Swaziland Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi Titus Vilakati, Çin Komünist Partisi’ndeki bir yoldaşına, medyada gördüğü bir haberi gönderdi. ÇKP üyesi ise Swaziland’lı yoldaşına Mao Zedong’in ünlü bir şiirindeki şu dizeleri göndendi:
Bu minik kürenin üzerinde birkaç sinek duvara çarpıyor.
Bazen hafif bir vızıltı, bazen tiz çığlıklar, bazen de yumuşak hıçkırıklar.
Swazilandlı Vilakati’nin Çinli yoldaşına gönderdiği haber neydi?
Çinli Komünistin, Swazilandlı yoldaşına gönderdiği dizeler ne anlama geliyordu?
Ve Swaziland neresi?
Bu soruların yanıtları için gelin hikayenin başına dönelim.
Önce Swaziland’ı tanıyalım.
Swaziland, (yeni adıyla Eswatini) Güney Afrika’da 17 bin 364 km² ve 1,1 milyonluk nüfusu ile küçük bir ülke.
Dünyadaki son mutlak monarşilerden olan bu küçük Afrika krallığı, aynı zamanda dünyanın en yoksul ülkelerinden biri…
Nüfusunun yüzde 70’i açlık sınırının altında.
300 bin kişi mutlak açlıkla karşı karşıya…
Swaziland’ın geçtiğimiz 2 Mayıs’ta uluslararası arenada eşine pek rastlanmayan bir skandalın tarafı olmasının nedeni; Tayvan ile diplomatik ilişkilerini sürdüren sadece 12 küçük ülkeden biri olması…
54 Afrika ülkesi arasında da Tayvan’ı tanıyan tek ülke Swaziland.
Gelelim, Swazilandlı komünist Vilakati’nin Çinli yoldaşına gönderdiği habere…
Tayvan’da iktidardaki DPP’nin Genel Başkanı Lai Ching-te, Swaziland’a kaçak bir ziyaret gerçekleştirdi.
Ziyaretin görünürdeki gerekçesi, Swaziland Kralı Mswati III‘ün tahta çıkışının 40’ıncı yıl dönümü, Kralın 58’inci doğum günü ve ülkenin kuruluşunun 58’inci yıl kutlamaları…
Ancak, DPP Genel Başkanı’nı, bunca kurguyu Kral, Mswati’ye “happy birthday” demek için yapmamıştı.
Devam edelim…
Lai Ching-te’nin Swaziland ziyareti 22-26 Nisan tarihleri arasında planlanmıştı. Ancak, Seyşeller, Mauritius ve Madagaskar’ın Lai Ching-te’nin kendi toprakları üzerinden uçmasına izin vermemesi üzerine ziyaret ertelenmişti.
Lai, 2 Mayıs Cumartesi günü Swaziland’dan şu provokatif cümlelerle bir paylaşım yaptı: “Hiçbir tehdit veya baskı, Tayvan’ın küreselleşme kararlılığını değiştiremez, Tayvan’ın uluslararası topluma katkıda bulunma yeteneğini de inkar edemez.”
Lai Ching-te, dünyada ismi bile pek bilinmeyen küçük, yoksul bir monarşi krallığı ziyaret etmenin küreselleşmeye ve uluslararası topluma ne gibi katkılar sağlayacağını açıklamadı elbette.
Ziyaret, gizli tutulmuştu ve Kral’ın özel uçağı ile gerçekleştirilmişti.
Belli ki Lai Ching-te, Xi – Trump zirvesi öncesi Tayvan’ın sözde egemen bir ülke olduğunu göstermek istiyordu.
Ancak “Taipei’deki hesap Mbabane’ye uymadı”
Lai’nin Swaziland provokasyonu tam tersi etki yaratmışa benziyor.
Düşünün;
Hangi egemen ülkenin lideri, başka bir ülkeye güya resmi ziyaretini gizler?
Hangi egemen ülkenin lideri, yabancı bir ülkeye giderken yabancı ülke liderinin özel uçağına biner ve yolcu bilgilerini gizler?
