Dünya

Hürmüz düğümü: Mutabakatın 5. maddesi nasıl yorumlanacak?

ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatın beşinci maddesi, Hürmüz Boğazı'nın geleceğine ilişkin en kritik anlaşmazlık başlığına dönüştü. Washington geçici bir güvenlik düzenlemesi olarak yorumladığı maddeyi uygulamaya çalışırken, Tahran ABD'nin mutabakatın siyasi ruhunu görmezden geldiğini savunuyor.

CGTN Türk Dış Haberler Servisi

ABD ile İran arasında savaşın ardından yeniden başlayan diplomatik temaslarda müzakerelerin ağırlık merkezi nükleer programdan Hürmüz Boğazı'nın geleceğine kaydı. Son beş gün içerisinde tarafların karşılıklı açıklamaları ve Doha'da yeniden başlaması planlanan görüşmelere ilişkin diplomatik temaslar, deniz trafiğinin nasıl yönetileceği konusunun masadaki en kritik başlıklardan biri haline geldiğini gösterdi. Enerji piyasalarının ateşkesi olumlu karşılamasına rağmen, Hürmüz'ün hukuki statüsü ve güvenlik mimarisine ilişkin belirsizlikler büyük ölçüde korunuyor.

Yaklaşık üç hafta önce varılan ateşkes sonrasında Hürmüz Boğazı yeniden ticari gemi trafiğine açılmıştı. Buna karşın son günlerde bir ticaret gemisinin hedef alınması ve buna karşılık ABD'nin İran bağlantılı hedeflere yönelik yeni saldırıları, ateşkesin kırılganlığını yeniden gündeme taşıdı. Taraflar kısa süre içerisinde karşılıklı saldırıları durdurma konusunda yeniden uzlaşırken, Katar'ın başkenti Doha'da yeni bir müzakere turu için hazırlıklar hız kazandı. Diplomatik kaynaklara göre görüşmelerde nükleer faaliyetler kadar Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve deniz trafiğinin geleceği de ele alınacak.

Mutabakatın beşinci maddesi ne anlatıyor?

Müzakerelerin merkezinde ise taraflar arasında daha önce üzerinde uzlaşılan mutabakatın beşinci maddesi bulunuyor. Söz konusu madde, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli geçiş sağlamasını, deniz mayınlarının temizlenmesi ile seyrüsefer güvenliğine ilişkin teknik tedbirleri hayata geçirmesini öngörüyor. Ancak madde yalnızca geçici güvenlik düzenlemeleriyle sınırlı değil. Metinde ayrıca 30 gün içerisinde İran, Umman ve diğer Körfez ülkeleri arasında Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki idaresi, denizcilik hizmetleri ve uygulanacak idari mekanizmaların müzakere edilmesi hükme bağlanıyor.

Washington, beşinci maddeyi savaş sonrasında deniz ticaretinin yeniden başlamasını sağlayacak geçici bir güvenlik düzenlemesi olarak değerlendiriyor. İran ise aynı hükmü, Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetiminin kıyıdaş ülkeler tarafından yeniden şekillendirileceği yeni bir sürecin başlangıcı olarak yorumluyor. Tahran yönetimi uzun süredir boğazın güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğini savunurken, ABD uluslararası seyrüsefer serbestisinin herhangi bir bölgesel güvenlik mekanizmasına bağlanmasına karşı çıkıyor. Bu nedenle mutabakatın beşinci maddesi, teknik bir denizcilik düzenlemesinden çok savaş sonrasında Körfez'de kurulacak güvenlik mimarisinin nasıl şekilleneceğine ilişkin siyasi bir çerçeve niteliği taşıyor.

Savaş öncesi statükoya dönüş mümkün mü?

İran tarafının son günlerde yaptığı açıklamalar da bu yaklaşımı destekliyor. Tahran yönetimi, Hürmüz'ün geleceğinin İran ve Umman başta olmak üzere kıyıdaş ülkeler tarafından belirlenmesi gerektiğini vurgulamayı sürdürürken, ABD ise uluslararası ticaret yollarının mevcut deniz hukuku çerçevesinde açık kalması gerektiği görüşünü yineliyor. Böylece müzakereler yalnızca ateşkesin korunmasına değil, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından birinin hangi kurallarla yönetileceğine de odaklanmış durumda.

Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda kalıcı bir güvenlik mekanizmasının oluşturulamaması, enerji piyasalarında temkinli görünümün sürmesine neden oluyor. Son günlerde boğazdan geçen tanker sayısında artış görülmesine rağmen sigorta primleri savaş öncesi seviyelere gerilemiş değil. Birçok uluslararası denizcilik şirketi de olası yeni gerilim ihtimalini dikkate alarak alternatif rotaları değerlendirmeyi sürdürüyor.