Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü birinci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, okula başladıktan yalnızca üç gün sonra, 27 Eylül akşamı Van Gölü sahilinde kaybolmuş, genç kızın cansız bedeni 15 Ekim’de kaybolduğu noktadan 24 kilometre uzaklıktaki Mollakasım Köyü sahilinde bulunmuştu.
Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülürken, baba Nizamettin Kabaiş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşmek üzere Ankara’ya çağrıldığını duyurdu. Kabaiş, görüşmede Van ve Diyarbakır barolarından iki avukatın da kendilerine eşlik edeceğini belirtti.
“Dört kez Ankara’ya gittik” diyen Kabaiş, daha önce yaptıkları randevu talebinin kabul edildiğini ifade ederek, “Dosyada ne varsa Sayın Bakan’a anlatacağız. Kızımın başına ne geldiğini öğrenmek istiyoruz” dedi.
“Soruşturma izni neden reddedildi?”
Kabaiş, kızının kaldığı yurt yönetimi hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talep ettiği soruşturma izninin Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından reddedilmesine sert tepki gösterdi. Bu karara itiraz ettiklerini belirten Kabaiş, ihmallerin açık olduğunu savundu.
“Rojin, Van Valisi’nin düşmanı değil” diyen Kabaiş, “Bir kenti yöneten kişi bunu neden reddeder? Üniversite ve yurt görevlerini ihmal etmiştir. Bu ihmaller ölüme sebebiyet veren ihmallerdir” ifadelerini kullandı.
Kızının yurttan ayrıldıktan sonra yoklama yapılmadığını, kendilerine 17 saat boyunca haber verilmediğini belirten Kabaiş, bunun ciddi bir ihmal olduğunu dile getirdi.
Üniversite ve valiliğe tepki
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi yönetimine de tepkili olduklarını söyleyen Kabaiş, olay günü görevli iki nöbetçinin görevden uzaklaştırılmasını istedi. “Benim kızım kara toprağa gitti. Sorumlular cezasını çekmeli” diyen Kabaiş, üniversite ve valilik yönetiminin olayın üzerine yeterince gitmediğini savundu.
Kızının cep telefonunun inceleme için geç gönderildiğini, kamera kayıtlarının silindiğini öne süren Kabaiş, delillerin karartıldığını iddia etti. “Telefon neden aylar sonra İspanya’ya gönderildi? Neden bu kadar gecikildi?” sorularını yöneltti.
“Bu bir intihar değil”
TBMM’de tüm siyasi partilerle görüştüğünü belirten Kabaiş, olayın intihar olarak değerlendirilmesine de karşı çıktı. “Benim kızım intihar edecek bir durumda değildi. Bu bir cinayettir” diyen Kabaiş, Rojin’in vücudunda tespit edilen iki erkeğe ait DNA’nın kimlere ait olduğunun hâlâ açıklanmadığını söyledi.
Kızının bedeninde darp ve cebir izleri bulunduğunu öne süren Kabaiş, “18 gün suda kaldığı söyleniyor ama bulgular bunu göstermiyor. Her şey ortada” ifadelerini kullandı.
“Devlet büyüklerinden yardım istiyorum”
Acılarının her geçen gün arttığını söyleyen Nizamettin Kabaiş, devlet yetkililerine çağrıda bulunarak, “Bu dosya bir an önce aydınlatılsın. O DNA’lar kime ait, neden bulunmuyor? Kızımızın hakkını istiyoruz. Sorumlular en ağır cezayı alsın” dedi.