Çin’in “göçmen mektubu” mirası: Qiaopi

Çin sinemalarında Mayıs ayı başında gösterime giren ve oldukça düşük bütçeli bir film olan “Büyükanneme Aşk Mektupları” (Gei A Ma De Qing Shu), hiç beklenmedik bir fırtına yarattı. 26 Mayıs itibariyle yaklaşık 1,12 milyar yuan (yaklaşık 166 milyon Amerikan doları) hasılat yapan ve 25 milyon seyirciye ulaşan film, son yılların en büyük sürprizi olarak gösteriliyor. Hangchun Lan’ın yönettiği filmin oyuncu kadrosu ise tümüyle amatör isimlerden oluşuyor.

Çin’in Chaoshan (Teochew) bölgesinin kültürüne ve Güneydoğu Asya’ya göç eden Çinlilerin tarihine bir bakış niteliğindeki “Büyükanneme Aşk Mektupları”nda, yaşlı bir Chaoshanlı kadın olan ve sakin bir hayat süregelen Ye Shurou’yu tanıyoruz. Borç batağındaki torunu Xiaowei, ailenin haberi olmadan Tayland’a giderek yıllardır ortalıkta görünmeyen ve zengin olduğu söylenen dedesini bulmaya çalışıyor. Ancak araştırmaları sırasında büyük bir gerçek ortaya çıkıyor: Dede yıllar önce ölmüştür ve dahası, büyükannenin yıllardır kocasından geldiğini düşündüğü mektupları yazan aslında başka biridir. Bu keşif, yarım asır boyunca gizli kalmış bir aşk, sadakat ve fedakârlık öyküsünün kapısını aralar.

Genç kuşaklara tarihsel anımsatma

Yalnızca bir ailenin sırrını çözmekle yetinmeyen, Çinli göçmenlerin Tayland ve Güneydoğu Asya’daki yaşamlarını, memlekete duyulan özlemi ve kuşaklar arası bağlantıları da anlatan “Büyükanneme Aşk Mektupları”, Teochew lehçesiyle örülmüş, amatör oyuncuların doğal performanslarının dikkat çektiği, duygusal samimiyetin tavan yaptığı bir film. Zamanın aşındırmadığı duygular üzerine kurulmuş, yerel bir öyküyü evrensel bir insanlık anlatısına dönüştüren filmin merkezinde ise yurtdışındaki Çinlilerin ailelerine gönderdikleri “qiaopi” adı verilen mektup ve havaleler yer alıyor.

Yönetmen Hongchun Lan, senaryoyu hazırlarken Güneydoğu Asya’daki denizaşırı Çinliler üzerine yaptığı saha araştırmalarından ve gerçek yaşam öykülerinden yararlanırken, “qiaopi” olgusunu da tarihin tozlu raflarından indirip gözler önüne seriyor, özellikle genç kuşaklara tarihsel bir anımsatmada bulunuyor. Yaklaşık 1,5 milyon yuan civarındaki küçük bütçeli yerel bir filmin unutulmuş bir tarihsel gerçeği tekrar sahneye çıkarması ve filmin büyük reklam kampanyalarıyla falan değil, doğrudan doğruya dilden dile dolaşarak büyük gişe başarısına ulaşması Çin’de çok sık rastlanan bir şey değil.

Arşivlerdeki 160 bin mektup

Qiaopi, alışılmış türde bir mektup değil, yurtdışındaki Çinli göçmenlerin ailelerine gönderdikleri mektup ile para havalesinin birleşiminden oluşan özel bir iletişim sistemi olarak biliniyor. Özellikle 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın sonlarına kadar özellikle Guangdong ve Fujian başta olmak Güney Çin bölgelerinden Güneydoğu Asya’ya göç eden milyonlarca Çinlinin aile bağlarını sürdürmesinde hayati bir rol oynayan “qiaopi”, kısaca “göçmen mektubu” anlamına geliyor. Pratikte mektubun içinde ya da ona bağlı olarak para da gönderildiği için aynı zamanda birer havale kaydı da olan bu belgeler, günümüz tarihçilerince olağanüstü bir kaynak olarak kabul ediliyor. Qiaopiler sayesinde tarihçiler, Çin’den Güneydoğu Asya’ya göçün gerçek boyutlarını, Tayland, Singapur, Malezya, Endonezya ve Filipinler’deki Çinlilerin günlük yaşamını, aile ilişkilerini, göçmenlerin ekonomik katkılarını birinci elden öğrenme fırsatı buluyorlar. Özellikle Chaoshan bölgesinde birçok ailenin yıllar boyunca geçimini tamamen bu havaleler sayesinde sürdürdükleri, hatta bazı bölgelerde inşa edilen evlerin ve okulların önemli kısmının qiaopi yoluyla gelen paralarla finanse edildiği belirtiliyor.

Guangdong ve Fujian arşivlerinde günümüze ulaşan 160 binden fazla qiaopi belgesinin olduğu düşünülürse, bu belgelerin dünya göç tarihi ve Çin diasporasının geçmişi açısından önemi de göz önüne alındığında, UNESCO’nun 2013 yılında “Dünya Belleği” listesine alınmaları pek şaşırtıcı değil. “Büyükannemin Aşk Mektupları” filmi de doğrudan bu mirastan besleniyor ve filmdeki duygusal etkiyi anlamak için giaopi kültürünü de bilmek gerekiyor.