Dünya

Kazandığını sanıyor... Trump'ı bekleyen Pirus sonu

Venezuela Devlet Başkanı'nı kaçırıp mahkemede yargılamaya çalışan ve ABD saldırganlığının son örneğini sunan Donald Trump zafer ilan ederek dünyaya korku salmaya çalışıyor. Ancak tarih Trump gibi liderlere hiç acımıyor. Onlardan biri de Tarentum Kralı Pirus'du. Kazandığını zannederek kayıp yaşayan Trump'ın kaderi Pirus'un sonuna doğru yol alıyor. Uzmanlar Trump'ın kazanırken kaybetmesine dikkat çekiyor.

ABD, Kapitalist sistemin çarklarını sorunsuz çevirebilmek adına dünya halklarını görmezden gelmeye devam ediyor. Birleşik Devletler yönetimlerinin fütursuzluğu ve saldırganlığı, dünyanın neresinde olursa olsun yer altı ve yer üstü kaynaklarını kaba kuvvetle sahiplenme isteği son olarak Venezuela’da karşımıza çıktı.

Trump Pirus mu olacak?

Trump’ın böbürlenerek anlattığı bu saldırı ABD’nin son çırpınışları olarak değerlendirildi. Tarihte Pirus Zaferi olarak da bilinen kazanırken kaybetme sendromu Trump’ın belki de bitişini ilan edecek.

Sonunu düşünmeden ve arka planı hesaplamadan yapılan bu saldırı ABD’yi bir felakete mi sürükleyecek?

İç cepheyi tutamadı

Ülkenin uzunca bir süredir izlediği Emperyalist politikalar dünyanın bir çok noktasından tepkiyle karşılanırken Venezuela saldırısına ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun haydut edasıyla kaçırılmasına ise asıl tepki iç cepheden geldi.

Önceki başkanların aksine demokrasi ve insan hakları gibi süslü sözler arkasına saklanmayan Trump niyetinin direkt olarak Venezuela’nın petrolü olduğunu söyledi. Bundan dolayı ABD’nin daha önce Irak, Afganistan gibi ülkelere saldırılarında ülke içinden tam destek almasına rağmen Venezuela’da gösterdiği saldırganlık tüm kesimlerden seslerin yükselmesine neden oldu.

Halk Beyaz Saray önünde toplandı

Amerikan halkı ise Beyaz Saray önünde toplanarak Trump’ın Venezuela saldırısını sahiplenmdeğini gösterdi. Saldırıyı protesto eden birçok gösterici, "Petrol için kan dökülmesin", "Bu savaş yasal değil", "ABD ellerini Latin Amerika'dan çek" ve "Kongre, Trump'ın savaşını durdur" yazılı pankartlar taşıdı.

İlk tepki Mamdani’den

Bu saldırgan tutuma ve Devlet Başkanı’nın kaçırılmasına ilk tepkilerden biri New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’den geldi. Mamdani sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Egemen bir millete tek taraflı saldırmak, bir savaş eylemi ve federal ve uluslararası hukukun ihlalidir. Rejim değişikliğine yönelik bu bariz girişim, sadece yurtdışındaki insanları değil, New York'u evi kabul etmiş insanları da doğrudan etkilemektedir.” ifadelerini kullandı.

Kendi partisi de Trump’a sırtını çevirdi

Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olarak Başkan seçilen Donald Trump’a kendi partisinden de aykırı sesler yükselmeye başladı.

ABD Temsilciler Meclisinin Cumhuriyetçi üyesi Thomas Massie, yönetimin Venezuela'daki müdahalesinin "uyuşturucuyla mücadele amacı taşımadığını, petrol çıkarları ve rejim değişikliğini" hedeflediğini söyledi. Massie, "Biz bunun için oy vermedik." ifadesini kullandı.

Trump’ın belalısı Greene

Trump ile daha önce de sağlık sigortası sistemi ve Epstein davası yüzünden polemik yaşayan ve Trump’ın “Hain” dediği Cumhuriyetçi Marjorie Taylor Greene Venezuela saldırısına en çok tepki gösterenlerin başında geldi.

