Türkiye

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Biz bu yola sinsi oyunları bozmak için çıktık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, 'Terörsüz Türkiye Süreci'ne ilişkin "23 Nisan resepsiyonda da belirttiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır. Süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kut'ül Amare Zaferi, Çanakkale Zaferi'mizle milletimizin mücadele azminin yanı sıra ordumuzun kurmay zekasını ortaya koyan muhteşem bir askeri başarı hikayesi olarak ortaya çıkmıştır." dedi.

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye Yüzyılı"nın inşası için gecesini gündüzüne katan yol arkadaşlarını selamladı.

Gönül ve kültür coğrafyasının farklı köşelerinde başları dik, alınları ak bir şekilde hayat mücadelesi verenleri de selamlayan Erdoğan, "Uluslararası kuruluşların sessiz bakışları altında maruz kaldıkları onca barbarlığa, zulme ve soykırıma rağmen 'Susarsak eğer taşları sıkacağız, acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz. Mazimiz önümüzde uzanıyor, yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda' diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin'in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyor, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum." diye konuştu.

Kut'ül Amare Zaferi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, tarihin iftihar vesilelerinden biri olan Kut'ül Amare Zaferi'nin 110. yıl dönümünü idrak ettiklerini anımsattı.

Bu destansı zaferin 110. seneidevriyesinde, Selman-ı Pak ve Kut çarpışmaları başta olmak üzere 1. Cihan Harbi'nin tüm cephelerinde kahramanca mücadele eden askerleri rahmetle yad eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aynı şekilde tarih boyunca İ'la-yı kelimetullah uğrunda feda-i can eyleyen aziz şehitlerimizi tazimle anıyor, Rabbim cümlesinin ruhunu şad, mekanını inşallah cennet eylesin diyorum. Kut'ül Amare Zaferi, Çanakkale Zaferi'mizle milletimizin mücadele azminin yanı sıra ordumuzun kurmay zekasını ortaya koyan muhteşem bir askeri başarı hikayesi olarak ortaya çıkmıştır. Kut Zaferi ile Bağdat'ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1. Dünya Savaşı'nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde, başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subay ile toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır.

Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa bakınız askerlerini nasıl tebrik etmiştir: 'Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında, şühedamızın ruhları şad-ü handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum'. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken, onlara aynı zamanda şunları emrediyordu: '18. Kolordunun aslan yürekli erleri, Cenabıhakk'a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut'ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.' Evet, Kut'ül Amare Zaferi işte böyle karşılanmış, tarihimize şanla, şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak milli hafızamızda yerini almıştır."

"Sadece Kut'ül Amare'de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale'de de şahit oluyoruz..."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut Zaferi'nin, belli kesimler tarafından şimdilerde tekrar köpürtülen 'I. Dünya Savaşı'nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi' yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biri olduğunu vurguladı.

Kut halkının Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olduğunu, hatta bu uğurda pek çok şehit verdiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mesela köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenciye Seyyidleri, Niayn Seyyidleri, Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Yine tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, bizim sık sık altını çizdiğimiz, Türk, Kürt, Arap ittifakının ne kadar stratejik önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut'ül Amare'de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale'de de şahit oluyoruz, Saraybosna'dan, Üsküp'ten, Bakü'den, Kudüs'ten, Bağdat'tan, Şam'dan, Halep'ten nice kardeşimiz Çanakkale'de ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş, kara toprağı al kanlarıyla birlikte sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur. Aynı hakikat Kut'ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği çok net görülmüştür."

"Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin özellikle diliyle konuşmak, barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz."

Türkiye'nin, Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşmasının, ortak tarih ve ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmasının tenkit edilecek değil, aksine takdir edilecek, desteklenecek, övülecek bir politika olduğunu vurgulayan Erdoğan, mazi gibi istikbalin de müşterek olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Artık şunu herkes bilsin ve anlasın, nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale'de, Kut'ül Amare'de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş, dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere 'eyvallah' demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat biz zafer marşlarımızı, kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz."

Halil Kut Paşa ile 110 sene önce kazanılan Kut'ül Amare Zaferi'ndeki emeği geçen subayları, şehitleri ve gazileri anan Erdoğan, Kut'ül Amare Zaferi'nin 110. yıl dönümünü de kutladı.

Erdoğan, AK Parti'nin kuruluşun 25. yıl dönümüne adım adım yaklaşılırken, ilk günkü aşkla, heyecanla millete hizmet ettiklerini belirtti.

