Yaşam

“Paris Anlaşması’nın başarısı sürdürülebilir su yönetimine bağlı”

BM Su Başkanı ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu Başkanı Alvaro Lario, iklim değişikliğiyle mücadelede su yönetiminin giderek daha kritik hale geldiğini belirterek, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin küresel iklim hedeflerine ulaşmada belirleyici rol oynayacağını ifade etti.

Birleşmiş Milletler Su (UN-Water) Başkanı ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Dr. Alvaro Lario, iklim değişikliğiyle mücadelede su yönetiminin kritik bir rol oynadığını belirterek, Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılabilmesi için su kaynaklarının sürdürülebilir ve güvenli şekilde yönetilmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.

Dr. Lario, Çevre TV’ye verdiği özel röportajda, küresel iklim politikaları ile su yönetimi arasındaki ilişkinin giderek daha belirleyici hâle geldiğini vurguladı. Temiz enerji üretimi, gıda güvenliği, ekosistemlerin korunması ve şehir altyapıları gibi birçok alanın doğrudan su sistemlerine bağlı olduğuna dikkat çeken Lario, iklim politikalarının su boyutu dikkate alınmadan başarılı olmasının mümkün olmadığını ifade etti.

Su ve enerji sistemleri arasındaki giderek artan karşılıklı bağımlılık, iklim direncinin güçlendirilmesinde entegre su kaynakları yönetiminin önemine değinin Dr. Lario, sınır aşan su kaynaklarında uluslararası iş birliği mekanizmaları ve su yatırımlarının finansmanına yönelik yenilikçi modellere de vurgu yaptı.

Lario, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 60’ının ulusal sınırları aştığını hatırlatarak, suyun yalnızca çevresel değil aynı zamanda jeopolitik ve ekonomik bir mesele olduğunu vurguladı.

COP31 için kritik fırsat

Dr. Lario, 2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nin, suyun iklim eyleminin merkezine yerleştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

Uzun yıllar boyunca suyun iklim krizinin yalnızca bir sonucu olarak değerlendirildiğini ifade eden Lario, suyun aynı zamanda iklim değişikliğine uyum ve emisyon azaltımı açısından güçlü bir çözüm aracı olduğunu söyledi.

COP31’in, 2026 Birleşmiş Milletler Su Konferansı’ndan kısa bir süre önce gerçekleşecek olmasının, su ve iklim politikalarının daha güçlü şekilde entegre edilmesi açısından önemli bir momentum yaratabileceği değerlendiriliyor.