Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği mercek altına alınırken, Sanae Takaichi ABD’nin talepleri karşısında zor bir denge arayışına girdi.
Donald Trump’ın Japonya ve diğer müttefiklerden boğazın güvenliğini sağlamak için askeri gemi göndermelerini istemesi, Tokyo’da hem siyasi hem de stratejik bir ikilemi tetikledi.
Bu gelişmeler, Perşembe günü Washington’da yapılması planlanan Japonya-ABD zirvesi öncesine denk gelmesi nedeniyle daha da kritik bir hal aldı.
ABD baskısı ve yaklaşan zirve
ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda refakat misyonu talebi, müttefikler arasında beklenen karşılığı bulmuş değil. Avrupa’dan Almanya, İspanya ve İtalya gibi ülkeler temkinli yaklaşırken, Washington yönetimi bu durumu eleştirdi. Trump’ın müttefiklerini “yetersiz destek” nedeniyle hedef alması, ittifak içinde gerilimi artırdı.
Tokyo açısından ise durum daha hassas. Washington’da yapılacak zirve öncesinde ABD’den gelebilecek doğrudan bir talep, Japonya’yı açık biçimde taraf seçmeye zorlayabilir.
Tokyo’nun zor seçimi: ABD ile ittifak mı? Enerji mi?
Japon hükümeti bir yandan ABD ile güvenlik ittifakını korumak isterken, diğer yandan Orta Doğu’ya olan enerji bağımlılığı nedeniyle temkinli davranıyor. Ülkenin ham petrol ithalatının büyük bölümü bu bölgeden gelirken, önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Uzmanlara göre, ABD öncülüğünde İran’ı hedef alabilecek bir refakat operasyonuna katılmak, Tokyo için ciddi riskler barındırıyor. Böyle bir adım, hem enerji tedarikini tehlikeye atabilir hem de Japonya’nın uzun yıllardır sürdürdüğü İran ile dengeli ilişkileri zedeleyebilir.
Anayasal engeller ve kamuoyu baskısı
Japonya’nın kararını zorlaştıran bir diğer unsur ise ülkenin pasifist anayasası. Özellikle 9. madde, denizaşırı askeri operasyonlara katılım konusunda katı sınırlamalar getiriyor. Bu çerçevede, Öz Savunma Kuvvetleri unsurlarının Hürmüz Boğazı’na gönderilmesi hem hukuki hem de siyasi açıdan tartışmalı bir adım olarak görülüyor.
Başbakan Takaichi de parlamentoda yaptığı açıklamada, ABD’den gelen taleplere otomatik yanıt verilmeyeceğini vurgulayarak, “Japonya’nın yasal çerçevesi içinde en uygun kararı vereceğiz” ifadelerini kullandı.
Kamuoyunun da hükümetin ABD’nin askeri operasyonlarına yönelik belirsiz tutumundan rahatsız olduğu ve olası bir askeri görevlendirmenin iç politikada tepki çekebileceği belirtiliyor.
İran’dan uyarı: “Hedef olabilirsiniz”
İran cephesinden de sert mesajlar geliyor.
İranlı yetkililer, Japonya’nın ABD’nin talebi doğrultusunda hareket etmesi halinde bunun sonuçları olacağı uyarısında bulundu.
Japon gemilerinin Hürmüz’de görev alması durumunda risk altında olacağı, ayrıca Japonya’daki ABD üslerinin de hedef haline gelebileceği ifade edildi.
İttifak sisteminde çatlak mı?
Çinli uzmanlar, Japonya’nın yaşadığı bu ikilemin sadece geçici bir kriz olmadığını, daha derin bir yapısal soruna işaret ettiğini belirtiyor.
Buna göre, ABD liderliğindeki ittifak sistemi içinde müttefiklerin çıkarları ile Washington’un talepleri arasındaki uyumsuzluk giderek daha görünür hale geliyor.
Tokyo’nun vereceği karar, yalnızca Hürmüz Boğazı’ndaki güvenliği değil, aynı zamanda ABD-Japonya ittifakının gelecekteki yönünü de belirleyebilecek kritik bir eşik olarak görülüyor.