Çin Dışişleri Bakanlığı, Panama hükümetinin Hong Kong merkezli CK Hutchison Holdings’in (CKHH) işlettiği Panama Kanalı girişlerindeki iki limanı zorla devralmasının ardından, Çinli şirketlerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla koruyacaklarını açıkladı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, düzenlediği basın toplantısında, Panama’daki gelişmelere ilişkin Çin’in tutumunun net olduğunu belirterek, ilgili şirketin yasal yollara başvurma dahil tüm haklarını saklı tuttuğunu ifade etti. Mao, “Çin, şirketin meşru ve yasal hak ve çıkarlarını kararlılıkla koruyacaktır.” dedi.
Panama’dan “işgal” kararnamesi
Panama hükümeti, Yüksek Mahkeme’nin CK Hutchison’ın liman işletme imtiyazını anayasaya aykırı bulmasının ardından, Panama Kanalı girişlerinde bulunan iki limanın kontrolünü devralma kararı aldı. Kararname ile Panama Denizcilik Otoritesi’ne “acil sosyal çıkar” gerekçesiyle limanları işgal etme yetkisi verildi.
Hong Kong Özel İdari Bölgesi hükümeti ise söz konusu adımın sözleşmelerin ruhuna aykırı olduğunu ve şirketin meşru haklarına ciddi zarar verdiğini belirterek kararı kınadı. Açıklamada, Panama yönetimine sözleşmelere saygı gösterme ve ülkede faaliyet gösteren şirketler için adil bir iş ortamı sağlama çağrısı yapıldı.
Şirket tahkim sürecini başlattı
CK Hutchison Holdings de yaptığı açıklamada, bağlı ortaklığı Panama Limanları Şirketi’nin (PPC) varlıklarının, personelinin ve operasyonlarının devralınmasına itiraz ettiğini bildirdi. Şirket, Panama hükümetinin kararını hukuka aykırı olarak nitelendirirken, ulusal ve uluslararası tüm yasal yollara başvuracağını duyurdu.
Yaşanan gelişmeler nedeniyle terminal operasyonlarının durdurulduğu belirtildi.
ABD–Çin rekabeti vurgusu
Uluslararası basında yer alan değerlendirmelerde, Panama’daki liman krizinin ABD ile Çin arasındaki daha geniş jeopolitik rekabetin bir parçası olduğu öne sürüldü. ABD Başkanı Donald Trump daha önce Çin’i “Panama Kanalı’nı yönetmekle” suçlamış, Çin ise bu iddiaları defalarca reddetmişti.
Uzmanlar, Panama Kanalı’nın küresel deniz taşımacılığı açısından kritik bir arter olduğuna dikkat çekerek, stratejik altyapının uzun vadeli ve öngörülebilir bir hukuki ortam gerektirdiğini vurguluyor. Aksi durumda yatırım ortamının zarar görebileceği ve bölgesel ekonomik ilişkilerin olumsuz etkilenebileceği değerlendiriliyor.