Muhafazakar aktivist gazeteci James O’Keefe’ün medya grubu tarafından 21 Nisan 2026’da yayınlanan gizli kamera görüntüleri, ABD ordusunun en hassas birimlerinden birinin başında bulunan bir ismi sarstı.
ABD Ordusu Kimyasal ve Nükleer Güvence Şefi Andrew Hugg, bir restoranda görüştüğü kadın muhabire, aralarında İran’ın yeni dini liderine yönelik suikast planı ve ABD’nin halen sinir gazı stoklarına sahip olduğunun da bulunduğu bir dizi çarpıcı iddiada bulundu.
Gizli kamerada neler söyledi?
Hugg’un konuşmalarının dökümü, ulusal güvenlik açısından büyük riskler taşıyan bilgileri içeriyor:
-
Kimyasal silah varlığı: ABD’nin hâlâ sinir gazı bulundurduğunu ve kısa süre önce bir ordu kimyagerinin bu gaza maruz kalarak hayatını kaybettiğini söyledi. Ayrıca Maryland’deki bir tesiste güvenlik prosedürlerinin “gevşek olduğunu” ima etti.
-
Nükleer fırlatma protokolleri: Nükleer fırlatma emirlerinin, örneğin “bir kız izci tarafından getirilse bile”, gerekli doğrulama kontrollerinden geçtiği takdirde derhal uygulandığını açıkladı.
-
İran’a yönelik planlar: ABD’nin, İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney için bir suikast planı olduğunu öne sürdü. “Eğer tavrını değiştirmezse, onu öldürecekler” dediği aktarıldı. Ayrıca ABD’nin İran’daki hava saldırılarında bir okulda çocukların öldüğünü doğruladığını ve bunu “ikincil hasar” (collateral damage) olarak nitelendirdiğini belirtti.
-
Diğer iddialar: Ukrayna’ya yapılan askeri yardımların yolsuzluk nedeniyle çalındığını iddia etti ve istihbarat toplamanın en kolay yolunun “güzel bir kadın göndermek” olduğu gibi kişisel değerlendirmelerde bulundu.
Hugg’un, kendisini flört ettiğini sandığı bu kadının aslında bir muhabir olduğunu bilmediği ve birden fazla kez aynı kişiyle görüşerek bu bilgileri paylaştığı öğrenildi.
Pentagon’dan flaş tepki: Görevden uzaklaştırma ve soruşturma
Görüntülerin yayınlanmasından saatler sonra harekete geçen Pentagon yetkilileri, Andrew Hugg’u “refakat edilerek” binadan çıkardı ve derhal idari izne ayırdı. ABD Ordusu Sözcüsü Cynthia O. Smith yaptığı açıklamada, “Konunun hassasiyeti ve ciddiyeti nedeniyle kapsamlı bir soruşturma başlatılmıştır” ifadelerini kullandı.
Soruşturmanın iki ana eksende yürütüldüğü belirtiliyor:
-
Videoda geçen bilgilerin doğruluğu: Hugg’un anlattığı İran suikast planı, sinir gazı kazası ve nükleer protokoller gibi iddiaların istihbarat değeri araştırılıyor.
-
Güvenlik ihlalinin boyutu: Bu kadar üst düzey bir yetkilinin bir tuzağa bu kadar kolay düşmesi, ordunun “iç tehdit” ve operasyonel güvenlik prosedürlerine ilişkin ciddi soruları gündeme getirdi.
Yasal süreç ve olası cezalar
Askeri hukuk kaynaklarına göre Hugg, gizlilik dereceli bilgileri yetkisiz kişilere ifşa etmekten Askeri Adalet Yasası’nın (UCMJ) 134. maddesi uyarınca yargılanabilir. Bu suçlamanın sabit görülmesi halinde, rütbenin sökülmesinden hapis cezasına kadar varan yaptırımlar uygulanabileceği belirtiliyor.
Henüz resmi bir suçlama yöneltilmiş değil, ancak yetkililer soruşturmanın tamamlanmasının ardından “gerekli tüm idari ve cezai adımların atılacağını” vurguluyor.
Ulusal güvenlik krizi ve İran gerilimi
Olay, özellikle ABD-İran arasında artan gerilimin ortasında patlak vermesi nedeniyle büyük yankı uyandırdı. Hugg’un İran’a yönelik bir suikast planından bahsetmesi, Tahran yönetiminin sert tepki göstermesine yol açabilir. Ayrıca, ABD’nin hâlâ kimyasal silah bulundurduğu iddiası, uluslararası anlaşmalar ve itibar açısından hassas bir tartışmayı alevlendirebilir.
Eski bir istihbarat yetkilisi, isminin gizli tutulması kaydıyla yaptığı değerlendirmede “Bu olay sadece bir kişinin zafiyeti değil, aynı zamanda en tepedeki güvenlik kültürüne dair çok ciddi bir kırmızı alarmdır. Bir restoranda içki masasında, flört ederken en hayati devlet sırlarının dökülmesi, kurumsal bir çöküşün belirtisidir.” ifadesini kullandı.
Sırada ne var?
Soruşturma devam ederken, Pentagon’un iç tehdit değerlendirme protokollerini gözden geçirmesi ve üst düzey personelin sosyal ilişkilerine yönelik daha sıkı güvenlik önlemleri alması bekleniyor. Hugg’un ise askeri avukatlar aracılığıyla savunma hazırlığına başladığı öğrenildi.
Olayın yargıya intikal etmesi durumunda, ABD askeri tarihinin en büyük güvenlik ihlali davalarından biri yaşanabilir.