İran’a saldırısının ABD’ye ilk maliyeti, “liderlik yetkinliği” kaybıdır. Bunun siyasi maliyetinin büyüklüğü ABD için ağır olacaktır.
Trump yönetiminde ABD, “ciddi bir devlet” olma vasfını hızla kaybediyor. Ancak bu Trump’a özgülükten kaynaklanmıyor, ABD hegemonyasının zayıflamasının kaçınılmaz sonucu bu. Trump ve ekibinin “siyaset tarzı” ise bu “devlet erozyonunu” ivmelendirmiş oldu.
Eş, damat, dünür kadrosu
Bir kaç başlıkta bu erozyonu görelim:
- Trump, eşinin, Melania Trump’ın, BM Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık etmesini sağladı. Bu ilktir. Bir “first lady”nin bu türden bir toplantıya başkanlık yapması ilktir ve çift, 16. Louis-Antoinette görüntüsü vermektedir.
- Trump, dünürünü, Charles Kushner’i, Paris Büyükelçisi yaptı. Dünür öyle bir “diplomat” ki Fransa Dışişleri Bakanlığının çağrısını reddetti ve karşılığında Paris, dünürün hükümet üyeleriyle görüşmesini yasakladı.
- Trump, damadı Jared Kushner’i, “özel elçi” yaptı. Kushner, Trump’ın Ortadoğu Özel Elçisi Steve Witkoff’la birlikte bölgemizi dizayn etmeye çalışıyor.
İşadamları diplomasi değil mülk peşinde
- Özel elçi Witkoff bir diplomat değil, Trump’ın iş arkadaşı. Gayrimenkul işleri yapıyor. Elinde çekiç olanın herşeyi çivi görmesi gibi, Trump, Kushner ve Witkoff da heryeri gayrimenkul olarak görüyor. Gazze planlamaları bunun tipik örneğidir.
- ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da bir diplomat değil. Trump’ın iş arkadaşı. Barrack özel misyonunu, açıklamalarıyla net bir şekilde ortaya koyuyor zaten. En temel görevi, ABD’nin İsrail hegemonyasında bir Ortadoğu düzeni kurabilmesini sağlamak. Bunun için de Azerbaycan’dan Lübnan’a, Suriye’den Suudi Arabistan’a mekik dokuyor.
- Trump’ın başka iş arkadaşları da var yönetimde yer alan. Hepsinin ortak noktalarından biri de Epstein!
Trump’ın günde 23 yalanı
- Bir devlet başkanı olarak Trump, günde 23 yalan söylüyor. Bu bizim değil, ABD gazetesi Washington Post’un saptaması. Başkanlığının ilk döneminde, 2019’da, Washington Post “Trump günde ortalama 23 yalan söylüyor” diye haber yapmıştı ve şu tabloyu ortaya koymuştu:
“Trump 5 bin yanlış ya da yanıltıcı bilgiyi ilk 601 gün içerisinde söyledi. 226 gün sonra, yani 26 Nisan’da ise bu sayı 10 bini aştı. Bu, günde 23 yanlış ya da yanıltıcı iddiaya denk geliyor.”
Trump’ın ikinci başkanlık dönemindeki yalan sayısının arttığı kuşkusuz…
ABD artık imzasına güvenilmeyen ülkedir
- Trump, müzakere ettiği bir ülkeye, müzakerenin ortasında saldırdı. Uluslararası hukuku, diplomasiyi yok sayan bu anlayışın siyasi maliyeti ABD’ye ağır olacak. İki gün sonra Viyana’da ABD’li ve İranlı teknik heyetlerin müzakereye başlamasının kararlaştırılması ama Trump’ın iki gün önce İran’a saldırması, ABD’nin “güvenilmezliğini” çırılçıplak ortaya koymuştur.
ABD yönetimi artık sözüne ve imzasına güvenilmeyen bir ülke durumundadır. Böylesi bir ülkenin liderlik yetkinliği artık yoktur.
“Önleyici saldırı” yalanı
- ABD, İran’a saldırısını “önleyici saldırı” diye propaganda ediyor. Güya İran ABD’ye saldıracakmış da ABD önce saldırarak, İran’ın saldırısını önlemiş! Ciddi bir devlet yaklaşımından uzak bu açıklamalar, ABD liderliğinin çapsızlığını ortaya koymasının ötesindedir.
Ek olarak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da savaşı, “İsrail nasıl olsa vuracaktı, İran bize saldıracaktı, önleyici saldırı yaptık” diye açıkladı. Bir “baş diplomat” adına vahimdir, çapsızlığın dibidir bu sözler…
ABD siyasal liderlik iddiasını kaybetti
Kısacası ABD liderliği, yalanlarıyla, siyaset yapma tarzlarıyla, soykırıma destekleriyle, suikastlarıyla, terör eylemleriyle tarihe geçmektedir.
Bu tablo devlet erozyonu tablosudur, ciddi devlet vasıflarının ortadan kalkmasının görüntüsüdür, ABD’nin liderlik yetkinliğinin iflasıdır.
İran’a saldırının sonuçlarından bağımsız olarak ABD “siyasal liderlik” iddiasını kaybetmiştir. Bunu önümüzdeki yıllar boyunca adım adım göreceğiz…
Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
3 Mart 2026