Çin

Dünyanın ilgisi neden doğuya yöneliyor?

Çatışma ve kargaşanın giderek norm haline geldiği bir dünyada Çin'den yayılan mesaj, istikrar ve umut mesajıdır.

Editörün Notu : CGTN'nin özel yorumcusu William Jones, Executive Intelligence Review News Service'in eski Washington büro şefi ve Chongyang Finansal Araştırmalar Enstitüsü'nün misafir araştırmacısıdır.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e yaptığı resmi ziyaretin ardından, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 19 Mayıs’ta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmek üzere Pekin’e varacak. Bu yıl yabancı liderlerin Pekin’e yaptığı yoğun ziyaretler göz önüne alındığında, Pekin’in geleneksel uluslararası kurumlar için çözümsüz hale gelen büyük sorunların çözümü için başvurulacak adres haline geldiği açıktır.

Trump'ın 13-15 Mayıs tarihleri arasındaki ziyareti, şüphesiz ki son dokuz yıl boyunca her iki ülkenin heyetleri ve temsilcileri arasında yürütülen tüm görüşmelerden daha fazla, Çin-ABD ilişkilerinin yeniden şekillenmesine katkıda bulunmuştur. Dahası, bu ziyaret, ilişkilerin rekabetten gerçek bir ortaklığa dönüştürülmesi için somut bir imkân sunmuştur.

Xi, dünya tarihinin şu anki dönemini tanımlamak için sıklıkla "yüzyıldır görülmemiş büyük değişimler" ifadesini kullanıyor. Bu ifade, günümüz dünyasındaki kargaşayı ve geleneksel kurumların bu kargaşayla başa çıkmadaki tam anlamıyla başarısızlığını yansıtıyor.

Avrupa'nın ortasında dördüncü yılına giren bir savaş, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve ABD ile İsrail'in İran'a yönelik sebepsiz saldırısı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) ve BM Güvenlik Konseyi'nde defalarca tartışılmış ve ele alınmış, ancak herhangi bir çözüme ulaşılamamıştır.

Bazı ülkeler, en önemli sorunlara çok taraflı çözümler aramaktan uzaklaşarak ticaret ve yatırım alanlarında daha fazla tek taraflılık ve korumacılık eğilimi sergilemektedir. Bazıları ise komşularının çıkarlarını gözetmeksizin giderek kendi yolunda ilerlemeyi tercih etmektedir. Bunun sonucunda artan siyasi gerilimler, daha fazla ülkenin yıkıcı silahlar peşine düşmesine yol açmış ve nükleer silahların bulundurulmasını sınırlamak ve kullanımını önlemek amacıyla imzalanan anlaşmaları tehlikeye atmıştır.

Birçok açıdan, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından oluşturulan uluslararası norm ve ilkelerin temeli ciddi şekilde sarsılmış ve bu durum, nükleer güçler arasında bile olası bir çatışmayı da içeren daha büyük çatışmaların zeminini hazırlamıştır. Bu yıl birçok ülkenin İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmamasının gösterdiği gibi, geçmişte yeni savaşları önlemek için belirlenen ilkeler giderek daha fazla göz ardı ediliyor ve terk ediliyor.

Çin, giderek daha da kargaşaya sürüklenen dünyada düzeni yeniden tesis etmeye yardımcı olmak amacıyla bu bağlamda arka arkaya yeni girişimler ortaya koymuştur. 2021 yılında, BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini desteklemek amacıyla BM Genel Kurulu’nda Küresel Kalkınma Girişimi’ni duyurmuştur. 2022 Boao Asya Forumu Yıllık Konferansı’nda ise, Çin’in uluslararası güvenlik konusundaki görüşlerini ortaya koyan Küresel Güvenlik Girişimi tanıtılmıştır.

2023 yılında, dünyanın kültürel çeşitliliğini korumak ve saygı göstermek amacıyla, Çin Komünist Partisi’nin Dünya Siyasi Partileriyle Diyalog Üst Düzey Toplantısı’nda Küresel Medeniyet Girişimi önerildi. Ardından 2025 yılında Çin, dünyadaki barış ve uyumu korumayı amaçlayan uluslararası kurumları güçlendirmek amacıyla “Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Plus” Toplantısı’nda Küresel Yönetişim Girişimi’ni ortaya koydu.

2013 yılında Çin, Kuşak ve Yol Girişimi’ni başlattı. Batı’nın kalkınmaya olan ilgisini tamamen yitirdiği bir dönemde ortaya çıkan bu girişim, küresel kalkınma meselesini yeniden gündemin merkezine yerleştirdi ve yoksulluk ve sefaletten kurtulma umudunu yitirmiş olan Küresel Güney ülkeleri arasında büyük bir heyecan yarattı. Kuşak ve Yol, Küresel Güney için bir yol gösterici haline geldi ve ilerleme yolunda ilerlemeleri için gerekli altyapıyı sağladı. Bu girişim tek başına, bu ülkeler ile Çin arasında bir güven bağı oluşturdu.