5 Ocak’ta görevinden istifa eden Greene, Trump yönetiminin ABD halkına hizmet etmediğini savundu. Yönetimin büyük şirketlere, bankalara ve petrol şirketlerinin yöneticilerine hizmet ettiğini belirten Greene, vatandaşların çıkarlarından çok şirket çıkarlarını önceliklendiren bir sistemden bıkmış olduğunu söyledi.

Epstein Dosyaları

Greene ile Trump’ın karşı karşıya gelmesi uzunca bir süre önceye dayanıyor. Greene daha önce de Demokratlarla birlikte Epstein'ın dosyalarının yayınlanmasını talep etmişti.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında Donald Trump’ın da adı geçmişti. Trump’ın Jeffrey Epstein ile çok yakın olduğu ve sık sık Epstein ‘in adasına gittiği bilinen bir gerçek. Epstein ile birlikte en çok fotoğrafı olanlardan biri de yine ABD Başkanı Donald Trump’ttı.

Yabancı çatışmalara daha az zaman ayırma çağrısı

Greene İsrail’in Filistin’e karşı uyguladığı soykırıma da tepki göstererek Trump’a karşı tavır aldı.

Cumhuriyetçi siyasetçi İsrail'in Gazze'deki savaşının "Filistinlilere karşı bir soykırım" olduğunu belirtti ve ABD başkanını yabancı çatışmalara daha az zaman ayırmaya çağırdı.

Trump’ı zorda bırakan iki konu

Trump’ın elinin en zayıf olduğu konuların başında Federal Hükümet’in kapanması ve ABD’deki sağlık hizmetlerinin aksaması yer alıyor. Bu saldırı ile Trump’ın iç siyasetteki eksiklerini kapatma ve gündem değiştirmeye çalıştığı da dikkat çeken eleştiriler arasında.

Cumhuriyetçi Senatör Greene, Trump’tan federal hükümet kapanması ve önemli sağlık sigortası sübvansiyonlarının sona ermesiyle ilgili de somut bir plan talep etti. Trump, plan sunmak yerine eleştirilere Greene’i “hain" olarak tanımlayarak yanıt verdi.

Sağlık sigortası sistemi

Trump’ın sınıfta kaldığı konulardan olan ABD’de sağlık hizmetleri konusu bir çok Senatör’ün eleştiri kaynağı oldu. ABD Temsilciler Meclisi'nin Demokrat üyelerinden Jim McGovern, Venezuela saldırısını sağlık sistemi üzerinden eleştirdi.

McGovern, "Kongre'den yetki almadan ve Amerikalıların büyük çoğunluğu askeri harekâta karşıyken, Trump Venezuela'ya haksız ve yasa dışı bir saldırı başlattı. Sağlık hizmetleri için yeterli paramız olmadığını söylüyor ama savaşa gelince sınırsız kaynağımız var, öyle mi?" ifadelerini kullandı.

Kazanırken kaybeden liderler: Pirus ve Trump

Trump önderliğindeki ABD yönetimi yüzyıllardır süren Amerikan saldırganlığını artık süslü cümlelerin arkasına saklanmadan hayata geçiriyor. ABD’nin bu değişiminin güç kaybetmekte olan bir sistemin yansıması olduğu savunuluyor.

Şimdilik zafer kazanmanın vermiş olduğu güç sarhoşluğu olarak görülen; Devlet Başkanı kaçırma, eşi ile sokaklarda sergileme ve görüntülerini servis etme tavırları aslında kaybetmenin tezahürü anlamı taşıyor. Trump’ın içinde bulunduğu durum Roma’ya saldıran Pirus’a benzetiliyor.

Pirus Zaferi

MÖ 280 ve MÖ 279 yıllarında Grek kolonisi Tarentum Kralı Pirus Roma’ya saldırır ve ne pahasına olursa olsun savaşı kazanmak için her şeyini feda eder. Sonunda Pirus, savaşı kazanır; ancak 50 filin desteklediği ordusunun tamamını kaybeder.

Savaşı kazanmıştır, ama yanında koskoca ordudan artakalan üç beş sefilden fazlası kalmamıştır. Pirus’un bu zaferin ardından “Tanrım, bir daha böyle bir zafer verme” dediği söylenir.

Pirus Zaferi aslında yenilmeye mahkûm galibiyetleri anlatmak için kullanılır. Bu olaya atfen, benzer şekilde kazanılan savaşlara Pirus zaferi denir.