CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Çin, 1 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe giren sıfır gümrük vergisi kararıyla Afrika politikasında yeni bir aşamaya geçti. Çin Gümrük Tarifeleri Komisyonu tarafından açıklanan düzenleme, Pekin ile diplomatik ilişkisi bulunan 53 Afrika ülkesinin tamamını kapsıyor. Bu ülkelerin büyük çoğunluğunun Birleşmiş Milletler’in “En az gelişmiş ülkeler” kategorisinde olması dünyanın en büyük pazarına sahip Çin’in kıtanın kalkınma sürecine tarihi katkısı olarak kayıtlara geçti. Pekin yönetimi aynı zamanda yeni dönemde Afrika’da sadece hammadde tedarikçisi olduğu yönündeki algının dönüşümünü perçinlemeyi hedefliyor.
Çin ile Afrika arasındaki ticaret hacmi 2023’te yaklaşık 282 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti 2024’te 300 milyar dolar eşiğini aştı ve 2025’te 348 milyar dolara ulaşarak tarihî zirvesini gördü. Angola ve Nijerya petrol ihracatında öne çıkarken, Demokratik Kongo Cumhuriyeti kobalt üretiminde belirleyici oldu, Zambiya bakırda kritik rol oynadı. Güney Afrika ise daha çeşitlendirilmiş bir ihracat profili sunuyor.
Gümrük vergilerinin kaldırılması maliyet denkleminde de doğrudan bir değişim yarattı ve bu etki halen sürüyor. Kenya’nın tarım ürünleri, Etiyopya’nın tekstil sektörü, Ruanda’nın işlenmiş gıda üretimi ve Güney Afrika’nın sanayi ürünleri bu yeni düzende avantaj elde ediyor. Çin pazarına giriş maliyetinin düşmesi üretimin Afrika’da yapılmasını daha rasyonel hale getirdi ve bu eğilim güçlenerek devam ediyor. Pekin yönetiminin aldığı yeni karar yerel üretim kapasitesinin genişlemesi, istihdamın artması ve kıta içi tedarik zincirlerinin derinleşmesi anlamına gelmekte.
Yatırım da yön değiştiriyor
Çin aldığı kararlarla birlikte yatırım tarafında da yön değişimi ortaya çıktı ve bu süreç halen derinleşiyor. Çinli şirketlerin Etiyopya, Mısır ve Nijerya’da kurduğu sanayi parkları ve özel ekonomik bölgeler, bu yeni ticaret rejimiyle birlikte daha işlevsel hale geldi. Aynı zamanda üçüncü ülke yatırımcıları için Afrika’da üretip Çin’e ihracat yapmak daha uygulanabilir bir model haline geliyorTeknoloji transferi ve üretim bilgisi akışı özellikle tekstil ve hafif sanayi alanlarında daha somut biçimde hissedilmeye başladı.
Bu ekonomik hamle, küresel ticaret düzeninde yaşanan ayrışmanın ortasında şekilleniyor. ABD ve Avrupa Birliği son yıllarda riskten arınma politikalarıyla üretim ve tedarik zincirlerini yeniden düzenlemeye yöneldi. Çin ise buna karşılık alternatif ekonomik hatlar oluşturdu ve bu yönelimi güçlendiriyor. Afrika ile geliştirilen bu model, “Küresel Güney” eksenli entegrasyonun somut bir parçası olarak öne çıkıyor. Pekin yönetimi, pazarını herhangi bir siyasi koşul ileri sürmeden açarak farklı bir ticaret yaklaşımı benimsiyor.
Yapısal zorluklar aşılmayı bekliyor
Çin’in aldığı karar ve Afrika’nın iyi niyetine rağmen sahadaki yapısal sorunlar bu tablonun sınırlarını belirlemeyi sürdürüyor. Afrika’da liman kapasitesi, demiryolu bağlantıları ve sınır geçişlerindeki bürokratik süreçler ticaretin hızını doğrudan etkiliyor. Enerji arzındaki kesintiler de sanayi üretiminin sürekliliğini sınırlayan temel faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle gümrük vergilerinin sıfırlanması altyapı yatırımları desteklenmek zorunda.
Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Kenya’daki Mombasa-Nairobi demiryolu hattı ve Etiyopya-Cibuti bağlantısı gibi projeler, ihracat kapasitesini doğrudan etkileyen örnekler arasında yer aldı. Pekin yönetimin ilerleyen dönemlerde yatırımlara hız vermesi son dönemde ortaya çıkan olumlu yapısal değişime destek vermeye devam edecek. Sürecin sonucu, Afrika ülkelerinin üretim kapasitesini ne ölçüde artırabildiğine ve altyapı sorunlarını ne hızda çözebildiğine bağlı olarak şekillenecek.