Xi ile Trump arasındaki görüşmelerde, her iki lider de stratejik istikrar temelli yapıcı bir Çin-ABD ilişkisi kurma konusunda yeni bir vizyon üzerinde mutabık kaldı. Bu vizyon, işbirliğini temel alan olumlu istikrar, rekabetin makul sınırlar içinde kaldığı sağlıklı istikrar, yönetilebilir farklılıkların olduğu sürekli istikrar ve beklenen barışın sağlandığı kalıcı istikrarı içermektedir.

Böyle bir kılavuz ilke, büyük güçler arasındaki rekabet, stratejik çatışma ve ayrışmanın damgasını vurduğu ilişkinin önceki aşamasıyla keskin bir tezat oluşturmaktadır. Bu iki büyük güç arasındaki sık sık gerginliklerin yaşandığı ilişkide Xi, bu ilişkinin rekabetten ortaklığa doğru ilerlemesini umduğunu dile getirdi.

Bu yıl, Trump'ın çığır açan ziyareti de dahil olmak üzere, dünya gündemini ve bölgesel sorunları görüşmek üzere 10'dan fazla yabancı lider Pekin'i ziyaret etti. Ayrıca, Pakistan Başbakanı Shehbaz Sharif'in, Putin'in ziyaretinden kısa bir süre sonra, 23 Mayıs'tan itibaren Pekin'e üç günlük bir ziyaret gerçekleştireceği duyuruldu. Çatışma ve kargaşanın giderek norm haline geldiği bir dünyada Çin'den yayılan mesaj, istikrar ve umut mesajıdır.

Uluslararası tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve dünya çapında enerji fiyatlarındaki artışa rağmen Çin, ekonomisini istikrarlı bir şekilde sürdürmüştür. Çin’in 15. Beş Yıllık Planı (2026-2030), yabancı yatırımlara daha fazla açılmayı öngörmektedir; ayrıca yüksek teknoloji alanında Çin, bazı ülkeler gibi kendini “yüksek duvarların” arkasına kapatmak yerine uluslararası işbirliğine açıktır.

Putin, Rusya-Ukrayna askeri operasyonlarının hâlâ devam ettiği bir dönemde Çin'e varacak. Çatışma süresince Çin, bu konudaki endişelerine rağmen Rusya ile yakın ilişkilerini sürdürmüş ve Ukrayna ile de iyi ilişkiler kurmuştur.

Çin-Rusya ilişkileri, iki cumhurbaşkanı arasındaki yakın bağlar ve uluslararası dünya düzeni konularındaki genel mutabakat sayesinde son yıllarda daha da güçlendi. Her iki lider de, iki ülke arasındaki ilişkilerin şu anda tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını teyit ediyor.

Çin'in İran'daki gereksiz çatışmaya ilişkin tutumu göz önüne alındığında, ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırı tehditlerini yeniden dile getirdiği bir dönemde, İran Dışişleri Bakanı Seyyed Abbas Araghchi'nin Trump'tan bir hafta önce, 6 Mayıs'ta Pekin'i ziyaret etmesi şaşırtıcı değildi.

Çin, bu çatışmayı sona erdirmek için gayretle çalışmaktadır. Çin ve Pakistan, Körfez bölgesinde barış ve istikrarı yeniden tesis etmek amacıyla beş maddelik bir girişim ortaya koydu. Bu maddeler arasında ulusal egemenliğe saygı, güç kullanımı ve rejim değişikliğinin reddi, sivillerin ve deniz taşımacılığının korunması, siyasi bir çözüme varılması ve BM Şartı ilkelerine bağlı kalınması yer almaktadır. Çin ayrıca, ABD ile İran arasındaki barış müzakerelerinde arabuluculuk yapma yönündeki Pakistan’ın çabalarına da destek vermektedir.

Uluslararası kurumlarımızın çoğunda hüküm süren genel felç ortamında, Çin Devlet Başkanı tarafından savunulan ve en üst düzeye taşınan bu tür devlet başkanları diplomasisi, giderek artan kaosa bir alternatif sunuyor. Putin’in ziyareti, kaostan düzen yaratmaya yönelik bu samimi çabanın bir başka örneği olacak. Çin, ABD ve Rusya liderlerinin çok çeşitli alanlarda sonuçların belirlenmesinde oynadıkları önemli rol göz önüne alındığında, bu yeni başlangıç, adil ve kalıcı bir küresel yönetişim sisteminin yeniden kurulması için itici güç olabilir.

William Jones-CGTN