Lai’nin Tayvan sorununu uluslararası bir krize dönüştürme hedefi ile gerçekleştirdiği kaçak ziyarete tepkilere gelecek olursak…
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Lai’yi “sokakta koşan bir fareye” benzettiği açılmasında Lai’nin Tavan’daki depremden sadece bir kaç saat sonra Swaziland Kralı’nın uçağına binip adadan havalanmasına dikkat çekti:
“Yilan’daki depremden sadece birkaç saat sonra, Lai Ching-te adadaki insanların geçim kaynaklarını hiçe sayarak, gizlice yabancı bir uçağa binip Tayvan’dan kaçtı, kamu fonlarını israf etti ve gülünç bir “kaçakçılık” gezisi düzenleyerek uluslararası bir alay konusu haline geldi ve “Tayvan bağımsızlığı”nın utanç verici eylemleri listesine bir yenisini ekledi.
Lai Ching-te gibi isimlerin uluslararası sahnede yaşadığı aşağılayıcı deneyim, tek Çin ilkesinin uzun zamandır uluslararası ilişkilerin temel bir normu ve uluslararası toplumun evrensel bir mutabakatı olduğunu bir kez daha göstermektedir. DPP yetkilileri, dış güçlerle ne kadar iş birliği yaparsa yapsın veya “başkalarını beslemek” için ne biçim alırlarsa alsınlar, bunların hepsi boşunadır ve Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğu gerçeğini değiştiremez. “Tayvan bağımsızlığı” ayrılıkçı güçleri ne kadar gizli ve değişime uğramış olurlarsa olsunlar, evrensel olarak kınanma ve dehşet içinde kaçmaya zorlanma kaderlerini değiştiremezler.
Swaziland’ı ve diğer ülkeleri, tarihin genel eğilimini tanımaya ve zamanın gereklerine uymaya, birkaç “Tayvan bağımsızlığı” ayrılıkçısı için ateşle oynamamaya çağırıyoruz.”
Lai Ching-te’nin Swaziland’a kaçak ziyareti, Tayvan’daki ana muhalefet partisi Kuomintang’ın (KMT) Genel Başkanı Cheng Li-wun’un 7-12 Nisan 2026 tarihleri arasındaki Çin Halk Cumhuriyeti’ne ziyaretinin yaklaşık 2 hafta sonrasına denk geldi.
Belli ki DPP lideri Lai’nin, Çin ana karası ile boğazın karşı tarafı arasında sıcak ilişkiler kurulmasına tahammülü yoktu.
Zira, Pekin’de KMT Genel Başkanı Cheng ile Çin Cumhurbaşkanı Xi arasındaki görüşme, samimi bir ortamda gerçekleşmiş, görüşmede Xi, “İki partimizin liderleri bugün, ortak vatanımızın barış ve istikrarını korumak, boğazlar arası ilişkilerin barışçıl gelişimini teşvik etmek ve gelecek nesillerin parlak ve güzel bir geleceğe ortak olmalarını sağlamak amacıyla bir araya geliyorlar” derken Cheng ise “Çin halkının yeniden canlanması, boğazın her iki yakasındaki halkın ortak özlemidir“ mesajı vermişti.
Lai Ching-te’ye tepkiler sadece Çin anakarası ile sınırlı değildi. Lai’ye tepkiler, Tayvan adasındaki medyaya da yansımıştı.
Tayvan merkezli nextapple medya kuruluşu, Tayvanlı akademisyen ve siyasi yorumcu Chiu Yi’nin Lai’ye şu soruyu yönelttiğini bildiriyordu:
“Çin anakarasına meydan okuma kibrini beslemekten başka, Eswatini’ye yaptığı bu sinsi ziyaret Tayvan’a ne fayda sağlıyor? Tayvan halkına ne fayda sağlıyor?”
Peki, 54 Afrika ülkesi arasında neden sadece Swaziland Tayvan’ı diplomatik olarak tanıyor ve Swaziland Kralı’nı, özel uçağını Lai Ching-te’ye tahsis edecek düzeyde Tayvan’a yakınlaştıran ne?
Swazi kraliyet ailesi, savurganlığı ve gösterişli yaşam tarzıyla biliniyor. Tayvanlı yetkililer de Kraliyet ailesini dolar üzerinden fonlayarak Çin’in Afrika ülkeleri ile kalkınma üzerinden kurduğu ilişkileri baltalamak için Swazi kraliyet ailesini adeta Afrika’daki üssü olarak kullanmak çabasında.
