Haber Merkezi
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının dördüncü haftasında, Amerikan ordusu içinde giderek büyüyen bir huzursuzluk dalgası yaşanıyor.
Üst düzey askeri yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, aktif görevdeki askerler arasında vicdani ret başvurularında tarihi bir artış olduğunu duyurdu. Askerler, operasyonun hedeflerini sorgularken, “İsrail için ölmek istemiyoruz” ifadesi sosyal medyada ve askeri mahkemelere yapılan başvurularda sıklıkla tekrarlanıyor.
Vicdani ret başvurularında yüzde 1000’lik sıçrama
Askerlerin haklarını savunan Vicdan ve Savaş Merkezi (Center on Conscience and War) verilerine göre, geçmiş yıllarda yıllık ortalama 50 ila 80 asker tarafından başvurulan vicdani ret yardım hattına 2026 Mart ayı itibarıyla yalnızca üç haftada 500’den fazla başvuru yapıldı.
Kuruluş, bu rakamın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1000’lik bir artış anlamına geldiğini belirtti.
Merkez yetkilileri, “Neredeyse her gün en az bir aktif görevli askerle görüşüyoruz. Başvuruların büyük kısmı, konuşlandırma emirlerini yeni alan ya da önümüzdeki hafta içinde bölgeye sevk edileceği bildirilen Kara Ordusu, Donanma ve Deniz Piyadeleri personelinden geliyor” açıklamasını yaptı.
Askerlerden çarpıcı itiraf: “Siyasi piyon olmak istemiyoruz”
Görüşlerine başvurulan rütbeli bir yedek subay, yaşanan moral çöküntüsünü şu sözlerle özetledi: “Görüştüğüm onlarca asker aynı şeyi söylüyor: ‘İsrail için ölmek istemiyoruz, siyasi piyon olmak istemiyoruz.’ Bu artık bir rütbe ya da birlik meselesi değil; her kademeden personelde aynı tepki var.”
Askerlerin başvurularında gerekçe olarak savaşın “net bir stratejiden yoksun olması” ve “siyasi çıkarlar için yürütülen bir çatışmaya alet edilmek” istemedikleri öne çıkıyor.
Bazı başvurularda, operasyonun yalnızca belirli bir ülkenin güvenlik gündemine hizmet ettiği yönündeki endişeler açıkça dile getiriliyor.
Kırılma noktası: Minab okul saldırısı
Vicdani ret başvurusunda bulunan askerlerin büyük çoğunluğu, dönüm noktası olarak 28 Şubat’ta İran’ın Minab kentinde bir okula düzenlenen saldırıyı gösteriyor. Saldırıda çoğu kız çocuğu 175’ten fazla sivil hayatını kaybetmişti.
Başvurulardan birinde yer alan ifadeye göre, “Bu tür eylemlerin savaşa olan inancı tamamen sarstığı” belirtiliyor.
Askeri mahkemelere sunulan dilekçelerde, emirlerin uluslararası hukuka ve savaş hukukuna aykırı olduğu gerekçesiyle görevi reddetme talebi öne sürülüyor.
Sahadaki zayiatlar ve felaket senaryosu
Savaşın dördüncü haftasında ABD’nin açıkladığı resmi verilere göre, çatışmalarda 13 Amerikan askeri hayatını kaybetti, en az 232 asker yaralandı. Kayıpların artması, özellikle kara birlikleri arasında endişeyi büyütüyor.
Bölgedeki bir askeri yetkili, isminin gizli tutulması kaydıyla yaptığı açıklamada “Olası bir kara harekâtı tam bir felaket olur. Bunun için elimizde bir plan bile yok. Şu anda tek bir üssü bile tam anlamıyla savunamayacak durumdayız. Askerlerin motivasyonu ise dibe vurmuş durumda.” ifadelerini kullandı.
USS Gerald R. Ford’da şüpheli yangın
Bölgede konuşlu USS Gerald R. Ford uçak gemisinde geçtiğimiz günlerde çıkan yangın da ayrı bir tartışma yarattı.
Çamaşırhanede başladığı bildirilen yangının “personel tarafından kasıtlı çıkarılmış olabileceği” iddiası İran basınında geniş yer buldu.
ABD Deniz Kuvvetleri yangının “teknik arıza” sonucu çıktığını açıklasa da, gemideki görev süresinin uzaması nedeniyle moral bozukluğu yaşandığı biliniyor. Asker aileleriyle yapılan görüşmelerde, personele izin verilmemesinin ve konuşlandırma sürelerinin belirsizliğinin huzursuzluğu artırdığı vurgulanıyor.
Irak ve Afganistan sendromu
Uzmanlar, yaşanan moral çöküntüsünün yalnızca bu savaşa özgü olmadığını, Irak ve Afganistan’daki uzun soluklu çatışmaların askerlerin hafızasında yarattığı “bataklık sendromu” ile yakından ilgili olduğunu belirtiyor.
Sosyal medya ve askeri forumlarda genç askerlerin, geçmiş savaşların başarısızlıklarına dair bilgiye daha kolay erişebildiği, bunun da motivasyonlarını ciddi şekilde etkilediği ifade ediliyor.
Askeri yetkililer, vicdani ret başvurularındaki artışın önümüzdeki haftalarda daha da büyüyebileceği uyarısında bulunuyor.