NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Romanya Cumhurbaşkanı ile Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında İran ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarda bulundu.
Rutte, "müttefik topraklarının her karışını savunmaya hazırız" derken, NATO'nun İran'dan Türkiye'ye yönelen füzeleri engellediğini öne sürdü.
Ancak ittifakın asıl gündeminde Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ve İran'ın nükleer kapasitesinin zayıflatılması vardı.
"Teyakkuz" söylemiyle perçinlenen NATO varlığı
Rutte, Romanya Cumhurbaşkanı Nicușor Dan ile NATO karargahında düzenlediği basın toplantısında, ittifakın her türlü saldırganlığı caydırmaya hazır olduğunu belirterek, "Teyakkuz halindeyiz ve müttefik topraklarının her karışını savunmaya hazırız" dedi. Bu söylemin, NATO'nun doğu kanadını güçlendirme bahanesiyle bölgedeki askeri varlığını meşrulaştırma çabası olduğu yorumları yapılıyor.
Türkiye üzerinden İran'a mesaj
Rutte, "İran'dan Türkiye'ye doğru yönelen balistik füzeleri engelledik" açıklamasıyla dikkat çekti.
Bu ifade, NATO'nun Türkiye'yi İran'a karşı bir kalkan olarak kullanma stratejisini gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, İran'ın defalarca Türkiye'yi hedef almadıkları açıklamalarına rağmen, NATO'nun Türkiye üzerinden İran'a yönelik tehdit dilini perçinlediğini ve Ankara'yı bölgesel bir çatışmanın içine çekmeye çalıştığını belirtiyor.
Hürmüz Boğazı: Küresel enerji savaşlarının yeni cephesi
Rutte'in açıklamalarının odağında Hürmüz Boğazı vardı.
NATO Genel Sekreteri, boğazın en kısa sürede yeniden açılması gerektiğini vurgulayarak, bunun "dünya ekonomisi açısından kritik öneme sahip" olduğunu söyledi.
Ancak, bu söylemin ardında ABD'nin bölgedeki enerji kaynakları üzerindeki kontrolünü sürdürme çabası olduğuna yönelik değerlendirmeler ağırlıkta.
Trump'ın gölgesinde NATO politikası
Rutte, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarını değerlendirirken, NATO müttefiklerinin İran'ın nükleer kapasiteye ve balistik füze kapasitesine sahip olmaması konusunda hemfikir olduğunu belirtti.
Rutte ayrıca, ABD'nin halihazırda İran'ın bu kapasitesini zayıflattığını dile getirerek, Washington'ın bölgedeki saldırgan politikalarına açık destek verdi.
"Çözüm" söyleminin ardındaki gerçek
Rutte, "Mutlaka bir çözüm yolu bulacağız" derken, NATO'nun Hürmüz Boğazı'na olası bir müdahalesinin sinyallerini verdi.
Uzmanlar, ittifakın "çözüm" olarak nitelendirdiği şeyin aslında bölgede askeri varlığını artırmak ve İran'ı abluka altına almak olduğunu belirtiyor.
NATO'nun son açıklamaları, ittifakın İran'a yönelik kuşatma stratejisini net biçimde ortaya koyuyor. "Türkiye'nin güvenliği" söylemiyle İran füzelerinin engellendiği iddia edilirken, asıl hedefin Hürmüz Boğazı üzerinden İran'ı köşeye sıkıştırmak olduğuna dikkat çekiliyor.
Rutte'in "ABD İran'ın kapasitesini zayıflattı" sözleri, NATO'nun aslında ABD'nin bölgedeki tek taraflı saldırgan politikalarının bir aparatı haline geldiğini gösteriyor.
NATO'nun "dünya ekonomisi" söylemiyle meşrulaştırmaya çalıştığı Hürmüz müdahalesi, aslında ABD'nin küresel enerji kaynakları üzerindeki kontrolünü pekiştirme ve Çin gibi rakiplerinin enerji hatlarına erişimini kısıtlama stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.