Pekin'den Trump'ın ziyareti üzerine notlar

Pekin’de günlerdir kavurucu yaz sıcakları yaşanıyor. İngiliz gazetesi Guardian’ın deyimi ile Xi’nin Trump‘ı karşılaması gayet sıcak geçti ama Xi’nin Tayvan'la ilgili açıklaması Trump üzerinde adeta soğuk bir duş etkisi yarattı.

Bütün dünya Trump‘ın Pekin ziyaretine odaklanmışken sokaktaki Çinlilerin ise gündemleri çok farklıydı. Havaların sıcak gitmesi, ziyaret nedeniyle trafik yoğunluğunun artması ve öteki gündelik işler sokağın gündemindeydi. Sokaktaki Çinlilere göre Trump, Pekin’e davet edilmemiş aksine Pekin’e çağırılmıştı.

Ziyaret öncesi Çin hakkında çok keskin ifadeler kullanan Trump, Pekin ziyaretinde adeta süt dökmüş bir kedi gibiydi. Xi Jinping’le el sıkışırken o meşhur hamlesini yapıp Xi'yi kendisine doğru çekmeye çalıştı ama Xi yerinden bir milim dahi kıpırdamadı ve arada bir kol mesafesi kadar alanı muhafaza etti. Sadece fotoğraf çektirirken yakınlaştılar. Trump daha önce Xi ile Pekin’de kucaklaşmak istediğini söylemişti. Pekin’de bunu Çinli yetkililere sorduğumda bana “bizim geleneklerimizde kucaklaşma yok sadece el sıkışırız bu diplomatik protokolde de aynıdır” dediler. Ben de Xi’nin Putin’i kucaklamasını örnek verdiğimde bana “Trump, Putin değil dediler.” Gerçekten de Xi-Putin dostluğu o kadar güçlü ki gelenekleri bile aşıyor. Tabii Trump da Putin gibi Xi'nin iyi arkadaşı olmak istiyor ancak Trump’ın Çin’le ilişkileri iyi bir noktadan başlamadı.

Trump, Çin’e ticari savaş açan ve Çin'i NATO‘yla düşman eden bir lider olarak Pekin’e geldi ve şimdi çökmekte olan Amerikan ekonomisine Çin’den yardım eli uzatmasını istiyor. Pekin yönetimi, gayet net ve açık bir şekilde ABD’ye iki yüzlü politikaları bırakmasını, Tayvan konusunda daha önce verdiği sözleri tutmasını, bunun bir göstergesi olarak da 11 milyar dolarlık silah satışını iptal etmesini talep ediyor.

Çin, bu konudaki ciddiyetini gösterme adına gerekirse Tayvan konusunda savaşmaktan çekinmeyeceklerini de net bir şekilde Trump’ın önüne koydu. Trump‘ın yapmış olduğu konuşmada Çin’i ve Xi'yi övmesi hatta bunu yaparken "bazıları bana kızacak" demesi aslında tam da Trump‘ın her gün değişen politik duruşuna bir örnektir. Ancak bir hususun varlığını da gösterir bir delildir: “Bana kızacaklar” demekle Trump neyi kastediyor? Çin’i ve Xi’yi övmesinden dolayı ABD’de Trump‘a kim veya kimler kızıyor? Çin konusunda ipler Trump‘ın elinde mi yoksa bir üst akıl Trump‘ı piyon olarak mı kullanıyor?

Bu soruların cevabını bulabilirsek aslında Trump‘ın bu değişken politikalarının arkasındaki mantığı da doğru okuyabiliriz.

Sonuç olarak görüşmelerin ilk turunda en önemli konu başlığı olan ticari ilişkiler adına önemli adımlar atıldı ancak Tayvan konusu belirsizliğini korumaya devam ediyor. Trump açıklama yapmaktan çekiniyor. Dışişleri Bakanı Rubio ise Tayvan konusunda pozisyonlarının değişmediğini söylüyor. İran konusunda bir takım başlıklar görüşüldü fakat nihai olarak Çin'in İran’ı Hürmüz Boğazını açması için ikna edip edemeyeceği belli değil ama Çin böyle bir talep karşısında ABD’nin de Japonya‘yı silahlanmama yönünde ikna etmesini istiyor.

Trump'ın ise istediği tek bir şey var: 3 Kasım seçimlerini kazasız belasız atlatabilmek. Amerikan ekonomisi büyük bir hasar aldı. Bu hasarın onarılması için Trump'ın da normalleşmesi gerekiyor. Pekin'de yaptığı konuşma ilk defa Trump'ın bir devlet adamı gibi konuştuğu şeklinde yorumlara neden oldu. Bu ziyarette saçma sapan açıklamalar duyulmadı.

Her şeyden önemlisi ABD, artık Çin'in kendisine denk bir büyük güç olduğunu kabul etti. Bu gerçek Trump'ın konuşmasına da yansıdı. Xi de Çin ve ABD'nin dünyanın iki büyük ekonomik gücü olduğunu söyleyerek ABD ile eşit pozisyonda olduklarına işaret etti. Bugüne kadar ABD, Çin'i kendisine denk bir güç olarak görmüyordu.

Gelelim en merak edilen konuya; İran ve Hürmüz Boğazı gündeme geldi, Çin gerekli talepleri ve İran'ın mesajlarını iletti. Fakat Çin, ABD ile olan ticari ve ekonomik ilişkilerini ve hatta Tayvan sorununu İran'dan daha önemli görüyor. Bu nedenle daha önce sık dile getirilen İran ve Hürmüz Boğazı görüşmenin belirleyicisi olacak şeklindeki değerlendirmeler de boşa çıkmış oldu.

Sonuç olarak, Trump bugün Xi ile ikinci bir görüşme yapacak. O görüşmeden Tayvan'la ilgili bir şey çıkar mı? Henüz bilinmiyor. Fakat bilinen bir gerçek var ki o da Trump'ın ABD'ye dönüşte yapacağı açıklamalar esas belirleyici olacaktır. Bilindiği üzere daha öncede görüşmeler yapılmış ancak Trump, uçakta herkesi şoke eden sözler sarfetmişti.