Yunus Emre'nin "Bir gönülü yaptın ise/Er eteğin tuttun ise/Bir kez hayır ettin ise/Binde bir ise az değil" dizelerine atıfta bulunan Erdoğan, kendilerinin de gönüller yapmak, gönüller kazanmak, eser ve hizmet siyasetiyle vatandaşların gönlüne girmek için canla başla çalıştıklarının altını çizdi.

"Hedefimiz, evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde gerçekleştirilen "Ev Sahibi Türkiye" kura çekim törenini hatırlatarak, önemli bir adım attıklarını söyledi. Erdoğan, 24 Ekim 2025'te 81 vilayete "500 bin sosyal konut" kazandıracak "100 Yılın Konut Projesini" kamuoyu ile paylaştıklarını anımsattı.

Vatandaşların bu konut projesine yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Erdoğan, 500 bin konut için yaklaşık 8 milyon kişinin başvuru yaptığını aktardı.

Erdoğan, vatandaşların itimadına layık olmak için kolları sıvadıklarını ve 29 Aralık 2025'te kura süreçlerini başlattıklarını, 4 ay gibi rekor sürede 81 ilde noter huzurunda şeffaf şekilde 500 bin hak sahibinin belirlendiğini anlattı.

Ankara'dan İzmir'e, Gaziantep'ten Trabzon'a, Çorum'dan Hatay'a kadar on binlerce aileyi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşamasının tamamlandığını belirten Erdoğan, şunları ifade etti:

"Şimdi hedefimiz, evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ila 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız. Projeyle ayrıca ilk kez İstanbul'da kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz. İstanbul'umuza 100 bin konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ'den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kurada ismi çıkan vatandaşlarımızın gözleri aydın olsun diyorum, yeni yuvalarında inşallah güle güle otursunlar. Kurada ismi çıkmayan vatandaşlarımız da üzülmesinler. Biz sadece TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 760 bin konut üretmiş bir iktidarız. Biz 455 bin konut ve iş yeri yaparak 6 Şubat Asrın Felaketi'nin izlerini 3 yıl gibi kısa sürede büyük oranda silmiş bir kadroyuz. Biz İstanbul'da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başarmış bir hükümetiz."

Önce 500 bin konutu yapacaklarını, ardından da eserlerine yenilerini ekleyeceklerini söyleyen Erdoğan, Türkiye'ye ve Türk milletine sevdalı olduklarını, "Hizmet edenin izzet bulur" prensibinin siyasetteki pusulaları olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz. Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Biz bunların hiçbirinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Bizi arayan açılışta bulur, şantiyede bulur, devasa yatırımların temelini atarken, bitmiş eserleri hizmete açarken buralarda bulur, iş ve icraat üretirken bulur. Bizi arayan milletimizin gönül sarayının baş köşesinde bulur. Bizi arayan bu milletin derdiyle dertlenirken, sevincine ortak olurken bulur."

Bugüne kadar gerçekleştirilen konut projelerinin ve muhalefetin tutumunun anlatıldığı videonun gösterilmesinin ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın vizyonu budur. İşte Türkiye'nin son 23 yılda şehircilikte ulaştığı seviye budur. Hepsinden önemlisi siyasette itibar işte böyle kazanılır. İşte böyle korunur. Milletin gönlüne lafla, polemikle, tehditle, şantajla değil, işte böyle eserle, hizmetle, yatırımla, icraatla girilir. Milletimiz bize inansın, güvensin. Biz bu güveni evelallah boşa çıkarmadık, çıkarmayız. Rabb'im ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeklere dönüştürmeye devam edecek, inşallah daha nice yıllar ülkemize hizmet bahtiyarlığına nail olacağız."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim CHP'deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne niyetimiz, doğrusunu söylemek gerekirse ne de bunlara ayıracak vaktimiz var, midemiz var." dedi.

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, siyasetlerinde, şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da "çözümsüzlük çözümdür" anlayışına yer olmadığını söyledi.

Son 23 yıldır büyük küçük demeden milletin her türlü derdiyle ilgilendiklerini, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştıklarını dile getiren Erdoğan, hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attıklarını, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdiklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup, sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik. Yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. 'Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız, hepinizden hesap soracağız' gibi antidemokratik yollara asla tevessül etmedik." ifadelerini kullandı.

"Yıllardır bizi basın özgürlüğü konusunda topa tutanların iki yüzlü tavrına kısa bir parantez açmak istiyorum." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz hafta sonu İstanbul'da 100 bin konutun kura çekim törenini yaparken aynı saatlerde CHP Genel Başkanı belediye başkanlarıyla toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı, yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu. Son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı, Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba, dinleyenler muhatap oldu. Bir defa şu derin çelişkiyi herkes görüyor: yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor, rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor."

"Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllarca basın özgürlüğünden, farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan, eleştirilere kulak vermekten bahsedenlerin daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladıklarını belirterek, "Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim: beyler, cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz. Kabul etseniz de, etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok." diye konuştu.

Gazetelerin CHP'nin basın bülteni gibi çıktığı, ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği ve aykırı seslerin susturulduğu günlerin artık geride kaldığını vurgulayan Erdoğan, "Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır." değerlendirmelerinde bulundu.

"Cenabıallah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin"

Her gün yeni bir skandalın patlak verdiğini dile getiren Erdoğan, CHP yönetiminin aklına, iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmanın geldiğini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Beyefendilerin aklına para kuleleriyle baklava kutularıyla mücadele değil, bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. 'Yolsuzluklardan arınalım, Gazi'nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım' gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Yahu ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlüğü olsun? Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir öz eleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın, bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenabıallah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin. Biz yoğun mesaimiz arasında esasen bunlara nefes ve vakit harcamayı tamamen israf olarak görüyoruz. Bizim CHP'deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne niyetimiz, doğrusunu söylemek gerekirse ne de bunlara ayıracak vaktimiz var, midemiz var."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması sırasında kendisine, "Tayyip dede, seni seviyorum." şeklinde seslenen bir çocuğa, "Ben de seni seviyorum." diyerek karşılık verdi.

Bir taraftan 500 bin sosyal konutun kurasını çektiklerini, bir taraftan da Türkiye'yi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek adımlar attıklarını ifade eden Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı'nda Yatırımlar İçin Güçlü Merkez şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında Meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz, 'istikrar adası' vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi, üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek, Türkiye'nin rekabet gücünü artırmaktır." diye konuştu.

"Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik şahlanışlarının bir diğer lokomotifinin Terörsüz Türkiye süreci olduğuna işaret ederek, Türkiye'ye maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüklerinde Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün daha da hızlanacağını vurguladı.

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Maruz kaldığımız tüm gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte 18. ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında, siyasi partilerimizin de desteğiyle, Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar, açık söylüyorum, gerçeklerle değil, tamamen vehimleriyle hareket etmektedir.

23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi, olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir. Süreç, olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Çünkü biz bu yola İttifak olarak Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil, Türkiye'nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar, sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Birbirimize, kulaklarımızla birlikte kalplerimizi de açtığımızda inanıyorum ki bu yolculuk daha kolay, daha hızlı olacak."

Bölgenin içinden geçtiği sancılı dönemde sürece katkı veren herkesin tarihe adını kaydettireceğini vurgulayan Erdoğan, "Aynı şekilde süreci zorlaştıran, süreci yokuşa süren, tahrik eden her türlü girişim de tarih karşısında sorumlu olacaktır. Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden özenle kaçınmasını bekliyoruz. Cumhur İttifakı olarak, bu ülkenin bagajlarından kurtulması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz." dedi.

"Ana muhalefetin Meclisi tıkamasına, yasama faaliyetlerini engellemesine müsaade edemeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla görüşmelerinde, halkın kendilerinden hizmet, proje, eser ve dertlerine derman olacak reçeteler beklediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Hiçbirimizin, hangi sebeple olursa olsun, milletin umutlarını boşa çıkarma lüksüne sahip olmadığını tekraren dile getirmek isterim. Eğer milletimiz bizi buraya kendisini temsil etmek üzere gönderdiyse, bu kutsal görevimizi bahane aramadan, engellere takılmadan, muhalefetin tuzaklarına düşmeden layıkıyla icra etmek zorundayız. Özellikle siyaseti engel çıkarmak olarak gören ana muhalefetin Meclisi tıkamasına, yasama faaliyetlerini engellemesine müsaade edemeyiz. Şunu lütfen unutmayın, biz bu yüce çatı altında seçim çevremizle birlikte hangi partiye gönül vermiş olursa olsun 86 milyonun tamamına hizmet etmek için varız. Sizlerin çalışması demek, Meclisin çalışması demektir. Gerek komisyon gerekse Genel Kurul boyutuyla Yüce Meclisin, yasama vazifesini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmasını sağlamak, iktidar partisi olarak bizim asli görevimizdir. Sizlerden bu vazifeyi partimize ve değerlerimize yakışır biçimde en güzel ve en verimli şekilde yerine getirmenizi bekliyorum. Rabb'im yar ve yardımcınız olsun."