Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), 2001’de kuruluşundan bu yana geçen çeyrek asırda, Asya merkezli bir girişim olmaktan çıkarak Avrasya’nın geniş bir bölümünü içine alan dev bir işbirliği ağına dönüştü. Bugün dünyanın en geniş coğrafyasını kapsayan, en kalabalık nüfusa sahip ve kalkınma potansiyeli en yüksek bölgesel yapılarından biri olan ŞİÖ, 25. yılını uluslararası dengelerin hızla değiştiği bir dönemde kutluyor.
Örgütün temel yaklaşımını oluşturan “Şanghay Ruhudir. Örgütün kuruluş ve gelişim süreci çok kutupluluk ve uluslararası ilişkilerin demokratikleşmesi eğilimiyle birebir örtüşüyor. Tek kutuplu hegemonyaya ve soğuk savaş döneminden kalan rekabet anlayışına açıkça karşı çıkan ŞİÖ, Birleşmiş Milletler (BM) merkezli uluslararası yapının korunmasını da savunuyor.
2025 yılındaki “ŞİÖ+” toplantısında gündeme getirilen Küresel Yönetişim İnisiyatifi ise örgütün, bölgesel meselelerin ötesine geçerek küresel yönetişimde daha aktif bir rol üstlenme iradesini ortaya koyuyor. Bu çerçevede ŞİÖ, hem Küresel Güney ülkelerinin uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesine katkı sunarken, hem de uluslararası düzenin daha adil ve makul bir yapıya kavuşmasını hedefliyor.
Şanghay İşbirliği Örgütüğu, 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın oluşturduğu “Şanghay Beşlisişladı. Başlangıçta sınır bölgelerinde askerî güvenin artırılması ve silahsızlanmayı hedefleyen bu girişim, zaman içinde siyaset, ekonomi ve güvenlik başlıklarını da kapsayan bir örgüte dönüştü. Özbekistan’ın 2001 yılında katılımıyla resmen örgütsel bir kimlik kazanan ŞİÖ, ilk kez “terörizm, ayrılıkçılık ve köktencilik” ile ortak mücadeleyi kurumsal bir zemine oturttu.
Pakistan ve Hindistan’ın 2017’de, İran’ın 2021’de, Belarus’un ise 2024’te tam üye olmasıyla örgütün üye sayısı 10’a yükseldi. Afganistan ve Moğolistan gözlemci ülke konumunda bulunurken; Türkiye, Azerbaycan, Suudi Arabistan ve Katar’ın da aralarında bulunduğu 15 ülke diyalog ortağı olarak ŞİÖ ile ilişkilerini sürdürüyor. Örgütün genel sekreterliği görevini ise 1 Ocak 2025’ten itibaren Kazakistan eski Savunma Bakanı Nurlan Yermekbayev yürütüyor.
Türkiye’nin ŞİÖ serüveni
Türkiye, 2012 yılında ŞİÖ’ye diyalog ortağı olarak dahil oldu. NATO üyesi bir ülke olarak Ankara’nın Avrasya merkezli oluşumlarla ilişkilerini geliştirme arayışı, dış politikada farklı kanalları açık tutma yaklaşımının bir parçası olarak görülebilir. Türkiye, Batı ittifakıyla bağlarını koparmadan Asya’daki ekonomik ve siyasi oluşumlarla da temaslarını artırmaya çalışıyor. 2017’de ŞİÖ Enerji Kulübü’nün dönem başkanlığını üstlenen Türkiye, üye olmayan bir ülke olarak bu görevi alan ilk ülke oldu ve tarihe geçti.
2022’de Semerkant Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı düzeyinde katılım ve 2025’te Tianjin’deki ŞİÖ+ Zirvesi’nde şeref konuğu olarak yer alması, Türkiye’nin ŞİÖ nezdindeki ağırlığını giderek artırdığını gösteriyor. Özellikle terörle mücadele, enerji arz güvenliği ve ulaşım bağlantıları gibi alanlarda ŞİÖ ile ortak paydada buluşan Türkiye, bu yapıyı hem Batı ile ilişkilerinde bir denge unsuru hem de Orta Asya ve Kafkasya’daki ilişkilerini destekleyen bir platform olarak görüyor.
25. yılını kutlayan ŞİÖ’nün önümüzdeki dönemde karşılaşacağı belki de en büyük sınav, üye ülkeler arasındaki farklı jeopolitik çıkarları uzlaştırabilme kapasitesi olacak. Geniş coğrafyası ve farklı siyasi sistemleri bir araya getiren mevcut yapısıyla ŞİÖ, uluslararası işbirliği açısından dikkatle izlenen bir örnek oluşturuyor.
Türkiye açısından ise ŞİÖ, yalnızca bir diyalog platformu olmanın ötesinde, çok kutuplu dünya düzeninde yeni denklemler kurma potansiyeli taşıyan ve yeni işbirliği imkanları aranan stratejik bir platform niteliği taşıyor. ŞİÖ ile ilişkilerin geliştirilmesi, Ankara
ŞİÖ’nün 25 yıllık serüveni, bölgesel örgütlerin yalnızca güvenlik odaklı yapılar olmaktan çıkarak, ekonomik entegrasyon ve kültürel işbirliği gibi alanlarda da nasıl dönüşebileceğinin önemli bir örneği olarak tarihteki yerini alıyor. Önümüzdeki 25 yıl, bu dönüşümün küresel boyutta ne kadar ileriye taşınabileceğini hepimize gösterecek.