Haber Merkezi
Washington Post'un konuya yakın askeri kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Donald Trump ve yönetimi, ABD'nin NATO ittifakındaki askeri varlığını azaltıyor.
Buna göre, NATO güçlerini eğitmeyi hedefleyen "Mükemmeliyet Merkezleri" dahil ittifak bünyesindeki 30'a yakın birimde ABD askeri personel sayısı düşürülecek.
Karar sembolik mi, yapısal mı?
Habere göre, NATO’nun “Mükemmeliyet Merkezleri” de dâhil olmak üzere yaklaşık 30 birimde ABD askeri personel sayısı azaltılacak ve görev süresi sona erenlerin yerine yeni atama yapılmayacak. İlk bakışta yaklaşık 200 kişiyi kapsayan bu planlama sınırlı bir sayı gibi görünebilir. Ancak mesele rakamdan ziyade hangi alanlardan ve hangi mekanizmalardan çekilme yaşandığı.
Enerji güvenliği, deniz savaşları, istihbarat ve özel operasyonlar gibi NATO’nun stratejik beyin gücünü oluşturan alanlarda ABD personelinin azaltılması, ittifakın karar alma ve kapasite geliştirme süreçlerinde Washington’un ağırlığını bilinçli olarak düşürmesi anlamına geliyor. Bu, ABD’nin NATO’ya olan bağlılığını “sahadaki uzmanlık ve kurumsal hafıza” üzerinden zayıflatan bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Trump dönemi NATO yaklaşımının devamı
Bu adım, Donald Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirel yaklaşımının devamı niteliğinde. Trump, başkanlığı döneminde NATO’yu sık sık “ABD için mali yük” olarak tanımlamış, Avrupalı müttefikleri savunma harcamalarını artırmadıkları gerekçesiyle sert şekilde eleştirmişti.
Uzmanlara göre, hersonel azaltımı, bu bakış açısının kurumsal bir yansıması.
ABD'nin, NATO’nun “beyin ve omurga” rolünü üstlenmekten giderek kaçındığı, ittifak içindeki liderlik sorumluluğunu paylaşmaktan ziyade geri çekilmeyi tercih ettiği yönündeki değerlendirmeler ağırlıkta.
“Geri Çekilme” mi, “Yeniden Konumlanma” mı?
Eski Biden yönetimi yetkilisi Lauren Speranza’nın “geri çekilmeyle beyin göçü yaşanacak” uyarısı da dikkat çekiyor.
NATO’daki Amerikan personelinin yalnızca askeri kapasite değil; aynı zamanda saha tecrübesi, doktrin aktarımı ve kriz yönetimi refleksi anlamına geldiğini belirten uzmanlar, bu açıdan bakıldığında, ABD’nin attığı adımın klasik bir askeri geri çekilmeden ziyade, ittifak içi etki alanını daraltma ve önceliklerini NATO dışı coğrafyalara (Hint-Pasifik, Çin rekabeti, iç güvenlik) kaydırma stratejisinin parçası gibi göründüğünü vurguluyor.
NATO açısından sonuçlar: Avrupa’nın yalnızlaşması mı?
ABD’nin NATO içindeki görünür ve görünmez varlığını azaltmasının, özellikle Rusya'yı tehdit olarak algılayan Doğu Avrupa ülkeleri açısından ciddi bir güvenlik kaygısı yaratabileceğine dikkat çekiliyor. Bu adım sonuç olarak;
-
Avrupa’nın stratejik özerklik arayışlarını hızlandırabilir,
-
Almanya ve Fransa gibi ülkelerin savunma liderliği iddiasını güçlendirebilir,
-
Ancak kısa vadede NATO içinde koordinasyon ve caydırıcılık zafiyeti riskini de artırabilir.
Çatırdama var, kopuş henüz yok
Trump, dün Beyaz Saray'da düzenlediği basın brifinginde göreve geldikten sonra NATO'nun "daha iyi bir hal aldığını" öne sürerek, NATO ile iyi ilişkilerinin olduğunu ifade etmişti.
NATO'nun "ABD'nin gücü oranında güçlü olduğunu" savunan Trump, "Eğer biz NATO'nun yanında olmazsak, NATO çok güçlü olmaz." demişti.
Pentagon’un planladığı personel azaltımı, ABD-NATO ilişkilerinde açık bir kopuştan ziyade sessiz bir çatırdamaya işaret ediyor. Washington, NATO’dan resmen vazgeçmiyor; ancak ittifak içindeki yükünü, sorumluluğunu ve liderlik rolünü kademeli olarak azaltıyor.
Bu gelişme, NATO’nun geleceği açısından kritik bir soruyu yeniden gündeme getiriyor:
ABD’siz ya da ABD’nin sınırlı angajmanıyla bir NATO mümkün mü?