İngiltere Championship play-off yarı final ilk ayağında Hull City-Millwall maçını izleyen deneyimli teknik adam, karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulundu.
Arda Turan'ın başarılarıyla gurur duyduğunu belirten Terim, "Arda ile çocukluğundan beri beraber gidilen bir yol var. Genç takım, A takım, milli takım derken şimdi de meslektaşımız. İnsan huşu içerisinde gururla seyrediyor. Arda ile bu beraberlik hiçbir zaman durmadı. Hep devam eden bir şey. Hayat da durmadığı için herkes belirli bir yere gelince yolunu seçmek zorunda. O da kendisini futbolun bu tarafına adadı. O yüzden tabii ki çok yakından takip ediyorum." diye konuştu.
Terim, Arda Turan'ın kendisine benzetilmesiyle ilgili soruya, "Bu konu uzun yıllardır konuşulan bir konu. Kendine has bir stili var, kendine has bir oyun felsefesi var. Muhakkak ki aldıkları olmuştur. Olmalıdır da zaten, çok uzun bir dönem beraber çalıştık. O da zaten samimiyetle söylüyor." yanıtını verdi.
"Türk'ü ben nerede görsem desteklerim, nerede görsem giderim"
Fatih Terim, Premier Lig yolunda play-off mücadelesi veren Hull City'nin başarılı olmasını dilediğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bir Türk iş insanı ve spor insanı, İngiltere'de önce Wembley'i, ümit ediyorum ondan sonra da Premier Lig'i kazanır. Bu çok önemli bir şey. Misafirperverliklerini bugün de gördüm. Bir Türk'ü ben nerede görsem desteklerim, nerede görsem giderim. Çünkü gerek ay-yıldız göğsümüzde oynarken, gerek dünyaya kafa tutan milli takımın hocalığını yaptığımız için ay-yıldız bizim çok başka bir şey ifade eder. Hull City son zamanlarda atılım içindeydi. Aynı konuda Ipswich Town'ın yönetim kurulundaki bizim arkadaşımız Berke Bakay, onlar direkt Premier Lig'e çıktılar. Onları da buradan tebrik ediyorum, çok gurur duyuyorum. Premier Lig takımının yönetim kurulunda önemli bir yeri var. Uzun yıllardır belki de hasretini çektiğimiz Türk insanının dışarıdaki dayanışmasının en azından futbolda yapabiliriz diye düşünüyorum."
Terim, 1999-2000 sezonunda Leeds United-Galatasaray maçı öncesi İngiliz ekibinin stadında maç izlemesiyle ilgili soruyu şöyle yanıtladı:
"Ben 15 gün evvel zaten eşim Fulya ile beraber Leeds'i seyretmiştim. Ama ilk maçtan sonra o hadise yaşanınca Murat Beyazıt ile buraya geldim. Ben zaten Leeds'i biliyordum, 2-0 da yenmiştik. UEFA bize 80 kişilik bir ceza verdi. Zaten UEFA cezayı hep bize verdi. Ondan önce Juventus maçında verdi de verdi. Dışarıda Dortmund'da oynadık. Takım dahil 80 kişiydi. Ben de şunu göstermek istedim. Ben tek başına gidiyorum burada 80 kişiyiz. İngiltere'de sahanın içindeki temaslı oyunu iyi bildiğim için, 42 bin kişilik bir taraftar grubunun herkesi etkileyeceği malum. Hakem de ilk defa böyle bir maçı yönetecekti. Bu bizim için bir stratejiydi. 'Bakın biz gidiyoruz tek başımıza 80 kişi gitsek ne yapmayız diye'. Ne yapmadık oldu o da zaten çok şükür. Yine tekrarlıyorum, '2-0 yenmemize rağmen, keşke bu maçı kazanmasaydık ama bu 2 kardeşimiz, İngiliz vatandaşı ölmeseydi' demiştim. Hala da aynı fikirdeyim, o üzüntüyü yaşıyorum."