Dünya

Hürmüz tıkalı kaldıkça "petrodolar" sarsılıyor

ABD ve İsrail’in Şubat sonunda İran’a yönelik başlattığı saldırı Orta Doğu’da yalnızca jeopolitik dengeleri değil, küresel finans sisteminin yarım asırlık temel taşı olan "petrodolar" mekanizmasını da sarsıyor.

CGTN Türk Dış Haberler Servisi

ABD ve İsrail'in, uluslararası hukuku ayaklar altına alana saldırılara İran verdiği Hürmüz yanıtı tartışılmaya devam ediyor. ABD’nin önde gelen ekonomi sitesi Bloomberg hafta başında yayınladığı analizde “İran savaşı petro dolar sistemini bozdu” başlığını tercih etti.

ABD medyasının öne çıkardığı petrodolar sisteminin işleyişi, enerji ticareti ile finans piyasaları arasında doğrudan bir geri besleme mekanizması kuruyor. Petrol ithalatçısı ülkeler dolar rezervi biriktirmek zorunda kalıyor, bu rezervler ABD tahvillerine yöneliyor ve bu süreç ABD’nin düşük maliyetle borçlanabilmesini mümkün kılıyor. 2025 itibarıyla küresel rezervlerin yaklaşık yüzde 57’sinin dolar cinsinden tutulması ve döviz işlemlerinin yüzde 89’unda doların kullanılması, bu yapının hâlâ merkezde olduğunu gösteriyor.

İran hamlesi eğilimi hızlandırdı

ABD’nin petrol dolar sistemini zorlayan gelişme İran’dan geldi. Mart 2026’da Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndan geçecek tankerlerin ancak Çin yuanı üzerinden ödeme yapılması halinde geçişine izin verebileceğini gündeme taşıdı. Bu, enerji ticaretinin para birimi üzerinden yeniden tanımlanması anlamına gelmekte.

Petrol dolar sistemindeki erozyon tek başına İran’ın kararıyla da sınırlı değil. Çin’in geliştirdiği sınır ötesi ödeme sistemi CIPS üzerinden işlem hacimlerinin mart ortasında günlük 130 milyar doların üzerine çıkması, dolar dışı finansal altyapının genişlediğini ortaya koyuyor. Fornt line isimli sitede yer alan bu veri İran kaynaklı işlemleri doğrudan kanıtlamasa da enerji ticaretinin alternatif bir ödeme ağına kayabileceği kapasitenin oluştuğunu kanıtlamakta.

Geniş çerçevede ele alındığında, yuan üzerinden enerji ticaretinin kalıcı hale gelmesi ihtimali, ekonomik ağırlığın Çin lehine kayması anlamına geliyor. BRICS+ gibi platformlarda geliştirilen dolar dışı ödeme mekanizmaları bu süreci destekliyor. Bu durum yalnızca ABD için değil, Hindistan gibi bölgesel güçler için de stratejik dengeyi değiştirecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Enerji fiyatları para politikasına yansıdı

Enerji fiyatlarındaki bu sıçrama doğrudan para politikasına yansıdı. Federal Rezerv, 18 Mart toplantısında faizleri yüzde 3.5–3.75 aralığında sabit tutarken büyüme tahminini yüzde 0.9’a düşürdü. Kararın gerekçesi, savaşın yarattığı belirsizlik ve petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi olarak açıklandı. Bu tablo, ABD ekonomisinin aynı anda hem yavaşlama hem de maliyet baskısı ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

ABD’nin toplam kamu borcu Mart ortasında 39 trilyon doları aşarken, 2026 içinde yaklaşık 9 trilyon dolarlık borcun yeniden finansmanı gerekiyor. Pandemi döneminde düşük faizle alınan bu borçların artık yüksek faiz ortamında çevrilecek olması, bütçe üzerindeki faiz yükünü hızla artırıyor.

Bretton Woods sistemini yıkan dinamik

ABD’nin içine girdiği kısır döngüyü aşabilmesi için yatırımcı güveni ise önemli rol oynayacak. Buna karşın tahvil piyasasında talebin zayıflaması durumunda faizler yükseliyor, bu da borçlanma maliyetini daha da artırarak kendi kendini besleyen bir baskı döngüsü oluşturuyor. Analizde bu sürecin, 1970’lerde Bretton Woods sisteminin çözülmesine yol açan baskılarla karşılaştırılabilecek bir dinamik üretebileceği vurgulanıyor.

Öte yandan sahadaki askeri gelişmeler bu ekonomik tabloyu doğrudan etkiliyor. İran, Hürmüz üzerindeki kontrolünü sürdürmek için komuta yapısını ülke geneline yaymış durumda ve boğazı tamamen değil seçici biçimde kapatma kapasitesini koruyor. ABD tarafında ise Hark Adası gibi kritik enerji altyapılarına yönelik sınırlı operasyon seçenekleri değerlendiriliyor. Bu tür adımların petrol arzını daha da daraltma riski bulunuyor.