Çin

Çin’in ticaret fazlası nasıl okunmalı?

Çin, 1,19 trilyon dolarlık rekor ticaret fazlasıyla ABD’nin ekonomik kuşatmasına meydan okurken, bu devasa tablonun küresel tedarik zinciri için bir tehdit değil, itici güç olduğunu vurguluyor.

Dış Haberler Servisi

Çin, 2025 yılında enflasyondan arındırılmış hesaplamalar dâhil olmak üzere dünya tarihinin en büyük ticaret fazlasını ilan etti. Çin Gümrükler Genel İdaresi verilerine göre mal ve hizmet ticaretinde fazla 1,19 trilyon dolara ulaştı.

2024’e kıyasla yüzde 20’lik artış anlamına gelen tablo ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e karşı ticaret savaşları ve tarifelerle uyguladığı ekonomik kuşatmanın istenen sonucu vermediğini ortaya koyuyor. Nitekim, ABD ve Çin arasındaki ticaret geçen yıl yüzde 22 daralmasına rağmen, Çin’in diğer coğrafyalardaki ticari ivmesi artış gösterdi. Bilgisayar çipleri ve diğer elektronik cihazlara yönelik güçlü küresel talep ile bunların üretiminde kullanılan ham maddeler, Çin’in ihracatını destekleyen başlıca kalemler arasında yer aldı.

“Batı’yı rahatsız eden fazlanın kime ait olduğu”

Çin’in ticaret fazlası Batı dünyasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Çin’in kapasite fazlası yaratarak” diğer ülkeleri olumsuz etkilediği yönündeki tezlere karşın üretimin uluslararası niteliği ise dikkat çekiyor. Çin Gümrük Genel İdaresi verilerine göre, 2025'in ilk 11 ayında, yabancı sermayeli işletmelerin ithalat ve ihracat hacmi Çin'in toplam dış ticaret değerinin %29,3'ünü oluştururken; küresel iş bölümü ve iş birliği ile yakından ilgili olan işleme ticareti %18,8'ini oluşturdu.

Ticaretin jeopolitik bir mesele haline getirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Çinli uzmanlar “Gelişmiş birkaç ülkenin uluslararası iş bölümü ve iş birliğinin meyvelerini uzun süre toplamasını tolere edebiliyorlar, ancak gelişmekte olan büyük bir ülkenin kendi çabalarıyla kazandığı karşılaştırmalı üstünlüğü kabul etmeyi reddediyorlar.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Fazla vermek saf dışı bırakmak değil

Çin’in ticaret fazlasının diğer ülkelerdeki üretim ve hizmetleri beslediğine dikkat çeken Global Times gazetesi konuya ilişkin hazırladığı haberinde “Fazla vermek, "başkalarını saf dışı bırakmak" ile eş değer değildir. "Made in China" etiketli bir ürün; genellikle Avrupa ve ABD tasarımlarını, Japon ve Güney Kore bileşenlerini ve dünyanın dört bir yanından gelen ham maddeleri bünyesinde barındırır.” İfadelerine yer verdi.

İnovasyon, endüstiryel ve tüketici açısından Çin’in ticaret fazlasının diğer ülkelere etkisinin incelendiği makalede şunlar kaydedildi:

“İnovasyon perspektifinden bakıldığında, kapsamlı sanayi sistemi ve son derece yüksek tedarik zinciri koordinasyon verimliliği ile küresel inovasyon aktörleri; fikir ve tasarımdan prototipe, pilot üretimden seri üretime kadar tüm süreci Çin'de hızla tamamlayabilmektedir. Endüstriyel açıdan, jeopolitik gerilimler ve diğer belirsizliklerin ortasında, merkezinde Çin'in bulunduğu tedarik zincirleri güçlü bir direnç ve toparlanma kapasitesi sergileyerek ilaç, temel tüketim malları ve kritik ara ürünlerin küresel tedarikinin devamlılığını sağlamıştır. Bu, küresel ölçekte yaşanan arz şoklarını hafifletmiştir. Tüketici açısından ise, Çin yapımı çok sayıda günlük tüketim malı, ev aleti ve elektronik cihaz; yüksek kalite ve uygun fiyatlarla çeşitli ülkelerdeki evlere girerek küresel olarak düşük ve orta gelirli grupların satın alma gücünü artırmış ve son yıllardaki enflasyon dalgalarına karşı tampon görevi görmüştür.”