Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükçekmece'de, ramazan etkinlikleri kapsamında, bir ilkokuldaki çocukların ders arasında dinletilen "Kabe'de Hacılar" ilahisine hep bir ağızdan eşlik ettiğini anımsatarak, "Okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla 'Allah' lafza-ı celalini seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, gururlandırdı. Tüm Türkiye'nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi." dedi.
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Balıkesir'de 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'a Allah'tan rahmet, şehidin kederli ailesine ve yakınlarına sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve aziz millete başsağlığı diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kazanın nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştır. Şehit pilotumuzun ruhu şad, mekanı inşallah cennet olsun." ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Toplantısı'nın ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AK Parti'nin millete hizmet davasına hem gönül hem de omuz verdiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Milletçe mübarek ramazana kavuşmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. Öncelikle siz milletvekillerimizin ve misafirlerimizin Ramazan-ı Şerifi'ni tüm kalbimle tebrik ediyor, bu rahmet mevsiminin milletimize, İslam dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabb'imden niyaz ediyorum. Bizleri bir kez daha şehri ramazana ulaştıran Cenabıallah'a sonsuz hamdediyor, şükrediyoruz. Rabb'im tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri katında makbul buyursun. Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı bu mübarek günler aynı zamanda hepimiz için büyük bir fırsattır."
"Aklımız, gönlümüz, dualarımız Filistinli kardeşlerimizle"
Aziz millet başta olmak üzere tüm İslam aleminin, ramazanın rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesini, ramazanın gönülleri kaynaştıran, kalpleri yumuşatan, manevi atmosferini doya doya yaşamasını dilediğini vurgulayan Erdoğan, "Ancak Gazze'de 10 Ekim'de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen, insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef Ramazan-ı Şerif'i buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu ramazanda da aklımız, gönlümüz, dualarımız Filistinli kardeşlerimizle." diye konuştu.
Ramazan-ı Şerif'in ülke genelinde çok farklı bir manevi atmosferde idrak edildiğini, camilerin dolup taştığını, çocuklar ve gençlerin gittikçe artan oranda camileri şenlendirdiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketi ile daha çok gözetiliyor. Kur'an-ı Kerim'in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor. Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. 'Kabe'de hacılar hu der Allah'. Bu ilahiyi 7'den 70'e insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla 'Allah' lafza-ı celalini seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, gururlandırdı. Tüm Türkiye'nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi."
Erdoğan, oluşan tablodan kimsenin gocunmaması, rahatsız ve tedirgin olmaması gerektiğini dile getirerek, "Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır. Bu fotoğrafa vesile olan herkesten Allah gani gani razı olsun." değerlendirmesinde bulundu.
"Hepimiz tam kadro sahadayız"
AK Parti olarak Ramazan-ı Şerif'i milletle bir kez daha kucaklaşmak, dertleşmek, aralarında yeni muhabbet köprüleri kurmak için en verimli şekilde değerlendirmenin çabası içerisinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Genel Merkezimiz, tüm başkanlıklarımızın katkısını alarak teşkilatımız için çok kapsamlı, çok anlamlı bir etkinlik takvimi hazırladı. Hepimiz tam kadro sahadayız. Ramazan ayının rahmet ve merhamet iklimini hep beraber milletimizle teneffüs etmeye çalışıyoruz. Kabine üyelerimiz, milletvekillerimiz, kadın ve gençlik kollarımız, Merkez Yürütme Kurulu ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimiz, AK Parti'nin hizmet siyasetinin lokomotifi olan belediyelerimiz, 11 ayın sultanını idrak ve ihya etmek için bizi biz yapan, bizi diğerlerinden ayıran güzel hasletlerimizi yaşatmak için cansiparane bir gayret sergiliyor."
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türk milletinin mayasında İslam'ın bulunduğunu vurguladı.
Milleti millet yapanın, milleti her türlü farklılıklara rağmen bir arada tutanın manevi değerler olduğuna işaret eden Erdoğan, ordunun da "peygamber ocağı" olduğunu söyledi.
Erdoğan, "Şehitlerimiz İslam şehitleridir. Zaferlerimiz ilayi kelimetullah istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur'an'ı, peygamber sevgisini, ramazanı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır ne istikbal kalır ne millet kalır ne de devlet kalır." diye konuştu.
İstiklal Marşı'nın "Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli/Ebedi yurdumun üstünden benim inlemeli." dizelerini okuyan Erdoğan, ezanların ebedi yurdun üstünde inleyeceğini, bu sayede de Hakk'a tapan milletin istiklaline hiç kimsenin el ve dil uzatamayacağını, kastedemeyeceğini belirtti.
"Biz, büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız." diyen Erdoğan, "Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur'an, peygamber aşkı, iman, oruç vardır. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmedi Hani ve daha nicesi İslam'ın gür sedasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır." ifadelerini kullandı.
"Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın"
Ezan, Kur'an, Peygamber, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli unutulduğunda milletten geriye hiçbir şeyin kalmayacağının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın. Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın. Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz. Biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de Kürt de Arap da var, Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi, daha nicesi var. Avrupa'da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken, bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye'ye baksın, ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye'ye baksın, ders alsın. Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu'nun, Osmanlı'nın mirası, Türkiye'nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz ama bu vatanı, vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunuruz, sonuna kadar koruruz. İthal projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri, çirkin ve çirkef bildirileri ile kimse bize parmak sallayamaz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki dönemlerde ezandan, Kur'an'dan, camiden, namazdan, oruçtan, ramazandan rahatsız olanların bulunduğunu, bunların ülkeyi işgal etmeye giriştiğini, Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktığını ifade ederek, İstiklal Savaşı'nda gereken dersin verildiğini aktardı.
Aynı kirli ellerin, aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzandığında milletin yine aynısını yapacağına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek, bunu hiç kimse aklında çıkarmasın. Kendi özümüzle, kendi ruhumuzla, kendi devlet, millet, medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil, biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı'nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz.
Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanı'mızı, başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm milli eğitim camiamızı, elbette sevgili öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Okul bahçelerini ve camilerimizi bir çiçek tarlasına çeviren yavrularımızın her birini tek tek muhabbetle kucaklıyor, dillerinden Allah niyazı, kalplerinden Hazreti Muhammed Mustafa'nın aşkı hiç eksilmesin, diyorum. Türkiye, sanılandan çok çok büyüktür ve biz bu büyüklüğü her alanda olduğu gibi milli eğitim alanında da göstermeye, sağlıklı, bilgili, donanımlı, milli ve manevi değerlerini bilen, tanıyan, uygulayan ve yaşatan nesillerle asrın idrakine söyletmeye inşallah devam edeceğiz."