CGTN T ürk Dış Haberler Servisi
ABD ve İran arasında 19 Haziran günü İsviçre’de imzalanması beklenen anlaşma İsrail kamuoyunda öfkeye neden oldu. ABD’nin kırmızı çizgilerini sadece nükleer silahla sınırladığını düşünen yazarlar İsrail’in güvenliğinin artık umursanmadığı görüşünde.
Financial Times gazetesinin aktardığına göre; İsrail’de Netanyahu’ya yakın gazeteci Amit Segal, anlaşmanın duyurulmasının ardından eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmaını Henry Kissinger’ın “Amerika’nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir ama Amerika’nın dostu olmak ölümcüldür.” ifadesini paylaştı.
“İsrail ancak kenardan izleyebilir”
İsrail’in Hareetz gazetesi de Tel Aviv yönetiminin olan biteni ancak dışarıdan izlemekle yetineceğini öne sürerken, gazetenin bir başka analizinde “İran hayatta kalma aşamasından güç pekiştirme aşamasına geçiyor” diye yazdı. “İran anlaşması İsrail’i daha kötü durumda bırakabilir” başlığının tercih edildiği haberde Hizbulla’ın halen İsrail’i yıpratacak güçte olduğunun altı çizildi. Benzer şekilde Haaretz gazetesi analisti Zvi Bar'el de "İran hayatta kalmakla yetinmiyor süper güç olmayı arzuluyor" başlıklı yazısında, "kötü bir anlaşma imzalamaktansa anlaşmaya varmamanın daha iyi olduğu" değerlendirmesinde bulundu.
Mutabakat zaptının nihai bir anlaşma değil müzakerelerin temelini oluşturacak ilke ve prosedürleri içeren bir belge niteliğinde olduğunu vurgulayan Bar'el, balistik füze programı ile İran'ın vekilleri konusunun hiç bir aşamada görüşülmesinin beklenmediğini öne sürdü.
İsrailli gazeteci Ben-Dror Yemini, Israel Hayom gazetesindeki yazısında herhangi bir anlaşmanın, örtülü olarak ABD'nin "daha güçlü ve daha radikal bir İran rejimini" tanıması anlamına geldiğini ifade etti.
“Hamas yenilmedi”
"İran'ın balistik füzeleri ve bölgedeki vekilleri" gibi konular çözüme kavuşturulmadan yapılacak bir anlaşmanın İran içinde "siyasi bir zafer" olarak görüleceğini ileri süren Yemini, "Olası anlaşma, daha güçlü ve daha radikal bir İran rejiminin ABD tarafından dolaylı olarak tanınması demek." değerlendirmesini yaptı.
İsrail ordusunun, girdiği savaşlardan zaferle çıkamadığını belirten Yemini, "(Gazze'deki) savaş 2 yıl sürdü ama Hamas yenilmedi, 40 gün bombalanan İran da yenilmedi." ifadesini kullandı. Yemini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasında benzeri görülmemiş taktiksel bir koordinasyon olduğunu ancak bunun stratejik düzeye taşınamadığını belirtti.
“Tehlikeli bir yenilgi”
İsrailli siyasi analist Ben Caspit, Maariv gazetesindeki yazısında, Hamas, Hizbullah ve İran karşısındaki askeri başarılara rağmen Başbakan Netanyahu'nun İsrail'i tehlikeli siyasi bir yenilgiye sürüklediğini savundu.
Caspit, bu yenilginin "Trump'a bel bağlamak, fırsatları kaçırmak ve tehditleri bir kenara bırakmakta" kendini gösterdiğini dile getirdi. "Siyasi yenilgi askeri başarılardan daha büyük. Son yıllarda Hamas, Hizbullah ve İran'a karşı elde ettiğimiz askeri zaferlerin ötesine geçen tek olay, onlar karşısında aldığımız siyasi yenilgidir." ifadesini kullanan Caspit, Netanyahu'nun Trump'ın elinde rehin olduğunu ve İsrail'i de peşinden sürüklediğini belirtti.