Hürmüz Boğazı’ndan Tayvan Boğazı’na Japonya’nın büyük sınavı

Haftalardır dünyanın en önemli enerji tedarik yollarından birisi olan Hürmüz Boğazı kapalı. İran ile ABD arasında süren müzakereler henüz bir sonuca ulaşamadı. Zaman zaman Trump, Hürmüz Boğazı konusunda başta Avrupa’nın NATO hatta Çin olmak üzere dünya güçlerine bu meseleye müdahale etme konusunda çağrıda bulunuyor. Trump, özellikle Avrupa’ya ve Çin’e Hürmüz Boğazı sadece benim meselem değil aynı zamanda bu bölgeden petrol alan sizlerin de meselesidir. Dolayısıyla bundan sonra kendi petrolünüzü kendiniz gelin ve alın diyor…

Avrupa Birliği ve Çin, Basra körfezine sanıldığı kadar çok bağımlı değil ama özellikle ABD’nin Uzakdoğu’daki müttefikleri olan Japonya ve Güney Kore yaklaşık %90'ın üzerinde buradaki petrol ve doğalgaza bağlı. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması Japonya ve Güney Kore için artık varoluşsal bir sonuca doğru gitmektedir.

Son dönemde silahlanma arayışı içerisinde olan Japonya’nın özellikle geçtiğimiz hafta silah ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldırması ve dünya silah pazarına girmeye hazırlanması beraberinde de Japon ekonomisinde silah endüstrisinin daha fazla yer alacağının gözükmesi aslında Japonya’nın yakın gelecekte enerjiye daha fazla ihtiyaç duyacağının da açık bir göstergesidir. Japonya Başbakanı Takaiçi’nin güçlü bir odu güçlü bir Japonya vizyonu yaratma hazırlığında olduğu biliniyor. Ancak bu süreç enerjinin kesintisiz bir şekilde Japonya’ya akması anlamına geliyor.

İşte bu noktada bölgede gelecekte olası bir askeri rekabetin yaşanacağını ön gören Çin, aslında Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasından dolayı ekonomik olarak zarar görse de jeopolitik olarak büyük bir kazanç içerisindedir. Zira İran’ının Hürmüz Boğazını kapatması Japonya’nın boğazının sıkılması anlamına gelmektedir. Trump, Çin’e giden İran petrolünü kontrol edeyim derken müttefikleri Japonya ve Güney Kore’yi ölümün eşiğine getirdi.

Japonya, enerjisinin tamamını neredeyse Basra Körfezinden alıyor. Alternatif kaynakları yok. Rusya’dan veya Venezuela’dan da almıyor. Lakin Çin, hem stoklarından hem de Rusya ve öteki kaynaklardan kaybını karşılıyor. Her ne kadar maliyet artmış olsa da Çin’in barışçıl kalkınması için gerekli enerji tedarik ediliyor. Fakat Japonya’nın ve Güney Kore’nin böyle bir şansı yok.

Bir başka deyişle, Çin’e meydan okuyan, Tayvan’a göz diken Japonya’nın şu sıralar soluğu kesilmiş durumda. Bu bakımdan aslında İran’ın Hürmüz Boğazını kapatması Çin’in de işine gelmiştir. Bu krizden iki sonuç çıkmaktadır: Birincisi Japonya’nın silahlanma için gerekli olan enerjiyi sağlayamama ihtimali ve ABD’nin kendi çıkarları için müttefiklerini nasıl ölüme terk ettiği gerçeği.

Tayvan Boğazı’nın önemi

Japonya ve Güney Kore için sadece Hürmüz Boğazı hayati değil aynı zamanda Tayvan boğazı da hayati bir önem taşıyor. Orta Doğu’dan gelen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz Tayvan Boğazı'ndan geçiyor. Japonya ve Güney Kore, Avrupa ve diğer bölgelerle ticareti deniz yolları üzerinden yapıyor. Hammadde deniz yollarından geliyor. Üretilen mallar deniz yolları üzerinden gönderiliyor ve tüm bunlar Tayvan Boğazından geçiyor. Yaklaşık 160 km genişliğinde olan bu boğazın bir yakası Çin’in kontrolünde diğer yakası da Tayvan yönetiminin kontrolünde. Japonya’nın en büyük korkusu Tayvan boğazının her iki yakasının da Çin’in kontrolüne geçmesi! Bir başka deyişe Pekin’in ellerinin hep Japonya’nın boğazında olması… Bu nedene, Tokyo, Tayvan’daki ayrılıkçı hareketleri desteklerken aynı zamanda Pekin yönetimine gözdağı veriyor . Japonya, bu mesleyi varoluşsal bir mesele olarak görmeye başladı.

Gerçekte, Çin’in Tayvan boğazını kapatma gibi ulusal bir stratejisinin olmadığı biliniyor. Aksine Pekin yönetimi deniz yollarında seyrü-sefer özgürlüğünün uluslararası hukuki bir zeminde teminat altına alınmasını savunuyor. Zira bugün ticaret için deniz yollarını en fazla kullanan ülke Çin’dir. Çin, bir taraftan uluslararası su geçiş yollarını kullanırken diğer tarafta ise kendi egemenliğinde sularda geçişi engellemesi düşünülemez. Fakat Japonya’nın militarist yükselişi için birtakım bahaneler gerekiyor. Özellikle, savaşlardan büyük acı çekmiş olan Japon halkını ikna etmek için anlatılacak bir hikaye ya da bahane gerekli.

Sonuç olarak her şeye rağmen Japonya, şu gerçeği görmüş olması lazım. Hürmüz Boğazının kontrolü Çin’in stratejik ortağı İran’ın elinde. Tayvan Boğazının kontrolü de fiili olarak Çin donanmasının elinde…Rusya’ya gelince; Kuril konusunda ; hatta bir barış konusunda oldukça önemli mesafeler katedilmişken Ukrayna savaşında Japonya, Biden’ın yanında Rusya’ya karşı saf tutarak bu barış sürecini çöpe atarak Moskova’yı karşısına aldı.