Öyle ki, Tayvanlı yetkililer Swaziland Kralı’nın doğum günü kutlamalarında patlatılacak havai fişekler için bile Kral’a 1,7 milyon ABD doları gönderiyor.
“Havai fişek patlatmak,” “uçak göndermek” veya “petrol platformlarını kurmak” gibi eylemler, Swaziland halkına hiçbir katkısı olmayan Tayvanlı yetkililer tarafından Swaziland elitlerine sunulan hediyeler…
Tayvan’ın Swaziland’daki sözde büyükelçisi Liang Hongsheng, Kraliyet ailesine o kadar yakın ilişkiler içinde ki yeri geldiğinde Swaziland başbakanına talimat verecek, yeri geldiğinde başbakanı devre dışı bırakarak Kralın diğer adamları ile gizli kapaklı işlere girişecek, “beyaz terör” taktiklerini uygulamaktan kaçınmayacaktır.
Swaziland’da Başbakan, Kral tarafından atanır ve Kral’a karşı sorumludur; daha doğrusu, Kral’ın kıdemli vekili gibidir.
3 Kasım 2023’te atanan Swaziland Başbakanı Russell Mmiso Dlamini ise özellikle Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkileri geliştirmek üzere farklı bir profil çizmektedir. Bunun üzerine Tayvan’ın ülkedeki sözde büyükelçisi Liang, bir toplantıda ülkenin başbakanına karşı sesini yükseltmiş, toplantıdan sonra da Başbakanlık Ofisi’ne tahsis edilmesi onaylanmış tüm fonları geri çekmiştir.
Dünyada egemen varlığı olmayan Tayvan’ın sözde Büyükelçisi, egemen bir ülkenin kabine toplantısına katılarak başbakanı azarlayabiliyor. İşte Tayvan- Swaziland ilişkisi bu derece tuhaf ve mafyatik özelliklere sahip.
Bu noktada, Swaziland Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi Titus Vilakati’nin sözde Tayvan’ın bağımsızlığını savunan Lai Ching-te ve Lai’nin Svaziland’daki operasyon sorumlusu sözde büyükelçi Liang Hungsheng hakkındaki görüşlerinin altını çizelim:
“Bu figürler, Lai Ching-te ve Liang Hungsheng, bir yandan ülkeme karşı komplo kurarken, diğer yandan da Swaziland’ın işçi ve köylülerini eziyorlar. Eylemleri, Swaziland’daki neo-kolonyalizmin başka bir varyantından başka bir şey değil. Monarşinin otokrasisini destekliyorlar; Swaziland halkının kalıcı köleleştirilmesini istiyorlar ve Swaziland halkının dünyaya bakma ve kendi gelişim yolunu seçme hakkına şiddetle karşı çıkıyorlar. Bu, sineklerin duvara çarpması gibi değil mi?”
Başta ABD ve Asaya Pasifik’teki müttefikleri olmak üzere Batı dünyası, resmi olarak tanıdıkları “Tek Çin” ilkesine gerçekte ne kadar bağlı kalacaklar?
Bu sorunun, önümüzdeki on yıllarda dünya barışının en önemli sorusu olarak küresel sistemin önünde durmaya devam edeceğini belirterek tekrar yazının başına, duvara çarpan sinekleri anlatan Mao Zedong’un Ocak 1963’te yazdığı “Man Jiang Hong: Yoldaş Guo Moruo’ya” şiirine odaklanalım:
Bu minik kürenin üzerinde birkaç sinek duvara çarpıyor.
Bazen hafif bir vızıltı, bazen tiz çığlıklar, bazen de yumuşak hıçkırıklar.
Akasya ağacındaki karıncalar büyük uluslarıyla övünürken, mayıs sinekleri dev ağacı devirmek için gizlice planlar kuruyor.
Chang’an’da batı rüzgarları dökülmüş yaprakların üzerinden esiyor, ıslık çalan oklar uçuşuyor.
Yapılacak o kadar çok iş var ki, her zaman acilen; dünya dönüyor, zaman daralıyor.
On bin yıl çok uzun, günü yakala, anı yakala!
Dört deniz yükseliyor, bulutlar ve sular coşuyor, beş kıta sallanıyor, rüzgar ve gök gürültüsü kükrüyor.
Tüm haşerelerden kurtulun! Gücümüz karşı konulamaz.