozulebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cgtnturk.com/parkinsonin-beyindeki-yayilim-mekanizmasi-cozulebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yale Üniversitesi araştırmacıları, Parkinson hastalığının beyinde nasıl yayıldığına ilişkin kritik bir mekanizma tespit etti. Çalışmada iki hücre yüzeyi proteininin, hastalıkla bağlantılı toksik proteinleri sağlıklı nöronlara taşıdığı belirlendi. Bulgular, Parkinson’ın ilerlemesini yavaşlatabilecek yeni tedavi yöntemlerinin önünü açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>ABD’deki Yale School of Medicine bünyesinde çalışan araştırmacılar, Parkinson hastalığının beyinde yayılmasına neden olabilecek biyolojik süreci ortaya koyduklarını açıkladı. SciTechDaily’de yayımlanan habere göre ekip, “α-sinüklein” adı verilen hatalı katlanmış proteinin nörondan nörona taşınmasında iki önemli hücre yüzeyi proteininin rol oynadığını belirledi. Çalışmada mGluR4 ve NPDC1 isimli proteinlerin, toksik α-sinüklein kümelerini sağlıklı sinir hücrelerinin içine taşıdığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, Parkinson hastalarında hareket kontrolünden sorumlu bölgelerde biriken α-sinüklein proteinlerinin zamanla diğer nöronlara yayıldığını ve hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını belirtiyor. Yale ekibi yaklaşık 4 bin 400 farklı hücre grubunu inceleyerek hangi yüzey proteinlerinin bu toksik yapıya bağlandığını analiz etti. Deneylerde söz konusu iki proteinin devre dışı bırakıldığı farelerde Parkinson benzeri semptomların belirgin biçimde azaldığı ve dopamin üreten nöronların korunduğu gözlemlendi.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, Parkinson tedavisinde yalnızca semptomları baskılayan yöntemlerden doğrudan hastalığın yayılımını durdurmayı hedefleyen yeni nesil tedavilere geçiş ihtimalini gündeme taşıyor. Bilim insanları hâlihazırda Parkinson’ın kesin biçimde durdurulmasını sağlayan bir tedavi bulunmadığını, mevcut ilaçların çoğunlukla titreme ve hareket bozukluğu gibi belirtileri hafiflettiğini hatırlatıyor. Yeni bulguların özellikle yaşlanan nüfus nedeniyle hızla artan Parkinson vakalarına karşı uzun vadeli biyolojik tedavi stratejileri açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.</p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>Bilim-Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cgtnturk.com/parkinsonin-beyindeki-yayilim-mekanizmasi-cozulebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cgtnturkcom.teimg.com/crop/1280x720/cgtnturk-com/uploads/2025/12/yasli-baston.jpeg" type="image/jpeg" length="59861"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
