Modern Çin edebiyatının kurucu figürlerinden biri kabul edilen yazar, şair ve eleştirmen Lu Xun (1881-1936), Qing Hanedanlığı’nın son dönemini, Çin Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarını ve toplumdaki büyük dönüşümü yaşamış bir aydındır. Çin’in toplumsal, siyasal ve kültürel dönüşüm sürecinde büyük etkisi olan, Batı tarzı modern edebiyatın ülkede gelişmesine büyük katkı sağlayan, keskin toplumsal eleştirileriyle tanınan Lu Xun, feodal düşünceyi, toplumsal adaletsizliği dile getirmiş, Çin halkını ataletten kurtulmaya çağırmıştı.
26 Mart 2025’te, “Ah Q’nun Gerçek Hikâyesi” ve “Bir Delinin Günlüğü” adlı öykülerinin Türkçeye çevrilmesi dolayısıyla bu köşede kaleme aldığım yazıda Mao Zedong’un Lu Xun hakkındaki değerlendirmelerini de aktarmıştım. Mao Zedong, Çin Komünist Partisi’nin üyesi olmayan yazarı, “Çin’in en büyük ve en cesur kültürel komutanı” diye tanımlıyordu.
Bugün de Çin’de her kesimden entelektüel tarafından çok önemsenen ve saygıyla anılan Lu Xun, geleneksel Çin toplumunu sert biçimde eleştirmesi, feodal değerler, kör gelenekçilik ve toplumsal pasifliği hedef almasıyla öne çıkıyor, kısa ama alegorik öyküleriyle toplumunu sarsıyordu.
Gogol, Kafka ve Çehov’un yansıması
Lu Xun’un düşünsel dönüşümünde Japonya’da geçirdiği yıllar önemli rol oynadı. Başlangıçta tıp eğitimi alıyordu. Ancak bir derste, savaş sırasında aşağılanan Çinlilerin görüntülerini izledikten sonra, Çin toplumunun “bedensel değil düşünsel olarak tedavi edilmeye ihtiyacı olduğu” sonucuna vardı ve edebiyata yöneldi. Karamsar bir mizah, ironi, toplumsal yabancılaşma ve psikolojik çözümleme, edebi açıdan temel özellikleri arasındaydı ve bu nedenle Gogol’ün, Kafka’nın, Çehov’un Çin’deki yansıması olarak kabul gördü.
Lu Xun’un 1920’li yıllarda Beijing Üniversitesi ve Xiamen Üniversitesi’nde verdiği Çin edebiyatı dersleri “Çin Kurgu Edebiyatının Tarihi” (Zhongguo Xiaoshuo Shilue) adıyla derlenip kitap haline getirilmişti. Modern anlamda yazılmış ilk sistematik Çin roman tarihi olarak bilinen eser, kronolojik ilerlemesi, hanedanlık dönemlerine göre sınıflandırma yapılması, türlerin gelişimini karşılaştırmalı anlatması, metinlerden örnekler içermesi, akademik ama aynı zamanda öğretici bir üslup kullanımıyla dikkat çeker. Kitap yalnızca ham ders notlarının yayımlanmış hâli değildir. Lu Xun, ders materyallerini ciddi biçimde gözden geçirip genişletmiş, kaynak taraması yapmış ve klasik Çin anlatı geleneğine dair eleştirel yorumlar eklemiştir. Bu nedenle eser hem bir ders kitabı hem de bağımsız bir akademik çalışma niteliği taşımaktadır. Kitabın önemli yanlarından biri de Lu Xun’un, geleneksel Çin edebiyat tarihçilerinin küçümsediği halk öyküleri, fantastik öyküler, dedektifvari öyküler gibi popüler anlatıları ciddi edebiyat incelemesinin konusu hâline getirmiş olmasıdır. Bu yaklaşım daha sonra modern Çin edebiyat araştırmalarını büyük ölçüde etkilemiştir.
Halen bir “boşluk” duruyor
Lu Xu’nun “Çin Kurgu Edebiyatının Tarihi” adlı eserinin geçen ay Fatma Güngör’ün çevirisiyle Dorlion Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılması, ilk bakışta sevindirici bir gelişme oldu. Ancak açıkça belirtmeliyim ki kitap o kadar kötü bir çeviri ve editoryal çalışmayla piyasaya çıktı ki hevesim kursağımda kaldı. Önsöz vb. hiçbir açıklayıcı bilgi olmadan, Lu Xun ve eserinin önemi hakkında hiçbir not düşülmeden, “İçindekiler” sayfası bile olmadan yayımlanan “Çin Kurgu Edebiyatının Tarihi”, kısacası yazık edilmiş bir kitap. Örnek vermek gerekirse, rasgele bir sayfa açıyorum ve şu tuhaf, anlaşılmaz cümlelerle karşılaşıyorum:
Kısacası, Lu Xun’un edebiyat dersleri, Türkiye’de halen bir “boşluk” olarak duruyor. Dilerim başka bir yayınevi doğru düzgün bir edisyonla tekrar yayımlar bu kitabı.