Çin’de Dünya Kupası tartışması: ABD ev sahipliğine uygun mu?

Senegal ve Özbekistan milli takımlarının ABD’ye varışlarında üstleri eğitimli köpeklerle arandı ve potansiyel suçlu muamelesi gördüler; aynı saatlerde gelen Hollandalılara herhangi bir arama yapılmadı… Afrika kıtasının en iyi hakem olarak gösterilen Somalili Omar Artan, diplomatik pasaportu olmasına rağmen ABD’ye sokulmadı, ülkesine geri gönderildi… Irak takımının fotoğrafçısı, geçerli vizesi bulunmasına rağmen girişte engellendi… Japonya milli takımı, elverişsiz koşullar nedeniyle kamp yerini değiştirmek zorunda kaldı… İran milli takımının, maçlarını oynayacağı ABD’de kamp yapmasına izin verilmedi, her maç öncesi Meksika’dan gelecekler ve ABD’de kalmalarına izin verilmediği için aynı gün geri dönecekler… İran teknik heyetinden 14 görevliye vize verilmedi… Faslı taraftarların yüzde 90’ı, ellerindeki maç biletlerine rağmen vize alamadı… İsviçre’nin yıldız forveti, Kamerun asıllı Embolo’ya ABD’ye giriş ini verilmedi…

Uruguay milli takımının Arjantinli teknik direktörü Bielsa şöyle bir öngörüde bulunuyor: “Herkes tesislerden, organizasyondan, antreman tesislerinden ve havaalanlarından, ayrıca oyuncuların, fotoğrafçıların, hakemlerin, antrenörlerin engellenmesinden şikayet ediyor. Bu tarihin en kötü dünya kupası olacak.”

Ve herkesin aklında şu soru: “ABD, dünyanın bir parçası olmak istemiyorsa, dünyayı birleştirmeyi amaçlayan bir şampiyonaya neden ev sahipliği yapıyor?”

ABD’nin yol açtığı skandallar

2026 Dünya Kupası’nın açılış karşılaşması Meksika-Güney Afrika maçına sayılı saatler kala, dünya ırkçılığın ve üçüncü dünya ülkelerine yönelik ayrımcılığın damga vurduğu ABD skandallarıyla çalkalanıyor. İlk kez 48 takımla düzenlenen turnuvaya katılamamanın burukluğunu yaşayan ve futbol sevdalısı bir ülke olan Çin’de de bu skandallar yeterince yankılanıyor. Çinli yorumcular, ABD’nin ev sahipliği, vize, göçmenlik ve giriş denetimleriyle ilgili geniş tartışmalar yapıyor, ABD’nin sıkı vize ve sınır politikalarının, futbolcuların, görevlilerin ve taraftarların turnuvaya erişimini zorlaştırdığı vurgulanıyor.

Özellikle Somalili FIFA hakemi Omar Artan’ın geçerli vizesi olmasına rağmen ABD’ye alınmaması Çin medyası ve sosyal medya platformlarında büyük tepki çekti. “Küresel bir turnuvanın ev sahibi ülkesinin siyasi tutumunun ve güvenlik politikalarının sporun önüne geçtiği” belirtilirken, ABD’ye tavır alamayan ve hakemini savunmayan FIFA da tepkilerin odağına yerleşti. Çinli yorumcuların yoğun biçimde “ABD gerçekten uygun bir ev sahibi mi?” tartışması yaptığı görülüyor ve ABD’nin ev sahipliğinin bazı yapısal sorunlar yarattığı sıkça dile getiriliyor. Göç ve sınır politikaları, yüksek güvenlik önlemleri, taraftarların ABD’ye girişindeki belirsizlikler, siyasi gerilimlerin turnuvaya yansıması, bilet ve seyahat maliyetlerinin yüksekliği, Çin’deki yorumlarda sıkı sık şu soruyu gündeme getiriyor: “Dünyanın en kapsayıcı futbol organizasyonu olarak sunulan bir turnuva, bazı ülkelerin vatandaşları için fiilen erişilmez bir hale mi geliyor?” Bu sorunun ve ardındaki temanın yalnızca Çin medyasında değil, uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarında da yer aldığını belirteyim.

Bununla birlikte Çin’deki ana akım devlet medyası, özellikle Çin Merkezi Televizyonu, tartışmalara yer vermekle birlikte tamamen olumsuz bir çizgide de değil. Çin, FIFA’yla yayın anlaşmasını yeniledi ve turnuvayı geniş biçimde yayınlamaya hazır durumda. Dolayısıyla resmi yayınlarda hem Meksika ve Kanada’ya da yayılan organizasyonun büyüklüğü hem de ABD’deki vize ve erişim sorunları birlikte ele alınıyor.

Çinli internet kullanıcıları ise daha eleştirel yorumlarda bulunuyor. Özellikle “Dünya Kupası herkes için olmalı”, “Diplomatik vizesi olan hakemin bile ABD’ye alınmaması kabul edilemez”, “ABD spor etkinliklerini siyasetten ayıramıyor”, “Dünya Kupası küresel bir etkinlikse, neden milyonlarca taraftarın katılımı siyasi kararların insafına bırakılıyor?” gibi görüşlerin öne çıktığı tartışmalarda bazı yorumcular da güvenlik gerekçeleriyle ABD’nin sıkı denetim uygulamasını savunuyor.

Çinli internet kullanıcıları arasında turnuvanın ABD merkezli ekonomik çıkarlar doğrultusunda şekillendiğini öne sürenler de var, maçların çoğunluğunun ABD’de oynanmasını eleştirenler de… FIFA’nın ABD’ye fazla bağımlı olduğunu dile getirenler, “Futbol değil jeopolitik önem kazandı” diyenler de fazlasıyla mevcut.

Daha başlamadan bir dizi skandalla anılır hale gelen 2026 Dünya Kupası’nda dünyanın her köşesindeki milyonlarca futbolseverin ortak arzusu ise Uruguaylı ölümsüz yazar Eduardo Galeano’nun şu sözlerinde dile gelecek eminim ki: “Ben basit bir futbol dilencisiyim. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum: ‘Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!’”